
YDH - ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında İran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasını öngören anlaşması, Kongre'deki Cumhuriyetçi senatörlerden güçlü itirazlarla karşılaştı.
Cumhuriyetçi isimler, İran’daki teokratik yönetime milyarlarca dolarlık ekonomik rahatlama sağlanmasının ciddi bir hata olacağı uyarısında bulundu.
Bazı Cumhuriyetçiler, 100 günü aşan savaşın sonucunun ülkenin ödediği bedele değmediğini savunuyor. Bu isimler, 13 ABD askerinin hayatını kaybettiğine ve savaş için 100 milyar doların üzerinde harcama yapıldığına dikkat çekiyor.
Louisiana Senatörü Bill Cassidy, sosyal medya paylaşımında, "Ronald Reagan mezarında ters dönüyordur" ifadelerini kullandı ve savaşı ile sonucunu "on yılların en büyük dış politika hatası" olarak nitelendirdi.
Cassidy, "İran’ın nükleer hedefleri sınırlandırılmadı ve Hürmüz Boğazı’nı tehdit etmenin işe yaradığını gördüler. Gelecekte bunu mutlaka koz olarak kullanacaklar. Şimdi de bu anlaşma kapsamında yepyeni altyapılar inşa edecekler" diye yazdı.
Cassidy, "Şimdi 13 Amerikalı öldü, aileler akaryakıt için milyarlarca dolar ödedi, yaptırımlar kaldırılacak ve bombardıman sona erdi" ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi eleştirmenlerin bir bölümünü en fazla kaygılandıran unsurun, anlaşmanın İran petrol ihracatına yönelik yaptırımları derhal kaldırması ve İran’ın dünyanın çeşitli yerlerinde dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasının önünü açması olduğu belirtiliyor.
Teksas Senatörü Ted Cruz, "Tarih bize, bizi öldürmek isteyen teokratik fanatiklere milyarlarca dolar vermenin iyi bir fikir olmadığını öğretiyor. Başkanın bu anlaşma konusunda çok kötü tavsiyeler aldığı kanaatindeyim" dedi.
Senatörlerin incelediği anlaşmaya göre mutabakat, İran’ın nükleer programının geleceğini açık bırakıyor ve İran’ın ileride Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücretleri talep etmesini açık biçimde yasaklamıyor.
Anlaşmanın, haftalar süren ABD ve İsrail bombardımanlarına rağmen güçlü kalmaya devam eden İran füze programının geleceği konusunda da net hükümler içermediği belirtiliyor.
The Washington Post’un haberine göre gizli bir CIA değerlendirmesi, İran’ın savaş öncesi füze stokunun yüzde 70’ini ve mobil füze rampalarının yüzde 75’ini koruduğunu tahmin etti.
Teksas Senatörü John Cornyn, İran’ın nükleer programı, silah kapasitesi ve Orta Doğu’daki militan vekil grupları finanse etme uygulamaları konusunda anlamlı tavizler vermemesinin ciddi soru işaretleri yarattığını söyledi.
Cornyn, anlaşmanın İran’ın uranyum zenginleştirmesini veya boğazdan geçiş ücreti talep etmesini engellemediğini ve "vekil güçlerini finanse etmek için kullanabilecekleri çok miktarda para sağladığını" iddia etti.
Anlaşma, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda 60 gün boyunca geçiş ücreti uygulamamasını garanti ediyor. Bu sürenin ardından İran ile Umman’ın boğazın yönetimi ve denizcilik hizmetlerinin geleceğini müzakere edeceği belirtiliyor.
Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Trump’ın şubat sonunda İsrail ile birlikte İran’a yönelik füze saldırıları emri vermesinin, ortaya çıkan sonucun can kaybı ve kullanılan mühimmat açısından haklı gösterilmesini zorlaştırdığını söyledi.
Tillis, anlaşmanın ilk bakışta zayıf göründüğünü belirterek "Yaklaşık 100 milyar dolar, belki daha fazlası harcandı; 13 kişi öldü, 365 kişi yaralandı; Orta Doğu’daki ortaklarımız bombalandı ve kayıplar verdi. Bunun karşılığında önemli bir getirinin olması gerekir" dedi.
Trump’ın savaşın başında belirlediği hedeflerin gerisinde kaldığını savunan Tillis, "İran’ın nükleer kapasitesini sıfıra indirmek için yola çıktık. Şimdi bu konuda net konuşmuyoruz. Obama’nın yaptığı hatayı tekrarlamayacağımızı ve onlara nakit para göndermeyeceğimizi söylemiştik. Rakamları birbiriyle bağdaştırmam gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Tillis, "Doğru yolda olduğumuza beni ikna etmek için yapılması gereken çok iş var" dedi.
Trump yönetimi, Ohio Senatörü Bernie Moreno gibi müttefiklerine anlaşmanın faydalarını anlatmak amacıyla bilgilendirme toplantıları düzenledi. Bu faydalar arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması da yer alıyor.
