İngiliz diplomat Crooke: İsrail derin bir psikolojik ve duygusal bunalım yaşıyor

21 Haziran 2026

İngiltere'nin kıdemli eski diplomatlarından Alastair Crooke, Norveçli siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen'a verdiği mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile imzaladığı çerçeve anlaşmasının ardından Ortadoğu'da güç dengelerinin kalıcı olarak değiştiğini belirtti.

YDH - Norveçli siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen'ın konuğu olan eski İngiliz diplomat ve Ortadoğu uzmanı Alastair Crooke, bölgede ve küresel ölçekte yaşanan son askeri, diplomatik ve jeopolitik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Birleşik Krallık adına uzun yıllar kritik diplomatik görevler üstlenen Crooke, ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülük ettiği son İran çerçeve anlaşmasının, İsrail'in askeri projelerini temelinden sarstığını ve bölgede yeni bir dönemi başlattığını belirtti.

Crooke aynı zamanda, Batı ittifakının Rusya topraklarının derinliklerine yönelik tırmandırdığı füze ve insansız hava aracı saldırılarının, Avrupa'yı kontrolü mümkün olmayan bir nükleer savaşın eşiğine getirdiği uyarısında bulundu.

"Hürmüz Boğazı anlaşmanın jeopolitik merkezini oluşturuyor"

İran ile imzalanan mutabakat zaptının hem ABD'de hem de İran'da büyük tartışmalara yol açtığına işaret eden Alastair Crooke, metnin klasik anlamda bir anlaşma ya da resmi bir antlaşma olmadığını, "bir ateşkes çerçevesi" niteliği taşıdığını kaydetti.

Geçmişte Filistinliler ve İsrailliler arasında beş kez benzer süreçleri yönettiğini hatırlatan Crooke, bu tür çerçeve metinlerini hazırlamanın kolay olduğunu, ancak sahada provokasyonlara karşı koruyucu bir bölge inşa etmenin her zaman en zor kısmı olduğunu dile getirdi.

Anlaşmanın İran içindeki yansımalarına değinen Crooke, Kapsamlı Ortak Eylem Planı sürecinde Batı'nın taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle İran kamuoyunda haklı bir şüphe ve gerginlik olduğunu ifade etti. Ancak İran Devrim Liderinin süreçteki rolünü vurgulayan Crooke, şu değerlendirmeyi yaptı:

"İran Dini Lideri, kendisi bu çerçeve anlaşmasına şahsen karşı olduğunu ancak Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan ve ekibi tarafından ikna edildiğini belirten bir açıklama yaptı. Lider, çerçeve şartlarından veya İran'ın çıkarlarından hiçbir şekilde taviz verilmeyeceği güvencesini aldı. Dini lider açısından İran'ın çıkarları esas olarak Hürmüz Boğazı üzerinde yoğunlaşıyor. Hamaney bu süreci, İran'ın mevcut kuşatılmışlıktan sıyrılarak tamamen farklı bir jeopolitik düzleme girmesini sağlayacak bir dönüm noktası olarak görüyor."

"İsrail derin bir psikolojik ve duygusal bunalım yaşıyor"

Trump'ın İran politikasındaki bu ani yöneliminin İsrail kamuoyunda ve siyasi elitinde tam anlamıyla şok dalgası yarattığını belirten Alastair Crooke, İsrail İbranice basınının öfke dolu manşetlerle çıktığını aktardı.

Crooke, "İsrail şu anda çok derin bir psikolojik ve duygusal bunalımın içinde. Bu durum kolayca aşılacak küçük bir engel değil. Bunu çok büyük bir yenilgi olarak görüyorlar" ifadelerini kullandı.

İsraillilerin aylarca hükümetin zafer anlatısına inandırıldığını belirten Crooke, bu anlatının "Amerikan savaş uçaklarının İsrail uçaklarıyla kanat kanata uçarak İran'ı tamamen yok edeceği, Hizbullah'ın ortadan kaldırılacağı ve Lübnan'ın yarısının ilhak edileceği" vaatleri üzerine kurulduğunu hatırlattı.

Ancak sahadaki gerçeklerin çok farklı olduğunu vurgulayan Crooke, Lübnan sınırında yaşanan çatışmalarda bir yarbay dahil dört İsrail askerinin tanksavar füzesiyle öldürülmesinin ülkede infiale yol açtığını kaydetti.

Crooke, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in "Lübnan bizimle birlikte yanmalı" şeklindeki aşırılıkçı açıklamalarının bu sıkışmışlığın ürünü olduğunu söyledi.

"Trump'ın sözleri İsrail'e indirilmiş benzersiz bir tokattır"

Başbakan Benyamin Netanyahu'nun anketlerdeki desteğinin hızla eridiğini ve seçimleri kaybetmesi halinde hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirten Alastair Crooke, Netanyahu'nun siyasi varlığını sürdürmek için Lübnan'a yönelik büyük bir kara harekatı başlatma yönünde muazzam bir baskı altında olduğunu ifade etti.

