Müftü Kabalan, Washington'daki temasları hedef aldı

21 Haziran 2026

Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, Washington'da yürütülen süreçlerin Lübnan'ın egemenliğini ve kimliğini hedef aldığını belirterek direnişin rolüne zarar verecek siyasi veya askeri taahhütlere karşı uyarıda bulundu.

YDH - Lübnan Caferi Başmüftüsü Şeyh Ahmed Kabalan, bugün yayımladığı yazılı açıklamada, ABD'nin başkenti Washington'da yürütülen siyasi ve diplomatik süreçlerin Lübnan'ın egemenliği ile kimliğine zarar verdiğini belirtti.

Kabalan, ülkedeki direnişin rolünü veya Lübnan devletinin temel yapısını etkileyecek her türlü siyasi ve güvenlik taahhüdüne karşı uyarıda bulundu.

El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre Müftü Kabalan, mevcut yönetimin Washington'daki tutumunu eleştirerek, "Yönetimin Washington'da sergilediği tutum, kendisini sıkıştıran taahhütler nedeniyle siyasi ve askeri bir boyun eğmedir. Bu durum, Lübnan'ın meselesi değildir ve Lübnan'ın Siyonistleştirilmesini kabul etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

Lübnan devletinin mirasına, dokusuna ve kurucu yapısına zarar verilmesinin ülke için en büyük tehlikeyi oluşturduğunu kaydeden Kabalan, ABD ve İsrail'in ortak bir planla ülkeyi kurumsal, işlevsel, siyasi ve güvenlik çıkarları açısından tamamen ele geçirmek istediğini belirtti.

Kabalan, bu sürecin temel amacının devlet kurumları üzerinden ülkeye sızmak olduğunu ifade etti.

Kabalan, mevcut dönemin taşıdığı en büyük riskin, Lübnan'ın varoluşsal kimliğinden, güvenlik imkanlarından, hayatta kalma ve bağımsızlık koşullarından mahrum bırakılması olduğunu aktardı.

İsrail'in, Lübnan ordusunu sıradan bir sığınmacı gibi göstermeyi amaçladığını belirten Kabalan, bu yolla devlet projesine olan güvenin kırılmasının, toplumsal bölünmenin derinleştirilmesinin ve direnişle olan bağların koparılmasının hedeflendiğini kaydetti.

Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun'a da seslenen Kabalan, "General Jozef Aun, devletin anayasal yapısını ve Lübnan'ın egemenliği için gerekli olan unsurları korumakla yükümlüdür. Ülkeyi yutmayı hedefleyen bir Amerikan projesi çerçevesinde egemenliğe, ulusal öğretiye zarar verilmemeli ve Lübnan'ı koruyan unsurlardan taviz verilmemelidir" dedi.

Devletin kimliğini, siyasi yaklaşımını, güvenlik ve ahlaki çıkarlarını hedef alan hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini ve buna şiddetle karşı duracaklarını vurgulayan Kabalan, bu konunun Lübnan ulusal devletinin üzerine kurulduğu temel sütunları doğrudan etkilediğini ifade etti.

"Direniş egemenlik için bir zorunluluktur"

Açıklamasında Kefr Tibnit ve Ali el-Tahir çatışmalarına değinen Kabalan, bu süreçlerin mevcut yönetime ve tüm dünyaya, direnişin Lübnan'ın varlığını tehdit eden işgal projelerine karşı koyabilecek ulusal ve dengeli bir güç olduğunu gösterdiğini belirtti.

Kabalan, "Direniş, Lübnan için köklü ve egemenlik düzeyinde bir zorunluluktur. İsrail'in askeri gücünü gerileten ve ülkeyi ele geçirmesini engelleyen güç, Washington'daki teslimiyet müzakereleri değil, direnişin kendisidir" değerlendirmesinde bulundu.

İsrail ordusunun güney sınırından çekilmesinin tek nedeninin direnişin askeri unsurlara, subaylara ve askerlere yönelik düzenlediği operasyonlar olduğunu ifade eden Kabalan, bu sonucun Washington'daki temaslardan kaynaklanmadığını kaydetti.

Ulusal birlik çağrısı

Ali el-Tahir'deki mücadelenin tüm Lübnanlılar tarafından her zaman hatırlanması gereken ulusal bir ders olduğunu belirten Kabalan, Lübnan'ın direnişi, halkı ve ordusuyla birlikte Tel Aviv'in ve müttefiklerinin askeri gücünden daha güçlü olduğunu, ABD veya İsrail için siyasi ya da askeri bir rüşvet haline gelmeyeceğini vurguladı.

Mevcut hükümetin ulusal çıkarlara ve egemenliğe uygun hareket etmesi gerektiğini belirten Kabalan, elde edilen askeri başarıların ardından Lübnan için en önemli unsurun ulusal birlik olduğunu ve bu birliğin devletin siyasi tercihlerini belirleyen temel çerçeveyi oluşturması gerektiğini ifade etti.