İran'dan ABD'ye Lübnan uyarısı: İsrail'in çekilmesini sağlayın

22 Haziran 2026

İsviçre'nin Bürgenstock beldesinde ABD ile İran arasında başlayan yeni müzakerelerde öncelikli gündem maddesi Lübnan oldu. Tahran yönetimi, Washington ile nihai anlaşma müzakerelerine geçmek için Lübnan'da savaşın sonlandırılması şartını yinelerken, ABD tarafı İsrail'i geri çekilmeye ikna etmekte zorlandığını bildirdi.

YDH - Lübnan'da İsrail'i dizginlemenin anahtarının Beyrut veya Tel Aviv'de değil, İranlı ve Amerikalı müzakerecileri bir araya getiren kapalı kapılar ardındaki salonda olduğu, İsviçre'deki Bürgenstock müzakereleri öncesindeki son iki günde yaşanan gelişmelerle bir kez daha görüldü.

Lübnan'daki mevcut yönetim yapısının aksine İran, sahada sahip olduğu gerçek kozları kullanarak taviz koparma stratejisini uyguluyor.

Lübnan makamları ise İsrail'in sahada elde edemediği tavizleri masada kazanmasına olanak tanıyan ayrı bir müzakere hattını Washington nezdinde yürütmekte ısrar ediyor.

Yeni tur görüşmelere katılmak üzere İsviçre'ye gelen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Lübnan'da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi yönünde ilerleme sağlanmasının bu görüşmelerin temel önceliklerinden biri olduğunu teyit etti.

CNN'e konuşan konuya yakın bir diplomat, Lübnan'daki durumu ele almak üzere ayrılan acil oturumun, ABD ve İran heyetleri arasında görüşülecek ilk konu olarak gündemin ilk sırasına alındığını bildirdi.

El-Ahbar gazetesinin diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere göre ABD tarafı, İran heyetine İsrail hükümeti nezdinde yoğun çaba sarf ettiklerini ancak İsrail'i Lübnan'dan tamamen çekilmeye ikna etme konusunda zorluklar yaşandığını aktardı.

Amerikalı yetkililer, İsrail'in tam çekilmesini kolaylaştırmak amacıyla, Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyinden çekilmesi konusunda İran'dan yardım talep etti. İran heyeti ise Hizbullah dosyasının Lübnan'ın bir iç meselesi olduğunu vurgulayarak, Tahran'ın, Lübnan hükümetinin İsrail'in hızlıca çekilmesini öngören bir takvim üzerinde anlaşmaya varmasına karşı olmadığını belirtti.

İran tarafı, bu hususta kendilerini ilgilendiren kısmın, Lübnan dahil tüm bölgede savaşın sonlandırılmasına yönelik tedbirlerin uygulanması konusunda ABD ile birlikte üstlendikleri taahhütler olduğunu kaydetti.

İran heyeti, bunun için ABD'nin İsrail'e sadece ateşkes için değil, hızlıca geri çekilmesi için de baskı yapması gerektiğini iletti.

Diğer yandan İranlı bir yetkili, CNN'e yaptığı açıklamada, Lübnan'daki çatışmanın sonlandırılmasının İran heyetinin gündemindeki en önemli madde olduğunu doğruladı.

Görüşmeler sırasında JD Vance, Washington'ın Lübnan ile İsrail arasında barışı sağlamak için çalışmaya devam ettiğini yineleyerek, ateşkesin kalıcı ve uzun vadeli istikrarı garanti eden bir anlaşmaya dönüşmesini ümit ettiklerini dile getirdi.

Oturum öncesinde açıklama yapan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD-İran mutabakat zaptında öngörüldüğü üzere Lübnan'daki savaş durdurulmadığı sürece Tahran'ın Washington ile nihai anlaşma müzakerelerine başlamayacağını vurguladı.

Bekayi, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, "Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sonlandırılmasını içeren ilk madde başta olmak üzere, bu hükümler uygulanmadan nihai anlaşmaya varmak için müzakere aşamasına geçilmesi mümkün değildir" ifadesini kullandı.

Bu müzakere turu öncesinde, İsrail'in ABD-İran mutabakatını ihlal eden büyük askeri tırmanışı ve gerçekleştirdiği katliamlar nedeniyle görüşmeler neredeyse durma noktasına gelmişti. İsrail'in adımlarına tepki olarak İran Hürmüz Boğazı'nı kapatmış, Hatemü'l-Enbiya Karargahı'ndan yapılan açıklamada bu kararın Tahran'ın atmayı planladığı bir dizi adımın yalnızca ilki olduğu belirtilmişti.

Eş zamanlı olarak İran Dışişleri Bakanlığı da ABD ile yürütülen Cenevre müzakerelerini askıya aldığını duyurmuştu.

Bu gelişme üzerine ABD devreye girerek İsrail'e baskı uygulamış ve İsrail ordusu 24 saatten kısa bir süre içinde ikinci kez, Lübnan'ın güneyinde tam ateşkes uygulanması yönünde kesin talimatlar yayımlamıştı.

İsrail medyasında yer alan haberlere göre, askeri operasyonların durdurulması kararı tamamen İsrail'in kendi tercihiyle alınmadı, İran'ın tehditkar adımlarının ardından Washington'ın Tel Aviv üzerinde kurduğu yoğun baskı sonucunda gerçekleşti.