Haaretz: Savaş İsrail'i benzersiz bir psikolojik krize soktu

25 Haziran 2026

İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesi, Ekim 2023'ten bu yana süren savaşın ülkede benzeri görülmemiş bir psikolojik kriz yarattığını yazdı.

YDH - İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesi, ülkenin Ekim 2023'ten bu yana yürüttüğü savaşın, toplum içinde benzeri görülmemiş bir psikolojik kriz bıraktığını yazdı.

Gazete; kaygı, uyku bozuklukları, aile içi şiddet, yeme bozuklukları ve trafik kazalarındaki artışa dikkat çekerek, bu durumun sonuçlarının İsrail toplumunu yıllarca etkileyeceği uyarısında bulundu.

Haberde, savaş öncesinde normal bir hayatı ve işi olan ancak savaşın ardından çalışma yetisini kaybeden ve psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle intihar eğilimi gösteren bir yedek askerin durumuna dikkat çekildi.

Gazeteye konuşan, çatışmalar nedeniyle psikolojik rahatsızlık yaşayanlara yönelik faaliyet gösteren Yeholomey Krav Derneği Başkanı Nadav Veresh, bu tür vakaların "artık istisna olmadığını, sıradan bir durum haline geldiğini" belirterek, benzer koşullarla mücadele eden askerlerin sayısının giderek arttığını ifade etti.

Haaretz, savaşın başlamasından bu yana psikolojik rahatsızlık yaşayan çok sayıda yeni kişinin tanıklıklarını belgelediklerini, bireysel gibi görünen bu vakaların aslında geniş çaplı bir toplumsal olguyu yansıttığını kaydetti.

Psikolojik rahatsızlıklarda görülmemiş artış

Gazete, İsrail Savunma Bakanlığı verilerine dayanarak, tedavi gören yaralı sayısında sert bir artış yaşandığını aktardı.

Buna göre, savaş öncesinde yaklaşık 62 bin olan tedavi gören kişi sayısı 87 bine yükselirken, psikolojik rahatsızlığı bulunanların sayısı ise yaklaşık 11 binden 31 bine ulaştı.

Buna rağmen uzmanlar, mevcut rakamların krizin gerçek boyutunu yansıtmadığı görüşünde.

Psikolojik travma alanında çalışan Prof. Dr. Zahava Solomon, şu an görünenin "yalnızca buz dağının görünen kısmı" olduğunu belirterek, psikolojik etkilerin çoğunun çatışmalar sona erdikten sonra ortaya çıktığını vurguladı.

Solomon, terhis edilen çok sayıda yedek askerin zaman geçtikçe birer "saatli bombaya" dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Kriz askeri alanın dışına taşarak topluma yayılıyor

Savaşın etkilerinin artık yalnızca askeri personelle sınırlı kalmadığını belirten gazete, bu durumun Gazze Şeridi'ne sınır bölgelerde yaşayanlar, Nova Festivali katılımcıları ve evleri bombalanan siviller dahil olmak üzere İsraillilerin geniş kesimlerine yayıldığını yazdı.

Savaşın coğrafi olarak genişlemesinin, psikolojik olarak zarar görenlerin sayısını da artırdığı vurgulandı.

Ulusal Sigorta Enstitüsü verilerine göre, düşmanca eylemler nedeniyle psikolojik zarar gördüğü kabul edilen sivillerin sayısı 7 Ekim 2023 arifesinde 6 bin 412 iken, içinde bulunduğumuz hafta itibarıyla 69 binin üzerine çıktı.

Bu kişilerden yaklaşık 35 bini resmi olarak psikolojik engellilik statüsü aldı. Enstitüden bir yetkili, bu gelişmeyi "en karamsar senaryoların bile ötesinde" olarak nitelendirdi.

Kolektif travma

Gazete, savaşın etkilerinin sadece askerler veya çatışmalardan doğrudan etkilenenlerle sınırlı kalmadığını; yedek askerleri, şiddete maruz kalanları veya savaşta yakınlarını kaybedenleri de kapsadığını belirtti.

Prof. Dr. Yossi Levi-Belz, İsrail'in tüm topluma yansıyan bir "kolektif travma" yaşadığını, bu durumun psikolojik bir tükenmişliğe ve liderliğe olan güvenin kaybolmasına yol açtığını ifade etti.

Bu krizin görmezden gelinmesinin etkilerini daha da ağırlaştıracağını kaydeden Levi-Belz, savaş yıllarında trafik kazalarında hayatını kaybedenlerin sayısındaki artışın, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişilerin tehlikeli araç kullanma eğiliminden kaynaklanan bir yansıma olabileceğini belirtti.

Savaşın etkilerinin hayatın her alanına uzandığına işaret eden gazete; ergenler arasında kaygı ve yeme bozukluklarının arttığını, savaşın ilk yarısında aile içi şiddet vakalarında yüzde 65 oranında artış kaydedildiğini yazdı.

Araştırmalar, her iki eşin de yedek asker olarak görev yaptığı ailelerde şiddet riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Uyku bozukluklarında da belirgin bir artış kaydedildi. Savaş öncesinde yüzde 5 olan klinik uykusuzluk oranı, 2025 yılı sonu itibarıyla yüzde 28'e yükseldi.

Uzmanlar bu durumu, sürekli yeni saldırı endişesi altında yaşayan İsraillilerin hissettiği kesintisiz kaygı ve belirsizlik haline bağlıyor.