
YDH- Financial Times gazetesinde yer alan bir analizde, 7 Ekim 2023'te düzenlenen Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'ya gelen ilk telefon, Washington veya Avrupa'dan değil, Yeni Delhi'den geldiği belirtildi.
Konuya ilişkin bilgi sahibi iki kaynağın doğruladığı görüşmede Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Netanyahu'ya desteğini iletti. Modi daha sonra sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, "İsrail'deki terör saldırıları haberlerinden derin şok içindeyim. Bu zor saatte İsrail ile dayanışma içindeyiz" ifadelerini kullandı.
Analize göre, Modi'nin bu jesti, iki lider arasında son 12 yılda gelişen güçlü bağı simgeliyor.
İdeolojik yakınlaşma ve otoriter eğilim eleştirileri
Eleştirmenler, iki liderin otoriter eğilimleri paylaştığını öne söylüyor. Bu eleştirmenlere göre, her iki lider de Müslüman ve Hristiyan azınlıklara yönelik düşmanlığın arttığı, bağımsız kurumların yetkilerinin aşındığı ve yabancı sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin kısıtlandığı bir ortam yarattı.
Gelişen ilişki, istihbarat paylaşımı, gözetleme, milyarlarca dolarlık silah satışı, ortak silah geliştirme, ticaret, tarım teknolojisi ve kültürel bağları kapsıyor. Diplomatlara göre, Modi ve Netanyahu düzenli olarak telefonla görüşüyor ve birbirlerini “iyi” anlıyorlar.
Modi, Netanyahu'nun 28 Şubat'ta ABD ile birlikte İran'a saldırmasından önce İsrail'i ziyaret eden son dünya lideriydi. İsrail Tahran'ı bombaladıktan sonra Modi, Netanyahu ile görüşerek "barışın erken tesis edilmesi" çağrısında bulundu ancak saldırıları eleştirmedi.
İsrail'in Hindistan Büyükelçisi Reuven Azar, "Dünya evrenselciliğe ve ulus-ötesi kurumlara yönelirken, Modi ve Netanyahu farklıydı; yalnızca milliyetçiliği benimsemekle kalmayıp aynı zamanda kimliği de benimsediler" şeklinde konuştu.
İsrail'in uluslararası izolasyonuna karşı Hindistan'ın duruşu
Netanyahu ile Modi arasındaki yakın bağ, İsrail'in dünya sahnesinde, Gazze'deki soykırımı ve işgal altındaki Batı Şeria'daki uygulamaları nedeniyle artan izolasyonuyla tezat oluşturuyor. Netanyahu, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) savaş suçları nedeniyle çıkardığı tutuklama emri nedeniyle birçok Avrupa ülkesinde istenmeyen kişi konumunda.
Ancak Yeni Delhi'deki görüş farklı. Sonipat'taki Jindal Uluslararası İlişkiler Okulu Dekanı Profesör Sreeram Sundar Chaulia, "Bay Modi ve takipçileri, İsrail'in dünyadaki kötücül güce, yani radikal İslam'a karşı durduğuna ve hepimizin radikal İslam'la savaşması gerektiğine inanıyor. İdeolojik bir yakınlık var." dedi.
Bir zamanlar gelişmekte olan ülkelerin Bağlantısızlar Hareketi'nin önde gelen isimlerinden olan, Filistin davasını benimseyen ve İsrail'i eleştiren Hindistan, artık İsrail'e çok daha yakın duruyor.
“Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü”nden Jonathan Spyer, "İsrail'in, özellikle Batı Avrupa'da artan uluslararası baskı altında, Asya'da jeopolitik ve hatta ideolojik dünya görüşünü paylaştığı büyük bir ticaret ortağına sahip olması büyük bir kazanım." ifadelerini kullandı.
Askeri ve stratejik işbirliğinde derinleşme
İsrail'in Hindistan ile yakınlığı, Ortadoğu'da “her iki ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri ile derinleşen işbirliğinin bir parçası” olarak görülüyor.
Abu Dabi, İsrail ve Hindistan ile ilişkilerini güçlendirirken, Suudi Arabistan Pakistan ile daha yakın ilişki kurarak geçen yıl İslamabad ile bir savunma anlaşması imzaladı.
