
YDH- Lübnan Meclis Başkan Yardımcısı İlyas Bu Saab, el-Meyadin'e verdiği röportajda, ABD ile İran arasında varılan mutabakatın yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi kapsadığını ve Lübnan'a yönelik saldırıların da sona erdirilmesini içerdiğini söyledi.
Bu Saab, asıl meselenin İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun bu mutabakata uyup uymayacağı olduğunu belirterek, Netanyahu'nun "Amerikan baskısından sıyrılmamasına" dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.
Lübnanlı yetkili, ABD yönetiminin bölgede gerçekten istikrar sağlamak istiyorsa bunun mutabakat metniyle başlayacağını ancak uygulanmasını sağlayacak mekanizmaların da oluşturulması gerektiğini vurguladı.
"Bölgeyi düzenlemek için komite kurulabilir"
Bu Saab, Suudi Arabistan, Katar, ABD ve muhtemelen İran'ın da yer alacağı bir komitenin kurulabileceğini öne sürdü.
Söz konusu komitenin görevinin bölgenin ve Lübnan'ın geleceğine ilişkin düzenlemeleri şekillendirmek olacağını belirten Bu Saab, bunun henüz resmî bir girişim olmadığını kaydetti.
Lübnan'ın savaştan çıkışı konusunda çeşitli temasların sürdüğünü belirten Bu Saab, "İsrail'in güneyde Hizbullah ve silahlarının kendisi için tehdit oluşturduğu iddiasını ortadan kaldıracak şekilde ne yapılabilir ve buna karşılık İsrail Lübnan'ın güneyinden nasıl çekilebilir?" sorusunun farklı müzakere kanallarında ele alındığını söyledi.
Bu Saab, bugün Lübnan'ın yeni bir döneme girdiğini belirterek, İsrail'in geçmişte olduğu gibi yeni bir "sınır güvenlik şeridi" oluşturmak için yoğun çaba harcadığını ifade etti.
Buna karşılık ABD tarafının Lübnan topraklarının tamamında tam egemenlikten söz ettiğini ve ülkenin hiçbir bölümünün işgal altında kalmaması gerektiğini dile getirdi.
"Devlet otoritesi tüm ülkeye yayılmalı"
Bu Saab, İsrail'in Lübnan topraklarında kalmasını meşrulaştırmak için kullandığı gerekçelerin ortadan kaldırılmasının yolunun "devlet otoritesinin ülkenin tamamına yayılması ve silahın devlet tekelinde toplanması" olduğunu söyledi.
Lübnan'ın ancak topraklarının tamamen kurtarılması, esirlerin geri dönmesi ve gelecekte İsrail saldırılarının tekrarlanmayacağına dair güvencelerin sağlanması halinde "direniş silahına ihtiyaç duyulmayan" bir noktaya ulaşabileceğini ifade etti.
Hizbullah ile bu konuyu görüştüğünü belirten Bu Saab, örgütün temel kaygısının "Silahları teslim edersek İsrail'in yeniden Lübnan'a girmeyeceğini kim garanti edecek?" sorusu olduğunu aktardı.
Bu Saab, Lübnan'ın görüştüğü ülkeler ve ABD'deki muhatapları aracılığıyla tam çekilme, esirlerin dönüşü, yeniden imar ve gelecekte İsrail saldırılarının önlenmesine yönelik güvenceler sağlanabileceğine inandığını söyledi.
Bu tür garantilerin oluşturulacak komitede ele alınması halinde, özellikle İran'ın da komite içerisinde yer alması durumunda, "önce Litani Nehri'nin güneyinde, ardından kuzeyinde silahların teslim edildiğine tanık olunabileceğini" ifade etti.
Lübnanlı yetkili, bunun anayasanın uygulanması ve devletin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olacağını söyledi.
"Mutabakat Lübnan'daki dengeleri etkileyecek"
Bu Saab, ABD-İran mutabakatının son dönemde Lübnan içinde ortaya çıkan "nüfuz" tartışmalarını yeniden dengeleyeceğini savundu.
Lübnan için gerekli olan siyasi dengenin yeniden kurulabileceğini belirten Bu Saab, Taif Anlaşması'nın tüm hükümleriyle uygulanması çağrısında bulundu.
Hizbullah Milletvekili Muhammed Raad'ın da "Taif Anlaşması'nın tamamının uygulanmasına karşı olmadıklarını" söylediğini hatırlattı.
Bu Saab, toprakların kurtarılması, silahın devlet tekelinde toplanması ve devlet otoritesinin güçlendirilmesinin ardından idari ademimerkeziyetçilik, seçim yasaları, Senato kurulması ve siyasi mezhepçiliğin kaldırılması gibi başlıklara geçilebileceğini ifade etti.
Bunun Lübnan Anayasası'nın tam uygulanması anlamına geleceğini belirten Bu Saab, alternatifin ise sonuçları öngörülemeyen bir "kurucu konferans" olacağını söyledi.
Hükümet, müzakereler ve İran ilişkileri
Bu Saab, Başbakan Nevaf Selam'ın görevden alınmasının gündemde olmadığını, ancak yeni dönemin ihtiyaçlarına göre bazı bakanların değiştirilebileceğini belirtti.
Meclis Başkanı Nebih Berri'nin yürüttüğü temasların Cumhurbaşkanı Jozef Aun veya Washington'daki görüşmelerle çelişmediğini ifade eden Bu Saab, Berri'nin sahip olduğu siyasi konum ve sağlayabileceği güvenceler sayesinde yürütülen süreci tamamlayıcı bir rol oynadığını söyledi.
Lübnanlı yetkili, ateşkesin İran ile yapılan mutabakat sayesinde mümkün olduğunu vurgulayarak, doğrudan görüşmelerin sonuç vermediğini ifade etti.
Bununla birlikte Lübnan ile İsrail arasında doğrudan müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini de belirtti.
Bu Saab'a göre, ABD-İran mutabakatının uygulanması sürecinde Lübnan devleti temel muhatap olmalı; İsrail'in çekilme biçimi, Lübnan ordusunun konuşlanması ve güneydeki düzenlemeler Beyrut'un egemenlik yetkisi çerçevesinde belirlenmeli.
"İran'la ilişkilerde hata yapıldı"
İran'ın artık Lübnan krizinin çözümünde rol oynayan bölgesel bir aktör haline geldiğini söyleyen Bu Saab, Beyrut'un İran Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin güven mektubu krizine ilişkin tutumunu da eleştirdi.
Bu konuda hata yapıldığını kabul eden Bu Saab, son dönemde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Lübnanlı yetkililer arasında yapılan temasların sorunun çözümüne katkı sağlayacağını ifade etti.
İran'la diplomatik ilişkilerin zayıflatılmasının da hata olduğunu belirten Bu Saab, "Bu aşamada İran'la iletişim kurmamak mümkün değil." dedi.
Bazı Arap ülkelerinin İran tarafından hedef alınmalarına rağmen diplomatik ilişkilerini sürdürdüklerini hatırlatan Bu Saab, Lübnan'ın da ABD-İran mutabakatından yararlanarak bunu ülke içinde istikrara dönüştürmesi gerektiğini söyledi.
Lübnanlı ve İranlı yetkililerin ilişkilerin korunması konusunda istekli olduklarını belirten Bu Saab, İran'ın bugün Washington ile doğrudan müzakere eden bölgesel bir aktör olduğunu vurguladı.
İran'ın Arap ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmesini temenni eden Bu Saab, buna karşılık İran'ın da bazı Arap ülkelerine ilişkin kaygıları bulunduğunu ifade etti.
Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle sürdürülen temasların bu sorunları çözmeye yardımcı olabileceğini söyledi.
Genel af ve direniş tartışması
Bu Saab, Lübnan'da gündemde bulunan genel af yasasıyla ilgili olarak, geçmişte İsrail'e giden veya sürgüne gönderilen kişilerin durumunun ciddi bir ihtilaf yaratmayacağını belirtti.
Röportajının sonunda ise Lübnan'ı savunurken hayatını kaybeden herkesin saygıyla anılması gerektiğini söyledi.
Bu Saab, "Güneydeki direnişçilerin yaptığı şey İsrail saldırılarını püskürtmekti. Onlar tüm Lübnan'ın şehitleridir." ifadelerini kullanarak Lübnanlıların bu konuda birlik içinde olması çağrısında bulundu.