
YDH - Bölgesel ve uluslararası düzeyde savaşın durdurulması ve bu savaşın en önemli sahalarından biri olan Lübnan'da sükunetin sağlanması amacıyla yürütülen temaslarda Kahire yönetimi, Lübnan dosyasına öncelik veriyor.
Mısır, İsrail'in Lübnan topraklarından tamamen çekilmesine zemin hazırlayacak kalıcı bir ateşkesin tesis edilmesi gerektiğini savunurken, olası bir uzlaşının İsrail tarafından günlük olarak ihlal edilen Gazze anlaşmasının bir benzerine dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.
Bu doğrultuda Kahire, İsrail'in Lübnan'da kalan altyapıyı da tamamen yıkacak geniş çaplı bir savaşa yönelmesini engellemek amacıyla ABD'nin daha aktif bir rol oynaması için girişimlerini yoğunlaştırıyor.
Mısır'ın da katıldığı Arap ve İslam ülkeleri toplantılarına vakıf kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Mısır tarafı İsrail'in artık sadece ülkenin güneyiyle sınırlı kalmayıp Lübnan'ın genelini hedef alan askeri tırmanışının yarattığı tehlikeye dikkat çekiyor.
Kahire, İsrail içindeki bazı siyasi aktörlerin Lübnan'daki çatışmaları kendi iç seçim hesapları ve kazanımları için kullanmak istediği yönünde uyarılarda bulunuyor.
Konu hakkında bilgi sahibi üst düzey Mısırlı kaynaklar, el-Ahbar gazetesine yaptıkları açıklamada, Washington yönetiminin sponsorluğunda yürütülen doğrudan müzakerelerin, İsrail'in süregelen ihlalleri tamamen durdurulmadan ve bu konu çözüme kavuşturulmadan sadece Hizbullah'ın silahına odaklandığı müddetçe gerçek bir sonuca ulaşmasının mümkün görünmediğini belirtiyor.
Aynı kaynakların aktardığına göre Mısır, özellikle Suudi Arabistan ile koordinasyon halinde yeni bir planı müzakere ediyor. Söz konusu plan, acil bir ateşkes ilan edilmesini ve İsrail'in gerçekleştirdiği ihlalleri izleyecek denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini öngörüyor.
Bununla birlikte, İsrail güçlerinin Lübnan'ın güneyinden tamamen çekilmesi için hızlı ve net bir takvimin belirlenmesi, boşaltılan bölgelerin kontrolünün derhal Lübnan Ordusu tarafından devralınması hedefleniyor.
Suudi Arabistan'ın açık desteğiyle bir yeniden imar sürecinin başlatılması tasarlanırken, Mısır'ın Hizbullah'ın silahının dondurulması esasına dayanan yaklaşımı da bu süreçte yeniden gündeme getiriliyor.
Mısır ayrıca, Lübnan Ordusu'nun kabiliyetlerinin artırılmasını ve olası ihlal ya da saldırılara karşı koyabilecek düzeyde tamamen yetkilendirilmesini savunuyor.
Ancak bu yaklaşım henüz ABD tarafında kesin ve net bir karşılık bulmuş değil. Bu durum Kahire'yi, Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini durdurma güvencesi karşılığında Tel Aviv'in sakinleşme adımlarına uymasını zorunlu kılacak, Washington üzerinde baskı oluşturabilecek ortak bir Arap-İslam pozisyonu geliştirmeye yöneltiyor.
Mısır, Suriye ile ilişkilerinde son dönemde belirgin bir gerilim yaşanması nedeniyle bölgedeki etkinliğini Suriye yerine Lübnan üzerinden artırabileceğini değerlendiriyor.
Kahire'deki karar alıcı çevrelerde, Lübnan'da herhangi bir iç çatışmaya yol açmadan siyasi sistemin yeniden inşa edilmesi sürecinde, Lübnan siyasi hayatının bir ortağı olarak kabul edilen Hizbullah ile önümüzdeki dönemde daha açık ve doğrudan bir siyasi çalışma yürütmek için gerçek bir fırsat bulunduğu görüşü hakimiyet taşıyor.