Prof. Sachs: ABD yasal sınır tanımayan haydutlar tarafından yönetiliyor

15 Haziran 2026

Columbia Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Jeffrey D. Sachs, Norveçli siyaset bilimci Prof. Dr. Glenn Diesen'a verdiği mülakatta, ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan anlaşmayı ve küresel güç dengelerindeki köklü değişimi değerlendirdi.

YDH - Columbia Üniversitesi Profesörü ve dünyaca ünlü ekonomist Prof. Jeffrey D. Sachs, Norveçli siyaset bilimci Prof. Dr. Glenn Diesen ile gerçekleştirdiği mülakatta, ABD ve İran arasında Pakistan'ın arabuluculuğunda imzalandığı duyurulan yeni anlaşmayı, Ortadoğu'daki askeri gelişmeleri ve Washington yönetiminin küresel stratejilerindeki dönüşümü değerlendirdi.

Sachs, ABD Başkanı Donald Trump tarafından varıldığı açıklanan bu mutabakata karşı son derece ihtiyatlı yaklaşılması gerektiğini vurguladı.

Anlaşmanın henüz tüm ayrıntılarının kamuoyuna açıklanmadığını ve sürecin çok aşamalı olduğunu ifade eden Sachs, tarafların her an mutabakattan çekilebileceği uyarısında bulundu.

Sürecin taraflarına değinen ünlü ekonomist, anlaşmanın ABD, İran ve arabulucu Pakistan arasında imzalandığını, ancak İsrail'in bu sürecin resmi bir ortağı olmadığını belirtti.

Pakistan makamları tarafından yapılan açıklamalarda düşmanlıkların kalıcı olarak sona erdirilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Sachs, mutabakatın iki temel aşamadan oluştuğunu kaydetti. İlk aşamanın Hürmüz Boğazı'nın uluslararası petrol ve doğalgaz trafiğine yeniden açılmasını kapsadığını belirten Sachs, ikinci aşamanın ise nükleer meseleler üzerindeki müzakereleri içerdiğini aktardı.

Anlaşma kapsamında İran'ın nükleer silah üretmeme veya satın almama konusunda geri dönülemez taahhütler vermesi karşılığında, ABD ve diğer uluslararası ekonomik yaptırımların kaldırılmasının planlandığını söyleyen Sachs, Washington'ın daha önce masaya koyduğu İran'ın füze sistemleri veya bölgedeki müttefik örgütlere yönelik desteklerin kesilmesi gibi şartların bu mutabakatta yer almadığını belirtti.

Sachs, Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsüne dair şu değerlendirmeyi yaptı:

"İran tarafı buranın uluslararası bir su yolu olmadığını, İran ve Umman tarafından paylaşılan ortak bir geçit olduğunu ve ortak sorumluluğa tabi tutulacağını savunuyor."

Trump'ın gemilerden geçiş ücreti alınmayacağına yönelik açıklamalarına da değinen Sachs, İran'ın daha önce varil başına talep ettiği bir dolarlık geçiş ücreti iddiasından vazgeçmiş olabileceğini söyledi.

Mülakatın moderatörlüğünü üstlenen Norveçli siyaset bilimci Prof. Dr. Glenn Diesen ise hukuki olarak geçiş ücreti ile hizmet bedeli arasında fark olduğunu, İran'ın seyrüsefer yardımı, kurtarma operasyonları, çevre koruma ve güvenlik hizmetleri karşılığında alacağı bu bedelin savaş öncesinde var olmayan, ancak artık kabul edilen bir taviz niteliği taşıdığını kaydetti.

"Bu savaş kesinlikle hiçbir şey başarmadı, tamamen faydasızdı"

Savaşın sonuçlarını sert bir dille eleştiren Prof. Jeffrey D. Sachs, askeri operasyonların hiçbir stratejik başarı getirmediğini vurguladı.

Sachs, yaşanan çatışma sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Bu savaş kesinlikle hiçbir şey başarmadı, tamamen faydasızdı. Esasen Amerika Birleşik Devletleri'ne pazarlanan bir Mossad operasyonuydu. Çok sayıda insanın ölümüne yol açtı, büyük zararlar verdi ve hem İsrail'de hem de Amerika Birleşik Devletleri'nde sorumsuz kişilerin yönetimde olmasının bir sonucuydu. Buradan Amerika Birleşik Devletleri adına en ufak bir somut başarı çıkmadı."

