
YDH- Tahran Üniversitesi'nde Amerikan Çalışmaları profesörü ve ABD-İran ilişkileri üzerine önde gelen bir analist olan Fuad İzedi, X (eski adıyla Twitter) hesabında kaleme aldığı analizinde, gündemde yer alan 14 maddelik ABD-İran çerçeve anlaşması taslağına yönelik kapsamlı ve eleştirel bir yaklaşım ortaya koydu.
Söz konusu taslağın mevcut şartlar altında Tahran yönetimi açısından ciddi riskler barındırdığını ileri süren İzedi, anlaşmanın kabul edilmesi halinde İran’ın bölgedeki en güçlü jeopolitik kaldıracı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini somut bir karşılık almadan fiilen kaybedeceğini savunuyor.
Boğazın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasının küresel petrol piyasalarında hızlı bir fiyat düşüşünü tetikleyeceğini kaydeden Profesör, bu durumun özellikle ABD iç siyasetinde ve ekonomik dengelerinde Trump yönetimine önemli bir rahatlama sağlayacağına dikkat çekiyor.
Washington'ın bu uzlaşı vasıtasıyla stratejik petrol rezervlerini takviye etmeyi amaçladığını belirten İzedi, ABD ve İsrail ittifakının askeri kapasitelerini yeniden tahkim etmek adına zamana ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
Mevcut süreci sert bir dille eleştiren analist, önerilen taslağın arka planındaki tehlikeye işaret ederek şu tespitte bulunuyor:
"Bu tablo, sadece 'saldırı, ateşkes, müzakere ve tekrar saldırı' şeklindeki o kısır döngüyü yeniden canlandırmakla kalmayacak; aynı zamanda Trump'a ileride anlaşmadan çekilmesi için bolca fırsat sunacaktır,"
İran'a yönelik yürürlükteki ağır ekonomik yaptırımların asıl yürütücüsünün Beyaz Saray değil ABD Kongresi olduğunu hatırlatan Izadi, bu hukuki yapı nedeniyle yaptırımların gevşetileceğine dair herhangi bir güvencenin bulunmadığını vurguluyor.
Ayrıca, Amerikan mevzuatındaki INARA (İran Nükleer Anlaşması İnceleme Yasası) çerçevesi uyarınca, mutabakata varılacak her metnin Kongre onayına sunulmasının zorunlu olduğunu aktaran Profesör, Washington'daki İsrail yanlısı lobilerin bu mekanizmayı kullanarak olası bir anlaşmayı kolaylıkla engelleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Mevcut ekonomik ve askeri parametreleri değerlendiren İranlı profesör, Tahran yönetiminin alelacele bir taahhüt altına girmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Hürmüz Boğazı'nın en az iki ay daha kapalı tutulmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu defaten vurgulayan analist, ülkenin son dönemdeki petrol satış performansının bu kapalılık döneminin getireceği mali yükleri karşılayabilecek düzeyde olduğunu belirtiyor.
İzedi, ekonomik sürdürülebilirlik adına alternatif bir model de önererek, boğazı kullanan ticari gemilerden geçiş ücreti alınmaya başlanmasını, bu yolla elde edilecek gelirin uzun vadede ülkenin geleneksel petrol ihracatı gelirlerini dahi aşabileceğini öngörüyor.
Olası bir askeri gerilim senaryosuna da değinen İzedi, Tahran'ın caydırıcılık stratejisini yeniden şekillendirmesi gerektiğini savunarak, bölgedeki kritik altyapı tesislerinin hedef haritasının önceden ilan edilmesi önerisinde bulunuyor.
Analiste göre, ABD veya İsrail'den gelebilecek olası bir saldırıya verilecek yanıtın sembolik adımlarla sınırlı kalmaması gerekiyor. Uzun süreli ve geniş çaplı bir üretim kesintisinin ise küresel enerji piyasalarında arz baskısını artırarak petrol fiyatlarını yüksek seviyelerde tutabileceği değerlendiriliyor.
İzedi, bu durumun bölgesel enerji ekonomisini felarete sürükleyeceğini ve sonuç olarak İran’a yönelik askeri bir müdahalenin maliyetini karşılanamaz bir boyuta ulaştıracağını savunarak şu ifadeleri kullanıyor:
"Olası bir ABD veya İsrail saldırısında bu tesislerin yalnızca sembolik zararlar görecek düzeyde değil, yeniden inşası en az iki yıl sürecek kadar ağır bir şekilde vurulması gerekir. Zira tesislerde yaratılacak sınırlı bir yıkım, sadece ABD'li inşaat şirketlerine yeni ihaleler kazandırmaktan öteye gitmeyecektir."