
YDH- İsrailli analist Danny Zaken, Israel Hayom gazetesinde kaleme aldığı analizinde, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının sonuçlarını ve bunun İsrail üzerindeki yansımalarını mercek altına aldı.
Zaken, ABD rejiminin kamuoyuna sunduğu tablo ile sahadaki gerçeklerin örtüşmediğini belirterek, bu sürecin İsrail adına ciddi bir güvenlik riskine dönüştüğünü savunuyor.
Zaken, Beyaz Saray yönetiminin nükleer dosyada elde ettiğini öne sürdüğü başarıları eleştirerek, durumu Washington için stratejik bir kayıp olarak nitelendiriyor.
Analist, anlaşmanın içeriğine dair yaşanan kafa karışıklığını ve söylem değişikliklerini şu sözlerle özetliyor:
"Beyaz Saray’ın açıklamalarına dayanan bu planlı anlaşmayı; ABD’nin dünyadaki duruşunu ve bizzat Trump’ın imajını etkileyecek büyük bir Amerikan başarısızlığından başka şekilde tanımlamak imkânsız."
Makalesinde, anlaşmanın İran’a sağladığı ekonomik avantajlara dikkat çeken Zaken, yaptırımların kalkmasının Tahran’ın askeri kapasitesini, özellikle de Devrim Muhafızları’nın finansmanını ciddi oranda artıracağını vurguluyor.
İsrailli analist, nükleer altyapının yerinde kalacağını ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin "sivil" kılıfı altında devam etmesinin önünde hiçbir engel bulunmadığını ifade ediyor.
Zaken, Obama dönemi anlaşmasına yönelik sert eleştirilerin ardından gelinen noktanın, aslında selefinden farklı olmadığını ima eden şu tespiti paylaşıyor:
"İranlılar her şeyi kazandı. Yaptırım döneminde İran, engelleri aşarak sattığı petrolden yılda yaklaşık 50 milyar dolar kazanıyordu. Yaptırımların kalkmasıyla birlikte, birkaç ay içinde bu gelirin önemli ölçüde artması bekleniyor."
Analize göre, ABD ile İran arasındaki bu yumuşama, Lübnan sahasında Hizbullah’ın elini güçlendiren bir "can simidi" işlevi görüyor.
Zaken, ABD'nin İsrail'e yönelik "tüm adımların Washington ile koordine edilmesi" yönündeki telkinlerini, İsrail’in operasyonel hareket özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik bir baskı unsuru olarak yorumluyor.
Zaken, analizini şu çarpıcı gözlemle sonlandırıyor:
"Yine de, İran ile yapılan anlaşmanın Ortadoğu’ya barış getireceği umudu, tatsız bir şaka gibi tınlıyor ve bu anlaşma, İbrahim Anlaşmaları’na katılmaya aday olan Arap ülkelerini de sadece uzaklaştırıyor."
İsrailli analiste göre, ABD’nin İsrail’e verdiği tazminat sözleri ve diplomatik güvenceler, bölgesel dengelerin değişmesi ve İran’ın elinin güçlenmesi karşısında stratejik bir darbeyi telafi etmekte yetersiz kalıyor.
İsrail’in bu tablo karşısında tek başına hareket etmek zorunda kalabileceği ve bölgedeki diğer aktörlerin de ABD yerine Tahran ile gizli mutabakatlara yönelme eğiliminde olduğu belirtiliyor.