İsrail'in bu süreçten diplomatik olarak büyük bir zarar görerek çıktığını belirten Sachs, Başbakan Benyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin uluslararası alandaki konumunun sarsıldığını kaydetti.

ABD Başkanı Trump'ın dahi Netanyahu hakkında oldukça sert ve argo ifadeler kullandığını hatırlatan Sachs, "İsrail'in dünyadaki imajı haklı olarak feci bir durumda. İsrail açıkça bir haydut devlete dönüştü ve davranışları tam bir utanç kaynağı" dedi.

Savaşın kazananı olmadığını, her iki tarafın da kaybettiğini belirten ünlü ekonomist, İran'ın da binlerce can kaybı ve on milyarlarca dolarlık maddi hasarla karşı karşıya kaldığını, bu çatışmanın tam anlamıyla bir kaybet-kaybet savaşı olduğunu ifade etti.

İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını sürdürerek bu hassas anlaşmayı sabote etme riski taşıdığını belirten Sachs, "Geçmiş bize bir şey öğrettiyse, o da İsrail'in Lübnan'daki bombardımanlarına devam etmek için bir bahane bulup bu anlaşmayı baltalamaya çalışacağıdır. Hizbullah'ın bir insansız hava aracı veya füze fırlattığını iddia ederek Beyrut'u bombalamayı sürdürebilirler" uyarısında bulundu.

Ancak ABD iç siyasetindeki gelişmelerin ve yaklaşan seçimlerin Trump üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Sachs, Trump'ın Netanyahu'ya yönelik sert uyarılarının, Washington'ın artık İsrail'in yıkıcı oyunlarına tahammülü kalmadığını gösterdiğini dile getirdi.

"Yasal sınır tanımayan haydut zihniyetli gangsterler tarafından yönetiliyoruz"

ABD hükümetinin karar alma mekanizmalarını ve kurumlarının işleyişini eleştiren Sachs, Amerikan yürütme organında savaşa karşı hiçbir hukuki veya ahlaki sınır kalmadığını belirtti.

Sachs, karar alıcıların tutumunu şu sözlerle eleştirdi:

"Uluslararası hukuk yok, yasal sınır tanımayan haydut zihniyetli gangsterler tarafından yönetiliyoruz. Ne yapabiliyorsan yap, yanına kâr kalsın mantığı hakim. Hiçbir Amerikan yetkilisi Birleşmiş Milletler Şartı'nın buna izin vermediğini söylemez. Ahlaki ya da hukuki bir vicdan azabı yok, tek kriter zaferin kendisi."

Sachs, Trump yönetiminin İran operasyonundaki başarısızlığının ardında, Venezuela'da elde edildiği düşünülen yanıltıcı başarı hissinin yattığını ifade etti.

CIA ile Venezuela hükümeti içindeki bazı unsurların anlaşarak devlet başkanını zorla görevden uzaklaştırdığını hatırlatan Sachs, bu operasyonun rejimi değiştirmese de hükümeti değiştirerek ABD'nin yaptırımları kaldırmasına ve Venezuela petrolünü ithal etmesine olanak sağladığını belirtti.

İran'da da benzer bir "tek günlük operasyon" planlandığını aktaran Sachs, lider kadroyu hedef alarak bir günde yeni bir yönetici atama hayali kuran Amerikan yönetiminin büyük bir saflık ve kibir içinde hareket ettiğini vurguladı.

Bu durumun ABD'deki kurumsal çöküşü gözler önüne serdiğini belirten Sachs, Ulusal Güvenlik Konseyi'nin ve kongre denetiminin işlevsizleştiğini, bütçe kontrollerinin tamamen ortadan kalktığını ifade etti.

Savaşın tek kazananının askeri ihaleler alan büyük teknoloji şirketleri olduğunu kaydeden Sachs, yapay zeka sistemlerini denemek için okul çocuklarının ölümüne yol açan hatalar yapan savunma sanayii devlerinin ve Palantir gibi şirketlerin kâr ettiğini, ancak insanlığın ve küresel siyasetin büyük bir kayba uğradığını belirtti. Minab kentinde düzenlenen ilk hava saldırısında hayatını kaybeden 160 kız öğrenciyi hatırlatan Sachs, yaşanan trajedinin boyutuna dikkat çekti.

"ABD artık tek kutuplu bir güç veya dünya lideri değil"

Norveçli Siyaset Bilimci Prof. Dr. Glenn Diesen'ın, askeri başarısızlıkların ABD'yi stratejik bir yön değişikliğine zorlayıp zorlamayacağı yönündeki sorusunu yanıtlayan Sachs, küresel güç dengelerinde geri dönülemez bir değişim yaşandığını doğruladı.

