
YDH - İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesine yönelik baskı süreçlerini, bölgesel gelişmeleri ve dış politika stratejilerini değerlendirdi.
Toplumsal hareketlerin temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda konuşan Arakçi, ülkenin diplomatik başarısının askeri kapasitenin yanı sıra toplumsal birlikteliğe dayandığını belirtti.
İran merkezli Mehr Haber Ajansı'nın aktardığına göre, Ülke Halk Toplulukları Aktivistleri toplantı serisinin ikincisi, İslami Teşebbüsler Koordinasyon Konseyi Başkanı Musa-Puri ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin katılımıyla sabah saatlerinde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşmacılar, halk meclisleri aktivistleri ve din adamları hazır bulundu.
Toplantının açılışında konuşan Musa-Puri, 12 Gün Savaşı'nın yıldönümünü ve Ulusal Birlik ve Güç Şehitleri Günü'nü anarak, şehitlerin fedakarlıklarının İran'ın küresel alandaki gücünün temelini oluşturduğunu ifade etti.
Musa-Puri, uluslararası analistlerin değerlendirmelerine atıfta bulunarak, "Saha gerçekleri ve küresel gözlemcilerin itirafları, İran İslam Cumhuriyeti'nin bu tarihi hesaplaşmada kendi iradesini düşmanlara kabul ettirmeyi başardığını ve bölge ile dünya genelindeki güç dengelerini etkilediğini gösteriyor" dedi.
Halkın katılımını başarının en önemli unsuru olarak nitelendiren Musa-Puri, İmam Humeyni'nin de küresel güçlerce desteklenen bağımlı rejimi halkın gücüne dayanarak dize getirdiğini hatırlattı.
Musa-Puri, devrim lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamenei'nin stratejilerine bağlılığı sürdürerek ulusal çıkarları korumada halk meydanlarının önemli bir birikim olduğunu ekledi.
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, toplantıdaki konuşmasında düşman aktörlerin İran üzerindeki planlarına değindi.
Savaşın sadece askeri boyutu olmadığını dile getiren Arakçi, "Düşman kendi iradesini dayatmak ve İran'ı teslim olmaya zorlamak peşindeydi" ifadesini kullandı.
Arakçi, karşı karşıya kalınan stratejik tehditlerin doğrudan toplumsal yapıya yöneldiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
"Savaş planlayıcılarının temel amacı, İran milletinin iradesini kırmak ve ülkenin yapısında istikrarsızlık ve sarsıntı yaratmaktı."
Arakçi, ülkenin karşı karşıya kaldığı askeri sınamalardan daha güçlü çıktığını belirtti. Batı dünyasında yaratılmak istenen zayıf İran algısının yıkıldığını belirten Arakçi, şu değerlendirmede bulundu:
"Yıllarca dünya kamuoyunda yaptırımlar ve ekonomik zorluklar altında tehditlere karşı direnemeyecek, zayıf, izole edilmiş ve kırılgan bir İran imajı oluşturulmaya çalışıldı. Ancak son gelişmeler bu kurguyu tamamen yerle bir etti ve İran İslam Cumhuriyeti'nin gerçek gücünü ortaya koydu."
Halkın süreçteki rolünü vurgulayan Arakçi, doğrudan alıntıyla şu ifadeleri kullandı:
"Savaş günlerinde sokaklarda, halk buluşmalarında ve ülkeye yönelik genel destek sahnelerinde ortaya çıkan duruş, dünyaya açık bir mesaj verdi; bu mesaj, İran milletinin baskı ve tehditler karşısında geçmişe kıyasla daha birlik içinde ve daha dirençli duracağıdır."
Dışişleri Bakanı, bu toplumsal desteğin uluslararası müzakerelerdeki konumlarını güçlendirdiğini belirterek, "Bu sosyal sermaye ve ulusal uyum, bugün İran İslam Cumhuriyeti'nin uluslararası alandaki en önemli güç unsurlarından biridir. Doğal olarak bu halk desteği güçlendikçe, ülkenin diplomasisinin pazarlık gücü ve etkisi de artacaktır" dedi.
Bölgesel güvenlik mimarisine de değinen Arakçi, bölgedeki aktörlerin İran'ın konumunu göz ardı edemeyeceğini dile getirdi.
Güvenliğin tek taraflı sağlanamayacağını belirten Arakçi, şu ifadeleri kaydetti:
"Son savaş tecrübesi gösterdi ki bölgesel güvenlik, İran'ın dışlanması veya göz ardı edilmesi üzerine inşa edilemez. Bölge ülkeleri kademeli olarak şu gerçeği kabul etmektedir ki kalıcı güvenlik, ekonomik kalkınma ve bölgesel istikrar ancak işbirliği, uzlaşı ve İran İslam Cumhuriyeti dahil tüm bölge ülkelerinin ortak çıkarlarının gözetilmesiyle mümkündür."
Arakçi, bölgedeki yeni güvenlik yapısının kolektif bir işbirliği yaklaşımı gerektirdiğini ve İran'ın her zaman bu yapıcı yaklaşımı savunduğunu vurguladı.