
YDH- İsrailli gazeteci Itamar Eichner, ülkesinin önde gelen yayın organlarından Yediot Ahronot’ta kaleme aldığı analizinde, kamuoyuna açıklanan ABD-İran mutabakat zaptının İsrail cephesinde yarattığı derin sarsıntıyı ve hükümetin takındığı mesafeli tutumu mercek altına alıyor.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu rejiminin anlaşma metninde "İsrail" ifadesinin geçmemesine rağmen durumu büyük bir endişeyle karşıladığını belirten Eichner, Tel Aviv’in bu mutabakatı İsrail’e verilen sözlerin tutulmadığının somut bir kanıtı olarak gördüğünü vurguluyor.
Eichner, İsrail yönetiminin bu mutabakattaki "en trajik" noktayı şu sözlerle özetlediğini aktarıyor:
"Bu çatışmanın büyük kazananı İran; kaybedeni ise İsrail. Borsalar düşüşte; zira İsrail'in bölgenin yatırım merkezi olması bekleniyordu. İran küresel bir oyuncu olarak sahneye dönerken, İsrail bölgesel güç konumundan 'mağdur edilen' bir ülke pozisyonuna düştü."
Eicher, İsrail’in mutabakat metnindeki 10. maddeye dair taşıdığı büyük kaygılara dikkat çekiyor.
Eichner’in analizine göre İsrail, İran’a hiçbir somut adım atmadan petrol ve bankacılık faaliyetleri üzerinden milyarlarca dolar kazanç sağlayan bu maddeyi, "çöküşün eşiğindeki İran ekonomisine verilmiş oksijen" olarak nitelendiriyor.
Nükleer alanda ise 8. madde üzerinden bir "geri çekiliş" yaşandığını savunan Eichner, İsrail’in İran’ın uranyumu elden çıkarmayı reddettiğini ve mevcut seyreltme taahhüdünün bir çözümden ziyade ABD’nin tavizi anlamına geldiğini düşündüğünü ifade ediyor.
Mutabakatın 1. maddesiyle Lübnan'daki savaşın nükleer müzakerelerle aynı kefeye konulmasına İsrail’in şiddetle karşı çıktığını belirten yazar, İsrail ordusunun bölgeden çekilme konusunda tavizsiz olduğunu hatırlatıyor.
Eichner; hareket özgürlüğünün korunması, güvenlik şeridi oluşturulması ve ''Güney Lübnan’ın askerden arındırılmasını içeren üç kırmızı çizginin, siyasi kademe tarafından korunduğunu'' aktarıyor.
Analizin son bölümünde, savunma yetkililerinin Netanyahu’ya yönelik ağır eleştirilerine yer veren Eichner, Başbakan'ın stratejik derinlikten yoksun olduğunu ve sadece Trump'ın desteğine bel bağlamasının "iki ucu keskin bir kılıç" yarattığını savunuyor.
İsrailli analist, Netanyahu’nun geçmişte kurumların önemine vurgu yapmasına rağmen, bugün gelinen noktada İsrail’in bölgesel caydırıcılığının ve imajının ciddi zarar gördüğünü şu alıntıyla pekiştiriyor:
"Bu işin en trajik yanı, iki yıl sonraki ABD seçimlerinde ortaya çıkacak. Şu anki tabloya bakınca, Trump'tan sonra kim gelirse gelsin, bir sonraki seçimleri ulusal düzeyde kaybetmiş olacağız."
Eichner, tüm bu olumsuz tabloya rağmen İsrail kanadının; nükleer programın 10-15 yıl ertelenmesi ve İran'ın vekil güçlere desteğinin azalması gibi olası "temkinli iyimserlik" senaryolarını da masada tuttuğunu belirtiyor.