Washington'ın 1991 sonrasında ilan ettiği tek kutuplu dünya düzeninin sonuna gelindiğini ifade eden Sachs, Zbigniew Brzezinski'nin 1997 tarihli Büyük Satranç Tahtası kitabına atıfta bulundu.

Kitabın alt başlığının "Amerikan Üstünlüğünün Korunması" olduğunu hatırlatan Sachs, Washington'ın Avrasya üzerinde kontrol sağlama, Rusya'yı çevreleme ve Rusya, Çin ve İran arasında bir ittifak kurulmasını engelleme stratejisinin tamamen çöktüğünü belirtti.

Sachs, günümüz jeopolitik gerçekliğini şu sözlerle özetledi:

"ABD artık tek kutuplu bir güç veya dünya lideri değil. Çin, Rusya ve İran, Brzezinski'nin asla gerçekleşemeyeceğini söylediği bir şekilde ittifak kurmuş durumda. ABD askeri olarak çıkmaza girdi; ne Rusya'ya ne İran'a ne de Çin'e askeri iradesini dayatabiliyor."

Trump'ın Tayvan konusunda Çin ile savaş istemediğini açıkça beyan ettiğini ve silah satışlarını askıya aldığını hatırlatan Sachs, ABD'nin askeri zafer elde etme gücünün kalmadığını ifade etti.

Tarihten de örnekler veren ünlü ekonomist, Roma İmparatorluğu'nun Milattan Sonra 9 yılında Teutoburg Ormanı Savaşı'nda Cermenleri yenemeyeceğini anlayarak sınırlarını sabitlediğini ve İmparator Hadrianus döneminde genişleme politikasından tamamen vazgeçtiğini hatırlattı.

Sachs, Washington'ın da Rusya'yı, Ortadoğu'yu ve Çin'i kontrol edemeyeceğini, bölemeyeceğini veya yenemeyeceğini öğrenmesi gerektiğini vurguladı.

Ukrayna'daki çatışmaların, İran ile girilen anlamsız savaşın ve Çin ile yürütülen başarısız ticaret savaşının ABD'nin tek kutuplu güç olmadığının en net kanıtları olduğunu söyledi.

"Batı teknolojisinin üstünlüğü efsanesi artık bir kenara bırakılmalı"

Mülakatın son bölümünde Batı dünyasının teknolojik üstünlük iddiasına değinen Prof. Jeffrey D. Sachs, bu efsanenin de geçerliliğini yitirdiğini belirtti.

Brzezinski'nin ve genel olarak Washington elitlerinin, Batı teknolojisinin her zaman üstün geleceği ve diğer ülkelerin eninde sonunda boyun eğeceği varsayımıyla hareket ettiğini ifade eden Sachs, bu yaklaşımın büyük bir hata olduğunu dile getirdi.

Çin'in birçok teknolojik alanda ABD'yi geride bıraktığına dikkat çeken Sachs, İran ve Rusya gibi ülkelerin de oldukça gelişmiş silah sistemleri üretebildiğini aktardı.

Teknolojinin artık sadece Elon Musk'ın, Palantir'in, İsrail'in veya ABD'nin tekelinde olmadığını, küresel olarak yayıldığını belirten Sachs, "Batı teknolojisinin üstünlüğü efsanesi artık bir kenara bırakılmalı. Eğer bu yapılırsa, sadece barış ve karşılıklı saygı tesis edilmekle kalmaz, aynı zamanda çok daha büyük ekonomik kazanımlar da elde edilir" dedi.

Sachs, küresel ekonominin askeri stratejistler tarafından esir alınmasını eleştirerek, Hazine Bakanı Scott Bessant gibi isimlerin ticaret ve finansı karşılıklı kazanç araçları yerine birer savaş silahı olarak kullanmalarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

ABD'nin İran'a yönelik tek taraflı ekonomik yaptırımlarına ve varlıkları yasa dışı olarak dondurmasına değinen Sachs, BRICS ülkelerinin bu tek taraflı finansal savaşa karşı neden hala tam anlamıyla bağımsız bir alternatif sistem kuramadıklarını anlamakta güçlük çektiğini ifade etti.

Sachs, ekonomiyi sadece savaş terimleriyle düşünen bürokratların yerine, açık ticarete ve karşılıklı faydaya inanan ekonomistlerin küresel finans araçlarını yeniden devralması gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı.