
YDH - ABD’de fiziki teslimatlı petrol fiyatlarında, savaş nedeniyle oluşan risk primi hızla eriyor. ABD ile İran arasında anlaşmaya varılmasının ardından tedarik kesintilerine ilişkin kaygıların azalması ve Orta Doğu’dan petrol arzının yeniden piyasaya döneceği beklentisi, ABD’nin başlıca ihraç türlerinin fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.
Bloomberg, piyasadaki bu değişimin fiziki petrol fiyatlamalarına belirgin biçimde yansıdığını aktardı.
Bu değişimin en belirgin örneklerinden biri, Meksika Körfezi kıyısındaki temel ihracat göstergelerinden biri olan Magellan East Houston petrolünde görüldü.
Tüccarların aktardığına göre söz konusu petrol türü, 16 Haziran Salı günü WTI vadeli kontratlarına kıyasla iskontolu işlem görmeye başladı. İlkbahar döneminde bu türdeki prim varil başına 8 dolara kadar yükselmişti.
Diğer petrol türlerinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. Mars Crude, Salı günü WTI’a göre yalnızca 1 dolar primle işlem gördü. Nisan ayında aynı prim 18 dolar seviyesindeydi.
Meksika Körfezi’nin ABD sektöründeki en büyük sahadan çıkarılan Thunder Horse petrolünde de primin istikrarlı biçimde gerilediği görüldü.
ABD’de fiziki petrol piyasasındaki bu zayıflama, Amerikan petrolüne yönelik talebin soğuduğunu gösteren en belirgin işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Talep, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapandığı dönemde rekor seviyelere ulaşmıştı. O dönemde alıcılar, Orta Doğu petrolüne alternatif kaynaklar arayışına yönelmişti.
Şimdi ise Fars Körfezi’nden sevkiyatların yeniden devreye girmesiyle birlikte bu aciliyet ortadan kalkıyor.
ABD’den yapılan petrol ihracatı tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmayı sürdürse de, tüccarlar Avrupa ve Asya piyasalarındaki arbitraj imkanlarının daralması nedeniyle büyüme hızında yavaşlama yaşandığını belirtiyor.
Fiziki petrol piyasasındaki primler, vadeli işlem fiyatlarına kıyasla gerçek varillere yönelik talebi daha hızlı yansıtan göstergeler arasında kabul ediliyor.
Zayıflama yalnızca ABD ile sınırlı değil. Orta Doğu piyasasının gücünü ölçen temel göstergelerden Dubai Crude’da da prim, mart ayında görülen varil başına 65 dolarlık zirvenin ardından negatife döndü.
Bu gelişme, Basra Körfezi’nden petrol arzının yeniden artmasıyla birlikte piyasaların ne kadar hızlı biçimde yumuşadığını ortaya koyuyor.
ABD’de Meksika Körfezi kıyısından yapılan acil teslimatlı sevkiyatların primi de daha ileri tarihli yüklemelere kıyasla geriledi. Bu durum, piyasada kısa vadeli teslimatlara yönelik güçlü bir ihtiyaç bulunmadığına işaret ediyor.
Araştırma şirketi Wood Mackenzie, Körfez kıyısındaki fiyat zayıflığını küresel rekabetin artmasına bağlıyor.
Şirketin kıdemli analisti Lee Williams, ABD Stratejik Petrol Rezervi’nden süren satışların da bölgesel fiyatlar üzerinde baskı yarattığını ifade etti.
Vadeli işlem piyasaları da arzın artacağı yönündeki beklentilerin güçlendiğine işaret ediyor. Brent petrolünde en yakın vadeli kontratlar arasındaki fiyat farkı, Salı günü varil başına 0,25 dolara kadar geriledi.
Nisan ayında bu fark 12 doların üzerindeydi. Aradaki makasın bu ölçüde daralması, piyasada kısa vadeli arz açığı oluşacağına yönelik kaygıların zayıfladığını gösteriyor.
Nisan ayında Hürmüz Boğazı krizinin zirve yaptığı dönemde ise Avrupa ve Afrika’daki fiziki petrol fiyatları, ateşkes haberlerinin ardından vadeli fiyatlarda düşüş yaşanmasına rağmen rekor seviyelere yükselmişti.
O dönemde Kuzey Denizi’nden çıkarılan Forties petrolünün varil fiyatı 146,43 dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Forties’in Dated Brent’e göre primi de rekor düzey olan 20,25 dolara çıkmıştı.
Avrupa’ya sevk edilen ABD menşeli WTI Midland petrolü, Dated Brent’e kıyasla 20,70 dolar primle satılmıştı. Bu seviye de tarihi rekor olarak kayıtlara geçmişti.
Batı Afrika’da ise Angola üretimi Cabinda petrolü varil başına 10 dolarlık rekor primle işlem görmüştü.
Dünya petrol ticaretinin yüzde 60’ından fazlasının fiyatlamasında kullanılan ve belirli bir tarihteki fiziki sevkiyatları esas alan Dated Brent göstergesi de o günlerde haziran vadeli Brent kontratlarından yaklaşık 27 dolar daha yüksek seviyede bulunuyordu.
O dönemde analistler, fiziki petrol piyasası ile vadeli işlem piyasası arasındaki ayrışmanın aylar boyunca sürebileceğini öngörüyordu.
Analistler, tedarik zincirlerinin tamamen normale dönmesinin zaman alacağını değerlendiriyordu.