Buna karşın, Donald Trump'ın G7 zirvesinin ardından düzenlediği basın toplantısında İsrail'e yönelik kullandığı dilin ülke tarihinde daha önce hiç duyulmadığını vurgulayan Crooke, şu ifadeleri kullandı:

"Trump, İsrail basınının ve siyasetinin ezberini bozan açıklamalarda bulundu. 'Beyrut'ta çok hoyratça davranıyorsunuz, fotoğrafları gördüm. Bir kişiyi öldürmek için içinde sivillerin yaşadığı koca bir binayı havaya uçuruyorsunuz, bu kabul edilemez' dedi. Ardından daha da küçük düşürücü bir çıkış yaparak, Hizbullah ve Lübnan durumunun yönetimini Beşar Esad'a devretmeyi teklif etti. Esad'ın bu süreci yönetmede Netanyahu'dan daha sofistike olabileceğini ima etti. Bu, İsrail devletine ve liderliğine indirilmiş, tarihte benzeri görülmemiş bir tokattır."

"Amerika olmadan İran'a saldırmaları imkansız"

İsrail kamuoyunun artık Ortadoğu'da yeni bir dönemin başladığını anlamaya başladığını kaydeden Alastair Crooke, "Büyük İsrail" projesinin sınırlarına gelindiğini yazdı. İsrail'in ABD desteği olmadan kendi başına varlık gösteremeyeceğini belirten Crooke, şöyle konuştu:

"İsrailliler, ABD'nin lojistik, askeri ve siyasi kolaylaştırıcılığı olmadan İran'ı yok edemeyeceklerini ve orada bir rejim değişikliği yapamayacaklarını çok iyi biliyorlar. ABD her şeyi sağlıyor. Amerika olmadan İran'a saldırmaları kesinlikle imkansızdır. Bu durum, askeri güç kullanarak tüm yasal normları çiğneyip bölgeyi tahakküm altına alabileceklerini düşünenlerin projesi için muazzam bir psikolojik yenilgidir."

"Avrupa, ABD'yi kendi felaket planına çekmeye çalışıyor"

Mülakatın ikinci bölümünde Rusya topraklarına, özellikle de Moskova'ya yönelik son dönemde düzenlenen geniş kapsamlı insansız hava aracı ve füze saldırılarına değinen Alastair Crooke, Batı'nın artık Ukrayna'daki doğrudan askeri rolünü gizleme gereği bile duymadığını vurguladı.

Avrupa'nın önde gelen güçleri Fransa, Almanya ve İngiltere'nin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'yi sahneye sürerek ABD'yi Rusya'ya karşı topyekun bir savaşa sürüklemek istediğini ifade eden Crooke, şu analizi paylaştı:

"Avrupa'nın asıl amacı, Ukrayna'yı öne sürerek arkasında ABD'nin durduğu bir askeri cephe kurmaktır. Tıpkı İsrail'in Lübnan'da tırmandırdığı gerilimle ABD'yi İran'a karşı bir savaşa çekmek istemesi gibi, Avrupa da Rusya'nın iç kesimlerine füzeler göndererek Trump'a 'Bakın biz bu savaşı kazanabiliriz, tek ihtiyacımız olan sizi bu sürece dahil etmek' mesajı vermeye çalışıyor. Bu tamamen felaketle sonuçlanacak bir plandır."

"Rusya askeri nükleer tırmanışa müsamaha göstermeyecektir"

Avrupalı liderlerin Rusya'nın kırmızı çizgilerini "Putin'in blöfü" diyerek geçiştirmesinin son derece tehlikeli bir yanılgı olduğunu ifade eden Alastair Crooke, Rus askeri doktrinini yakından tanıyan uzmanların uyarılarını hatırlattı. St. Petersburg konferansındaki tartışmalara atıfta bulunan Crooke, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rus nükleer stratejileri konusunda onlarca yıllık deneyime sahip olan Sergey Karaganov'un programınızda Almanya hakkında söyledikleri beni çok sarstı. Karaganov, Rusya'nın Almanya'nın nükleer silahlara sahip olmasını asla tolere etmeyeceğini ve böyle bir durumda ilk olarak Almanya'yı haritadan sileceklerini çok açık ve sert bir dille ifade etti. Batı'da ise sanki nükleer silah kullanımı sonrasında her şey kontrol altında tutulabilirmiş gibi nükleer bir savaşın pratik sonuçları hiç konuşulmuyor. Ancak Rusya buna asla müsamaha göstermeyecektir."

"Avrupa ordularının gerçek bir askeri altyapısı yok"

Avrupa ülkelerinin Rusya'ya karşı iddialı söylemlerine rağmen gerçek bir askeri güç ve üretim altyapısından yoksun olduğunu belirten Alastair Crooke, İngiltere ve diğer Avrupa devletlerinin savunma sanayilerinin acınası bir durumda olduğunu kaydetti.

Crooke, Avrupa'nın askeri gerçekliğini şu sözlerle özetledi:

"Avrupa'nın yeni bir askeri mimari inşa edecek gücü olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Tank üretmek, tedarik hatları kurmak ve askeri altyapı oluşturmak onlarca yıl alır. Bugün Birleşik Krallık ordusunun elinde çalışır vaziyette sadece 40 civarında tank var. Donanma gemilerini bile denize indiremiyorlar. Avrupa'nın savunma yapıları berbat bir durumda. Bu gerçekliği üç yılda değiştiremezsiniz. Savunmaya ayrıldığı söylenen paraların büyük kısmı ise sadece borsadaki savunma yüklenicilerinin hisse değerlerini yükseltmeye ve içeriden öğrenenlerin ticaretiyle bazı kişileri zengin etmeye yarıyor."