
YDH- Israel Hayom'un haberine göre, ABD rejiminin, İran’a yönelik kamuoyuna açıkladığı "abluka" politikasına rağmen, geçtiğimiz aydan bu yana Katar aracılığıyla Tahran’a milyarlarca dolarlık finansal kaynak aktarılmasına gizlice onay verdiği ortaya çıktı.
Diplomatik kaynaklar, bu "çift yönlü" politikanın Hürmüz Boğazı'ndaki ticari geçişleri güvence altına almak ve küresel enerji fiyatlarını dizginlemek amacıyla hayata geçirildiğini doğruluyor.
Üst düzey diplomatik yetkililerin teyit ettiği bilgilere göre, Beyaz Saray, bir ay önce Katar ile İran arasında bir finansal ve denizcilik düzenlemesine onay verdi.
Bu gizli anlaşma kapsamında Katar, tesislerine yönelik saldırılardan çekindiği için Tahran ile doğrudan bir iletişim kanalı kurarak "güvenlik sükuneti" satın aldı.
Söz konusu süreçte, bazı ödemeler Hürmüz Boğazı'ndan geçen tankerlerin "geçiş ücreti" adı altında gizlenirken, İran'a Katar üzerinden 1 milyar dolara varan geniş bir kredi limiti de sağlandı.
Washington’ın kamuoyuna "deniz ablukası" uyguladığını duyurduğu dönemde, ABD Donanması'nın bu finansal "oksijen tüpünü" bilerek görmezden geldiği belirlendi.
ABD Başkanı Donald Trump'ın son haftalarda "gemileri İran ablukasına rağmen geçirmeyi başardık" şeklindeki açıklamalarının arkasında aslında bu gizli finansal düzenlemenin yattığı ortaya çıktı.
Trump'ın diplomatik elçileri Steve Witkoff ve Jared Kushner’in, Tahran ile Doha arasındaki bu trafik üzerinde doğrudan denetim sağladığı kaydedildi.
Katar’ın bu başarısının ardından diğer Körfez ülkelerinin de benzer "satın alma" girişimlerinde bulunduğu, ancak başarının kısmi kaldığı bildiriliyor.
Riyad’ın da kendi çıkarları doğrultusunda bu arabuluculuk sürecine dahil olduğu belirtilirken, Washington’da iç siyasette yükselen sert eleştiriler ABD yönetimini zor durumda bıraktı.
Bu baskılar neticesinde müzakerelerde şu an ciddi bir tıkanıklık yaşanıyor: Tahran, imza aşamasında 12 milyar dolarlık fonun derhal serbest bırakılmasını isterken; ABD, nükleer taahhütler ve boğazın tam güvenliği sağlanmadan bu ödemeyi reddediyor.
Ayrıca, fonların kullanımı üzerindeki denetimin Katar’a bırakılması ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmayı reddetmesi, iki taraf arasındaki uzlaşmayı kırılma noktasına getirmiş durumda.