Üst düzey bir Hintli yetkili, Netanyahu hükümetiyle ilişkilere yönelik eleştirilerin “taraflı” olduğunu iddia ederek, Yeni Delhi'nin İsrail-Filistin iki devletli çözüm konusundaki tutumunun "değişmediğini" öne sürdü.
Ancak Hindistan'daki bazı çevreler, Modi yönetiminin İsrail'e “fazla yaklaşarak”, küresel güneydeki “ahlaki liderlik konumunu ve çok taraflı ittifak politikasını” riske atıp atmadığını sorguluyor.
Hindistan başlangıçta İsrail'in kurulmasına karşı çıkmıştı. 1947 Ağustos'undaki Hint alt kıtasının bölünmesinden etkilenen Başbakan Jawaharlal Nehru'nun diplomatları, üç ay sonra BM'de Filistin'in bölünmesine karşı oy kullandı ve başlangıçta İsrail'in dünya örgütüne üyeliğine karşı çıktı.
1992'ye kadar Yeni Delhi İsrail'i tam olarak tanımadı. Bir diğer dönüm noktası, Hindistan'ın Cammu ve Keşmir'in dağlık bölgesindeki fiili sınır boyunca Pakistan'a karşı savaştığı 1999 Kargil Savaşı'nda geldi. O dönemde, 1998 nükleer denemeleri nedeniyle Batılı güçlerin silah ambargosuyla karşılaşan Hindistan'a İsrail, havan topları ve lazer güdümlü füzeler sağladı.
Modi ve Netanyahu'nun kişisel bağı ve savunma işbirliğinin boyutu
Analize göre, Modi 2014'te ilk kez seçildiğinde, Netanyahu'da kendisi gibi “militan saldırılara karşı doğru yanıtın müzakere değil, sert müdahale olduğuna inanan ideolojik bir ruh ikizi” buldu.
2017'de Modi’nin, İsrail'i ziyaret eden ilk Hint başbakanı olarak “cesur bir siyasi jest” yaptığı belirtilen analizde, ayrıca, Mumbai'deki saldırıda ebeveynleri öldürülen İsrailli çocuk Moshe Holtzberg ile “duygusal bir görüşme” gerçekleştirdiği hatırlatıldı. Netanyahu’nun da ertesi yıl Hindistan'a devlet ziyaretiyle karşılık verdiği kaydedildi.
İsrail Büyükelçisi Azar, bu ziyaretlerin “belirleyici” olduğunu söyleyerek, "İlişki daha kamusal ve daha meşru hale geldi... nihayet birlikte sahip olduğumuz şeylerin bir kabulü gerçekleşti." dedi.
Neredeyse on yıl sonra Hindistan, İsrail silahlarının “en büyük” alıcısı ve yeni silahların geliştirilmesi ile üretiminde “kilit bir ortak” konumuna geldi.
Observer Araştırma Vakfı Orta Doğu programı başkanı Kabir Taneja, "İsrail çoğu zaman bu teknolojileri sunuyor" ve ekipmanın diğer silah ihracatçılarının dayattığı koşullar olmadan geldiğini ekleyerek, "Hindistan perspektifinden bakıldığında, bu çok iyi stoklanmış bir silah Walmart'ına gitmek gibi." ifadesini kullandı.
İsrail ordusunun yaygın kullandığı Barak anti-füze sistemi, Rafael ve IAI gibi İsrail şirketleri ile Hindistan'dan Bharat Dynamics ve Bharat Forge'un bir yan kuruluşu dahil olmak üzere çeşitli şirketler tarafından üretiliyor.
Analize göre, İsrail'in Mossad istihbarat teşkilatı, İslamcı militanlara karşı operasyonlarda Hindistan'ın dış istihbarat servisiyle işbirliği yapıyor.
Hindistan'ın en zengin adamı Gautam Adani'nin şirketleri, İsrail'in Elbit şirketiyle Hermes keşif insansız hava araçlarının geliştirilmesi ve üretimi ile İsrail Weapons Industries ile Hindistan'da hafif silah üretimi konusunda çalışıyor. Adani Ports ayrıca İsrail'in en büyük limanı Hayfa'daki yüzde 70 hisseyi 1,2 milyar dolara satın aldı.