Moreno, İran’ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların hafifletilmesinden fayda sağlayacağını kabul etmekle birlikte, bunun ABD’de yakıt ve gübre fiyatlarını düşürerek tüketicilere de yarar sağlayacağını söyledi.
Moreno, "Bu bize de yardımcı olur. Evet, elbette İranlılara da yardımcı olur. Enerji fiyatlarını düşürmemize yardımcı olur" dedi.
Çarşamba akşamı Senato Genel Kurulu’nda konuşan Moreno, mutabakat zaptının İran’ın nükleer silah edinmesini önleyecek kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesini umduğunu belirtti.
Moreno, "İran tehdidinin olmadığı ve nükleer silaha sahip bir İran rejiminden korkmadan yaşayabileceğimiz bir dünyaya yönelik tarihi bir ihtimalin eşiğindeyiz" dedi.
Ancak anlaşmayı eleştiren Cumhuriyetçiler, Trump’ın savaşı başlatma kararının petrol fiyatlarını önce yükselttiğini belirterek daha düşük petrol ve doğal gaz fiyatları ihtimalini yeterli bir teselli olarak görmüyor.
Batı Teksas türü ham petrolün varil fiyatı savaş öncesinde 67 dolar seviyesindeydi. Fiyat daha sonra 120 dolara kadar yükseldi ve çarşamba günü 76 dolara geriledi.
Cassidy, The Hill’e yaptığı açıklamada anlaşmayı, Barack Obama döneminde 2015 yılında İran ile imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’na (KOEP) benzeterek "kötü bir anlaşma" olarak nitelendirdi.
Trump, Obama dönemindeki İran anlaşmasından Mayıs 2018’de çekilmişti. Trump yönetimi o dönemde anlaşmanın İran'ı zenginleştirdiğini ve "zararlı davranışlarını" mümkün kıldığını savunmuştu.
Yönetim ayrıca anlaşmanın İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesini yalnızca geciktirdiğini ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini sürdürmesine izin verdiğini belirtmişti.
Cassidy, yeni mutabakatın İran’ı güçlendireceğini, ABD müttefiklerini ise zayıflatacağını ve ABD vergi mükelleflerinin kaynaklarını da devreye sokabileceğini söyledi.
Mutabakat metni, ABD’nin "İran İslam Cumhuriyeti’nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolarlık kesin ve karşılıklı mutabakata dayalı bir plan geliştirmek üzere bölgesel ortaklarla çalışacağını" belirtiyor.
Cassidy, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kapasitesini göstererek dünya üzerinde yeni bir baskı aracı elde ettiğini ifade etti.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker geçen ay, İran ile nükleer anlaşma müzakereleri yürütmek amacıyla 60 günlük ateşkese gidilmesinin "felaket" olacağı uyarısında bulunmuştu.
Wicker, X hesabındaki paylaşımında, "İran’ın iyi niyetle müzakere edeceğine inanılarak gündeme gelen 60 günlük ateşkes felaket olur. Destansı Öfke Operasyonu ile elde edilen her şey boşa gider" ifadelerini kullanmıştı. Wicker çarşamba günü ise anlaşma hakkında yorum yapmayı reddetti.
Trump’ın Senato’daki yakın müttefiklerinden Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham ise İran’ın uranyum zenginleştirme programından vazgeçmeyi kabul etmeyebileceğini kabul etmekle birlikte diplomatik çözüm arayışının denenmeye değer olduğunu söyledi.
Graham, "Boğazı açıyor, çatışmaların durmasını sürdürüyor ve nükleer program konusunda, başarılı olacağından şüphe duysam da, anlaşma aramak için alan yaratıyor. Neden denenmesin?" dedi.
Ayrıca Graham, "İran’ın nükleer hedeflerine diplomatik bir çözüm bulunabiliyorsa bunu denemek gerekir. Mutabakat bunun önünü açıyor" ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetçi senatörler, önümüzdeki 60 gün içinde Trump yönetiminin İran’ın nükleer programını sona erdirecek güçlü bir anlaşma ortaya koyması yönünde yoğun baskıyla karşı karşıya kalacağını belirtiyor.
Alaska Senatörü Lisa Murkowski, "İran açısından kazanç hanesine yazılanları konuşuyorsak, ABD açısından karşılığında ne elde edildiğine de bakmamız gerekiyor" dedi.
Murkowski, anlaşmanın ayrıntılarının senatörlere sunulması ve soruların yanıtlanması gerektiğini ifade etti.
Cumhuriyetçi senatörler ve kıdemli bir Cumhuriyetçi Senato danışmanı, Senato’nun tamamına anlaşmanın ayrıntıları ve önümüzdeki 60 günlük müzakere süreci hakkında kapsamlı bir bilgilendirme yapılacağına ilişkin herhangi bir plan bilmediklerini söyledi.