Vance: Hürmüz Boğazı'nın uzun vadede ücretsiz kalmasını bekliyoruz

15 Haziran 2026

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, Hürmüz Boğazı'nın uzun vadede ücretsiz kalmasını beklediklerini belirterek, İran'a yönelik yaptırımların gevşetilmesinin tamamen nükleer müzakerelerdeki tavizlere bağlı olduğunu vurguladı.

YDH- ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, CNBC’ye verdiği mülakatta, Hürmüz Boğazı'nın uzun vadede "ücretsiz ve serbest" bir şekilde kullanılmaya devam etmesini beklediklerini açıkladı.

ABD yönetimi mutabakatı "Hürmüz’ün tamamen açılması" olarak çerçevelerken, Tahran yönetimi boğaz üzerindeki idari kontrolün İran ve Umman’da kalacağını savunuyor.

Bu durum, teknik müzakerelerin ardından geçiş ücreti meselesinin yeniden gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

Vance, boğazın gelecekteki kullanım şartlarının devam eden teknik müzakerelerle netleşeceğini belirtmekle yetindi.

Anlaşmanın serbest geçişi garanti edip etmediğine dair net bir ifade kullanmaktan kaçınan ABD Başkan Yardımcısı, İran'ın bir sonraki anlaşmaya kadar gemilerden ücret talep etme olasılığını açık bırakmış oldu.

Washington yönetimi, mutabakatı Hürmüz'ün tamamen açılması olarak sunarken, Tahran’ın boğaz yönetimi konusundaki ısrarı sahadaki belirsizliği koruyor.

Mutabakatın savunmasını yapan Vance, yaptırımların gevşetilmesi için İran'ın önümüzdeki iki ay içinde nükleer müzakerelerde somut tavizler vermesi gerektiğini vurguladı.

"Şu an itibarıyla bile İran'ın askeri gücü tahrip edilmiş, nükleer programı geriletilmiş ve ABD'nin elinde bir buçuk yıl öncesine göre çok daha büyük bir ekonomik koz oluşmuştur" diyen Vance, Tahran ile "askeri şahinlerden siyasi liderlere kadar" herkesle iletişim halinde olduklarını ve bu süreçte Tahran'da iyi ilişkiler kurduklarını iddia etti.

Cuma günü İsviçre'de düzenlenecek resmi imza törenine İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın katılması bekleniyor.

ABD yönetimi anlaşmayı bir "zafer" olarak sunsa da, İran’ın füze programının büyük oranda ayakta kalması ve yüksek zenginleştirilmiş uranyum stoklarını elinde bulundurması, Washington’un "başarı" söylemlerinin bölgedeki gerçeklerle ne kadar örtüştüğü sorusunu akıllara getiriyor.