Sektör hakkında bilgi sahibi kişilere göre, Hint şirketleri artık Harop gibi İsrail tasarımı ölümcül insansız hava araçlarının üretimini yapmaya başlıyor.
Hindistan hükümetinden üst düzey bir yetkili, "İsrail ile inovasyon, savunma, güvenlik, sürdürülebilirlik, girişimcilik ve yenilikçilik alanlarında güçlü bir iş birliğimiz var. Bunlar kilit alanlar." dedi.
Konu hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre, İsrailli askeri subaylar Hindistan ordusunun karargahını sık sık ziyaret ediyor ve İran'la devam eden savaş sırasında bile yirmiye yakın subay oraya gitti.
Observer Research Foundation'dan Taneja, "İsrail ile olan bu ilişkiyi gerçekten yönlendiren şey savunmadır. Savunma kesinlikle kritik bir itici güçtür." dedi.
Kültürel bağlar ve popüler kültürde yansıma
Gazeteye göre, İşbirliği bunun çok ötesine geçiyor. İsrailli müzakereciler Hindistan ile serbest ticaret anlaşması üzerinde çalışırken, genç İsrailliler askerlik hizmetlerinin ardından sık sık Goa sahillerine veya Hindistan'daki yoga merkezlerine gidiyor.
İsrailli bilim insanları Hintli meslektaşlarını kurak bölgelerde su yönetimi konusunda eğitiyor. On binlerce Hint şu anda İsrail'de çalışıyor ve öğrenim görüyor.
Modi'nin siyasi tabanından Hindu milliyetçisi akademisyenlerin bu ay İsrail'i ziyaret ederek Siyonizm hakkında bilgi almak üzere yetkililer ve akademisyenlerle görüşmesi planlanıyor.
Analize göre, Hem Hindistan hem de İsrail, alt kıtanın geleneksel olarak Yahudileri kabul ettiğini ve her ikisinin de “fetih ve sömürge mağduru” olarak ortak bir geçmişe sahip olduğunu söylüyor.
Gazete, Hindistan'ın İsrail adına aldığı şaşırtıcı risklerin de olduğunu belirtti. Ağustos 2022'de Katar, sekiz eski Hint donanma subayını tutukladı ve ardından idam cezasına çarptırdı. Konuya ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, sekiz kişinin Katar'ın denizaltı programı hakkında İsrail için casusluk yaptığını belirtti. Subaylar, devlete ait bir Hint şirketinin büyük miktarlarda Katar sıvılaştırılmış doğalgazı satın almak üzere 20 yıllık bir anlaşma imzalamasının ardından serbest bırakıldı.
Gazeteye göre, “Hindistan ve İsrail'in terörizmle ölümcül bir mücadele içinde olan uluslar olduğu fikri”, popüler kültürde de yansıtılıyor. Analizde de belirtildiği üzere, tüm zamanların en yüksek hasılat yapan ikinci Bollywood filmi olan ve Mart'ta gösterime giren "Dhurandhar: The Revenge", gizli bir Hint komandosunun bir Pakistan cihat ağına sızıp onu yok ettiği kanlı dört saatlik bir destan sunuyor. Analize göre, filmin, aranan bir Hamas militanının peşindeki gizli bir İsrail birimini konu alan popüler İsrail televizyon dizisi "Fauda" ile paralellikleri var.
Hindistan dış politikasında eleştiriler ve geleneksel duruşun erozyonu
Modi'nin İsrail'e yakınlığı, Hindistan'ın dış politika kurumunu “tedirgin” ediyor. Bu çevreler, hükümetin Filistin davasını önemsizleştirmesinden, Gazze'deki İsrail saldırılarına eleştiri getirmemesinden ve İran gibi bölgesel ortaklarla ilişkilerini geri plana atmasından endişe duyuyor.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı'nın eski üst düzey yetkilisi Nirupama Rao, Modi'nin İsrail ile yakınlığının "Filistin hakları konusunda Hindistan'ın uzun süredir devam eden tutumunu sulandırdığı izlenimi yaratma riski taşıdığını" belirtti. "Bu algının sadece Arap dünyasında değil, küresel güneyde de önemli olduğuna inanıyorum." dedi.
