Kolombiya'nın yeni devlet başkanı: ‘Solu deşip parçalayacağız’

23 Haziran 2026

Donald Trump'ın desteklediği Abelardo de la Espriella, solu "deşip parçalama" ve suçlulara karşı sert güç kullanma vaatleriyle Kolombiya'nın yeni devlet başkanı seçildi.

YDH- The Guardian gazetesinde yayımlanan bir habere göre, 2012 yılında 20'den fazla kadının cinsel istismar suçlamasında bulunduğu Kolombiyalı Evanjelik bir din adamını savunan avukat Abelardo de la Espriella, pazar günü yapılan seçimleri kazanarak ülkenin yeni devlet başkanı seçildi.

Haberde, söz konusu davada mağdurları "çıkar peşinde koşan kadınlar" anlamına gelen aşağılayıcı bir ifadeyle nitelendiren De la Espriella'nın müvekkilinin beraatini sağladığı, ancak davanın halen Yüksek Mahkeme tarafından incelendiği belirtildi.

Bu açıklamaların seçim kampanyası sırasında yeniden gündeme geldiği ve özellikle ilerici seçmenler arasında tepkiye yol açtığı kaydedildi.

The Guardian'a göre kendisine "El Tigre" (Kaplan) lakabını veren milyoner avukat Abelardo de la Espriella, solcu senatör Ivan Cepeda'yı yaklaşık 41 milyon seçmenin oy kullandığı seçimde yalnızca 250 bin oy farkla geride bırakarak zafer kazandı.

7 Ağustos'ta görevi devralacak olan De la Espriella'nın, Kolombiya'nın ilk ve tek solcu devlet başkanı olan Gustavo Petro'nun yerini alacağı ve bunun ülkenin yeniden sert biçimde sağa yönelmesi anlamına geldiği ifade edildi.

Gazete, De la Espriella'nın Kolombiya'nın uzun muhafazakâr liderler çizgisinden de “daha sağda” konumlandığının değerlendirildiğini aktardı.

"Demokrasi açısından kaygılar var"

Haberde, seçim zaferi sonrasında anayasa ve tüm Kolombiyalıların haklarına saygı göstereceğini söylemesine rağmen, 47 yaşındaki siyasetçinin söylemlerinin çok sayıda gözlemci ve insan hakları savunucusunda “endişe” yarattığı belirtildi.

De la Espriella'nın seçim kampanyasında solu "deşip parçalama", göstericilere karşı ölümcül güç kullanma ve suçluları "fareler ve hamamböcekleri gibi öldürme" vaatlerinde bulunduğu hatırlatıldı.

Feminist Volcánicas dergisinin kurucularından Catalina Ruiz-Navarro'nun, "Bu beni korkutuyor. Kolombiya'nın güçlü kurumlarına rağmen daha önce hiç karşılaşmadığımız türden kurumsal bir tehditle karşı karşıyayız." ifadelerine yer verildi.

The Guardian, bu sonucun aynı zamanda “Latin Amerika'da son dönemde güçlenen aşırı sağ dalganın yeni bir göstergesi” olarak görüldüğünü belirtti.

Trump, Bukele ve Milei'den ilham aldı

Haberde, ABD Başkanı Donald Trump'ın açık destek verdiği De la Espriella'nın Trump'ın yanı sıra bölgedeki diğer muhafazakâr liderlerden de “ilham” aldığı ifade edildi.

Özellikle Nayib Bukele'nin güvenlik politikalarının örnek alındığı belirtilirken, De la Espriella'nın da “çetelere” karşı benzer sert önlemler uygulama sözü verdiği kaydedildi.

Ayrıca Javier Milei'nin devlet harcamalarını azaltma söyleminden etkilendiği ve “devletin yüzde 40 küçültülmesini” savunduğu aktarıldı.

Bazı analistlerin, bu ölçekte bir küçülmenin ekonomik kriz yaratabileceği ve devlet otoritesinin zayıf olduğu bölgelerde suç örgütlerinin daha da güçlenmesine yol açabileceği uyarısında bulunduğu belirtildi.

İfade özgürlüğünü savunan El Veinte kuruluşunun yöneticilerinden Ana Bejarano Ricaurte'nin, "Amerikalararası insan hakları sisteminden çekilme sözü verdi. Bu sistem uzun yıllardır Kolombiya'da insan haklarının korunmasının temel dayanaklarından biri oldu." dediği belirtildi.

Paramiliter liderlerin avukatlığından devlet başkanlığına

The Guardian, De la Espriella'nın başkent Bogota'da doğduğunu ancak Karayip kıyısındaki Cordoba bölgesinde büyüdüğünü yazdı.

Eski bir Liberal Parti milletvekili ve avukatın oğlu olan De la Espriella'nın kariyerine küçük hukuk davalarıyla başladığı belirtildi.

Habere göre, kariyerindeki dönüm noktası, 2000'li yılların başında paramiliter grupların hükümetle silah bırakma görüşmeleri yürüttüğü dönemde yaşandı.

İlk olarak "sivil toplum temsilcisi" olarak görüşmelere katılan De la Espriella'nın daha sonra paramiliter liderlerin avukatlığını üstlendiği kaydedildi.

Sonraki yıllarda cinsel istismar suçlamalarıyla karşı karşıya kalan din adamı Álvaro Gámez'in, uyuşturucu gelirlerini aklamak için kullanıldığı iddia edilen bir saadet zincirinin yöneticisinin biri olmakla suçlanan Alex Saab'ın da avukatlığını yaptığı belirtildi.

Kampanya ekibinin, De la Espriella'nın servetinin “mahkeme salonlarındaki başarıları” sayesinde oluştuğunu savunduğu ifade edildi.

Sert vaatler ve tartışmalı söylemler

The Guardian, De la Espriella'nın seçim kampanyası boyunca Kolombiya'nın Birleşmiş Milletler'den ayrılmasını, Gustavo Petro'nun ABD'ye iade edilmesini, 10 yüksek güvenlikli mega hapishane inşa edilmesini ve sivil silahlanmanın serbest bırakılmasını savunduğunu yazdı.

Ayrıca görevinin ilk üç ayında ülkenin en büyük 10 suç örgütü liderini "yakalama ya da öldürme" sözü verdiği kaydedildi.

Fosil yakıt üretimini, kaya gazı çıkarılmasını ve çevre izinlerinin “gevşetilmesini” desteklediği belirtildi.

Haberde, parlamentoda sınırlı desteğe sahip olmasına rağmen göreve başladığı ilk gün 90 başkanlık kararnamesi yayımlamayı planladığını açıkladığı ifade edildi.

Ruiz-Navarro'nun, bu kararnamelerin daha sonra mahkemeler tarafından iptal edilse bile hak kayıplarının o aşamada gerçekleşmiş olabileceği uyarısında bulunduğu aktarıldı.

Gazeteciler ve insan hakları savunucularının tepkisi

The Guardian'a göre, De la Espriella yıllar içinde gazetecilere karşı “100'den fazla” dava açtı.

Ana Bejarano Ricaurte, "Kendisini eleştiren veya görüşlerine katılmayan kişileri susturmaya çalıştı." değerlendirmesinde bulundu.

Haberde, bunun Kolombiya'nın demokratik geleceği açısından ciddi kaygılara yol açtığı değerlendirmesine yer verildi.