
YDH- Washington’da yürütülen İsrail-Lübnan müzakerelerinin üçüncü gününde, ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin İsrail ordusunun Güney Lübnan'dan "kısmen çekildiğine" dair açıklaması diplomatik bir krize yol açtı.
İsrail ve Lübnan hükümetleri, söz konusu geri çekilme iddiasını resmi olarak yalanlarken, bölgedeki saha gerçekliği ile diplomatik söylemler arasındaki uçurum derinleşti.
Reuters’a konuşan ve ismi açıklanmayan Amerikalı yetkili, İsrail’in bir tampon bölgeden çekilerek Lübnan hükümetine "somut bir iyi niyet göstergesi" sunduğunu iddia etti.
Ancak hem İsrail hem de Lübnanlı yetkililer, herhangi bir geri çekilme veya pilot uygulamanın henüz başlamadığını vurgulayarak bu açıklamayı boşa çıkardı.
Lübnanlı üst düzey bir kaynak, ordunun böyle bir çekilmeden haberdar edilmediğini belirtti.
ABD tarafı, İsrail’in çekilmesi beklenen bölgeler için Lübnan ordusuna acil devreye girme çağrısında bulundu.
Amerikalı yetkili, yeni güvenlik modelini şu sözlerle açıkladı:
"Lübnan ordusu derhal içeri girmeli, silahları ve terörist altyapıyı ortadan kaldırmalıdır. Bu model, güneyin tamamında uygulanacak ve yerinden edilen ailelerin dönüşü ile Lübnan'ın tam egemenliğini mümkün kılacaktır."
Daha önce basına sızan "pilot bölge" planına göre; İsrail heyeti, Washington'daki görüşmelere Litani'nin güneyindeki "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölgeyi kapsayan haritalarla katılıyor.
Görüşmelerin siyasi ayağını Büyükelçi Yechiel Leiter ve Ulusal Güvenlik Konseyi'nden Yossi Dreznin yürütürken, askeri heyette Strateji Bölümü Başkanı Michael Levin ve Askeri Ataşe Arik Ben-Dov yer alıyor.
Savunma çevreleri, bu adımın Amerikan veya İran kaynaklı dayatmalardan kaçınmak için bir "güven artırıcı önlem" olduğu görüşünde birleşse de, saha ile diplomatik masanın henüz senkronize olmadığı görülüyor.
İsrail Savaş Bakanı Israel Katz, ABD'den gelecek olası bir çekilme talebini reddedeceklerini belirterek, Lübnan ve Suriye'deki "güvenlik bölgelerinden" vazgeçmeyeceklerini açıkladı.
MUNI EXPO 2026 konferansında konuşan Katz, İsrail'in yeni güvenlik doktrininin düşman toprağında operasyonel bir varlık sürdürmeyi gerektirdiğini vurguladı.
İsrail'in kuzey cephelerinde "birleşik bir güvenlik modeli" uyguladığını ifade eden Katz, "İsrail ordusu, sınırın düşman tarafında bulunmalı ve toplumumuzu doğrudan bu toprakların içinden korumalıdır" dedi.
Hizbullah silahsızlandırılmadığı sürece bölgeden çıkmayacaklarını belirten işgal bakanı, bu güvenlik bölgelerine sivillerin dönüşüne de izin verilmeyeceğini söyledi.
Katz, "İki yüz bin sakin geri dönmeyecek. Eskiden güvenlik bölgelerinde sivil varlığı varken patlayıcılar ve saldırılar oluyordu; bu yüzden artık asker içeride, sivil dışarıda kuralını uyguluyoruz" ifadelerini kullandı.
İsrail'in stratejisinin, caydırıcılığın ana unsuru olarak toprak kontrolünü sürdürmek üzerine kurulu olduğunu belirten Katz, Gazze'deki Hamas'ın temel hedefinin İsrail'i geri çekilmeye zorlamak olduğunu, aynı stratejinin Lübnan'da da geçerli olduğunu söyledi.
İsrail'in Güney Lübnan'daki operasyonel menzilini genişlettiğini ve "güçlü bir model" oluşturduğunu savunan Katz, ABD ile operasyonel özgürlük konusunda gerilim yaşandığı yönündeki haberleri ise reddederek ordu ile koordinasyonlarının tam olduğunu iddia etti.