Asia Times: Bu bir barış değil, gerilimi dondurma anlaşması

16 Haziran 2026

ABD ile İran arasında varılan mutabakatın, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkları çözmekten çok, çatışmayı durdurarak ekonomik ve bölgesel istikrarı korumayı amaçlayan geçici bir çerçeve niteliği taşıdığı belirtildi.

YDH- Asia Times'ta yayımlanan bir analizde, ABD ile İran arasında varılan yeni mutabakatın küresel piyasalarda “memnuniyetle” karşılandığı, petrol fiyatlarının gerilediği ve deniz taşımacılığına ilişkin risk algısının azaldığı belirtildi.

Ancak analizde, mutabakatın bazı çevrelerde "barış anlaşması" olarak sunulmasının gerçekte elde edilen sonucun kapsamını abarttığı ifade edildi.

"Bu bir barış anlaşması değil"

Analizde, tarafların üzerinde uzlaştığı metnin kapsamlı bir barış anlaşması ya da taraflar arasındaki temel ihtilafları çözen nihai bir uzlaşı değil, gelecekteki müzakerelere yön vermeyi amaçlayan “diplomatik bir çerçeve” olduğu belirtildi.

Yazıda, İran'ın nükleer programı, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik düzenlemeleri gibi en tartışmalı konuların hâlâ çözümsüz olduğu, bunların ilerleyen müzakere turlarına bırakıldığı kaydedildi.

Asia Times, "Bir ateşkes çatışmaları durdurur; bir barış anlaşması ise çatışmaya yol açan anlaşmazlıkları çözer. ABD-İran mutabakatı bu iki durumun arasında bir yerde duruyor." değerlendirmesinde bulundu.

Analizde, temel anlaşmazlıkların ertelendiği ve ekonomik baskılar, “vekil aktörler” üzerinden yürüyen mücadeleler ile sınırlı askerî gerilimlerden oluşan "gri alan çatışmasının" büyük ölçüde devam ettiği belirtildi.

Yazar, savaş öncesinde de İran ile ABD arasında diplomatik görüşmelerin sürdüğünü hatırlatarak, mevcut mutabakatın yeni bir siyasi düzen kurmaktan çok, savaş nedeniyle kesintiye uğrayan müzakere sürecini yeniden başlattığını ifade etti.

Nükleer dosya ve bölgesel ihtilaflar masada kaldı

Analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın mutabakatı duyururken dahi İran'a karşı gelecekte askerî seçeneklerin tamamen dışlanamayacağını söylemesinin dikkat çekici olduğu belirtildi.

Yazar, bunun "nihai bir barış anlaşmasında alışılmış bir söylem olmadığına" işaret etti.

Ayrıca, mutabakatın bölgesel boyutları da tam olarak kapsamadığı vurgulandı.

Analizde, İsrail'in İran ile yaşanan gerilimin başlıca taraflarından biri olmasına rağmen anlaşmanın tarafı olmadığı belirtilirken, Lübnan cephesindeki gerilimlerin de çözüme kavuşmadığı ifade edildi.

Yazıda, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Lübnan konusunda sert tutumunu sürdürdüğü ve tek taraflı hareket etme hakkını saklı tuttuğu hatırlatıldı. Mevcut düzenlemenin kapsamlı bir bölgesel barıştan çok ABD ile İran arasında gerilimi düşürmeye yönelik dar kapsamlı bir mekanizma görünümünde olduğu kaydedildi.

Piyasalar barışa değil istikrara tepki verdi

Asia Times analizine göre, mutabakatın en somut sonucu, çatışma öncesindeki ekonomik koşulların büyük ölçüde yeniden tesis edilmesi oldu.

Özellikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının küresel piyasaların olumlu tepki vermesinde belirleyici rol oynadığı belirtildi.

Yazar, piyasalardaki iyimserliğin çoğu zaman "barış" olarak yorumlandığını ancak gerçekte piyasaların esas olarak "istikrara" tepki verdiğini ifade etti.

Petrol şirketleri, deniz taşımacılığı sektörü ve sigortacıların temel önceliğinin siyasi anlaşmazlıkların çözülmesi değil, enerji akışının kesintisiz sürmesi olduğu vurgulandı.

Analizde, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin Hürmüz Boğazı'ndan geçtiği hatırlatılarak, uzun süreli bir kesintinin küresel ekonomi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği belirtildi.

Yazıda, savaş boyunca stratejik petrol rezervlerinin kullanıldığı, bazı ülkelerin depolarındaki stoklara yöneldiği ve bu önlemlerin zaman kazandırdığı ifade edildi. Ancak bu durumun uzun süre sürdürülemeyeceği ve Körfez'deki istikrarsızlığın devam etmesi halinde hükümetlerin enflasyon, büyüme ve enerji güvenliği arasında zor tercihler yapmak zorunda kalacağı kaydedildi.

"Asıl kazananlar Washington ve Tahran olmayabilir"

Analizde mutabakatın yalnızca diplomatik değil ekonomik zorunlulukların da ürünü olduğu belirtildi.

Yazara göre, mutabakattan en fazla fayda sağlayan taraflar Washington ya da Tahran değil; yeni bir enerji şokundan kaçınan tüketiciler, şirketler ve merkez bankaları olabilir.

Bununla birlikte Asia Times, gerilimin tırmanmasının önlenmesini ve askerî çatışmanın yerini yeniden diplomasiye bırakmasını önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

Analizde, mutabakatın yürürlükte kalması halinde İran'ın bir sonraki müzakere turuna yaptırım hafifletmesinin gündeme geldiği ve Washington'un yeniden askerî seçeneğe yönelme konusunda daha isteksiz hale geldiği bir ortamda girebileceği ifade edildi.

Yazar, buna rağmen mevcut düzenlemenin henüz kalıcı bir barış olarak nitelenemeyeceğini vurguladı.

Analizde şu değerlendirmeye yer verildi:

"Barış anlaşmaları tarihsel olarak ihtilafları çözer, kurumlar oluşturur ve birlikte yaşamaya yönelik kalıcı çerçeveler kurar. Mevcut düzenleme ise en azından şimdilik bunların hiçbirini sağlamıyor."

Yazının sonunda, İran'ın nükleer programı, yaptırımlar ve bölgesel rekabetler gibi temel sorunların çözülmediği belirtilerek şu sonuca varıldı:

"Gerçek hikâye, Washington ve Tahran'ın anlaşmazlıklarını çözmüş olması değil; her iki tarafın da uçurumun kenarından geri adım atmasını gerektiren güçlü nedenlere sahip olmasıdır."