Hindistan'ın ana muhalefet partisi Kongre Partisi'nin parlamento başkanı Sonia Gandhi, geçen yıl Hindistan'ın Gazze savaşındaki suskunluğunu "insanlıktan ve ahlaktan feragat" olarak nitelendirerek, bunun Hindistan'ın stratejik çıkarlarından ziyade iki adam arasındaki kişisel dostluktan kaynaklandığını söyledi.
Üst düzey yetkili ise bu tanımlamayı reddederek Hindistan'ın Filistin'e desteğinin güçlü olduğunu ve ülkenin Filistinlilere ikili ve BM aracılığıyla insani yardım sağlamaya devam ettiğini iddia etti.
Kongre Partisi daha yakın zamanda Modi'yi İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını kınamadığı için "ahlaki korkaklık" ile suçladı ve ziyaretinin "Hindistan'ın kurallara dayalı uluslararası düzene olan tarihsel bağlılığıyla derinden çelişen askeri tırmanışa siyasi bir onay algısı" yarattığını öne sürdü.
Hindistan geleneksel olarak İran ile açık bir kanal tutuyor, Brics bloğundaki bu ülkenin petrol arzına, Pakistan'a sınır komşusu stratejik konumuna ve Afganistan ile Orta Asya'ya erişim sağlamasına değer veriyordu. Ancak şubat sonunda bir İsrail saldırısı İran Devrim Lideri Ayetullah Ali Hamenei'yi öldürdüğünde Yeni Delhi'den ses çıkmadı. Hint Dışişleri Bakanlığı'nın üst düzey yetkilisi dört gün sonra İran büyükelçiliğinde taziye defterini imzaladı.
Gelecek perspektifi: İlişki liderlerin ötesinde kalıcı olacak mı?
Modi'nin mevcut başbakanlık görevi süresinin iki yıldan fazla kaldığı ve Bharatiya Janata Partisi'nin, İndira Gandhi'nin 1970'lerin sonundaki zirve döneminden bu yana Hindistan'da görülmemiş bir siyasi hakimiyet seviyesine sahip olduğu belirtiliyor.
Hindistan'ın, iki nükleer silahlı ülke arasındaki geçen yılki kısa çatışmanın ardından Pakistan'ı baş düşman olarak görmesiyle, İsrail ile savunma ve istihbarat ortaklığı her zamankinden daha önemli hale geliyor.
Analistler bu ilişkinin Modi ve Netanyahu'nun başbakanlıklarının ötesinde devam edeceğine inanıyor. Netanyahu'nun aşırı sağcı bloğu bu yılki seçimler öncesinde rakiplerinin gerisinde kalırken, “Kudüs İbrani Üniversitesi” Asya Araştırmaları Bölümü Başkanı Rotem Geva, "Başka bir Hint hükümeti, İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirmede ve işgalin sona ermesi çağrısında daha vurgulu olabilir... ancak dramatik bir değişim görmüyorum." dedi.
Analize göre, İsrail için Hindistan, giderek eleştirilere uğrayan bir dünyada “sadık bir müttefik” anlamına geliyor. Ne Hindistan hükümeti ne de Müslüman azınlığı, İsrail'in Gazze'deki saldırıları konusunda Avrupalı muadilleri kadar ses çıkardı.
Yeni Delhi merkezli Stratejik ve Savunma Araştırmaları Konseyi direktörü Happymon Jacob, "İsrail muhtemelen bugün Hindistan açısından stratejik ortaklıklar bağlamında en güvenilir ortak konumunda" dedi. "Bu nedenle, muhtemelen İsrail'i hiçbir koşulun olmadığı, istihbarat paylaşımı ve silah sistemleri söz konusu olduğunda bile samimi bir ülke olarak görüyorsunuz." diye ekledi.
Büyükelçi Azar, Hindistan ve İsrail'in 1947 ve 1948'de bağımsız uluslar olarak gelişimindeki paralelliklere dikkat çekerek, "İkimiz de laik ve sosyalist devletler olarak başladık. Daha muhafazakar ve kapitalist ve bir ölçüde daha dindar hale geldik" dedi. Bunun, iki ülkeyi bazen düşmanca bir dünyada "doğal ortaklar" yaptığını söyledi.