Vance: İran ile askeri iletişim kanalı kurma konusunda anlaştık

25 Haziran 2026

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de İran ile gerçekleştirilen barış görüşmelerinin ardından iki ülke orduları arasında Doha merkezli bir gerilimi azaltma kanalı kurulması konusunda mutabakata varıldığını açıkladı.

YDH - ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre’de İranlı yetkililerle yürütülen maraton barış görüşmelerinin ardından dönüş yolunda Air Force Two uçağında Unherd portalından Sohrab Ahmari’ye özel mülakat verdi.

İsviçre’deki müzakerelerden somut bir kazanımla ayrıldıklarını belirten Vance, taraflar arasında çatışmayı azaltacak doğrudan bir iletişim mekanizması kurulduğunu açıkladı.

Görüşmelerin en önemli çıktılarından birinin İran tarafıyla doğrudan temas kuracak bir kanal oluşturulması olduğunu ifade eden Vance, "İstediğimiz sonuçlardan biri buydu ve bunu başardık. Onlar da 'Tamam, güzel, Devrim Muhafızları Ordusu'ndan birini CENTCOM'dan biriyle Doha'da buluşması için göndereceğiz' dediler ve bu anlaşmazlıkların çoğunu bu şekilde çözeceğiz" şeklinde konuştu.

Bu gelişme, Trump yönetiminde askeri müdahalelere mesafeli duran ve ABD gücünün öncelikli olarak iç meselelere odaklanmasını savunan "gerilimi sınırlandırma" yanlısı ekibin temsilcisi konumundaki Vance için önemli bir siyasi sınav niteliği taşıyor.

Dış çatışmalara girilmesine karşı duran duruşu ile İran ile yaşanan sıcak çatışmayı savunma zorunluluğu arasında kalan Vance, süreci diplomasi yoluyla yönetmeyi tercih ettiğini belirtti. Bu doğrultuda İsviçre’nin Lucerne Gölü kıyısındaki bir tesiste, Pakistan ve Katar’ın ara buluculuğunda İranlı yetkililerle bir araya gelindi.

"CENTCOM ile Devrim Muhafızları Doha'da bir araya gelecek"

İki ülke orduları arasında kurulması planlanan yeni güvenlik kanalı, zirvenin en önemli somut kazanımı olarak değerlendiriliyor. Ancak sürecin işleyişi henüz kesinleşmiş değil.

Vance, İran tarafının sergilediği yaklaşımın sahaya yansıyıp yansımayacağı konusunda ihtiyatlı olduğunu belirterek, "Onların retorik esnekliğinin eylemle karşılanıp karşılanmayacağı, tüm bu sürecin üzerinde asılı duran en büyük soru işaretidir" dedi.

Zirve sürecinde diplomatik heyetler arasındaki ikili temaslar ve perde arkası görüşmeler öne çıktı. Dört ülkeden (İran, Pakistan, Katar, ABD) gelen diplomatlar ve medya mensupları uzun saatler boyunca ortak alanlarda vakit geçirdi.

Müzakereler sırasında İran heyetinin sergilediği tereddütler dikkat çekerken, diplomatik kaynaklar Tahran’ın ABD ile doğrudan masaya oturma hususunda iç kamuoyu baskısından çekindiğini aktardı.

Pazar günü düzenlenen dörtlü toplantının açılışında İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Vance arasında bir el sıkışma töreni planlanmış olsa da protokol krizleri nedeniyle bu an basının önünde gerçekleşmedi.

Vance, İranlı yetkililerle diyalog kurmanın başlangıçta zor olduğunu ancak zamanla daha yapıcı bir aşamaya geçildiğini belirtti. Geçmiş temasları hatırlatan Vance, "Onlarla ilk kez İstanbul'da bir araya geldiğimizde durum adeta bir gösteri gibiydi; belirli mesajları vermek ve bizi bazı konular üzerinden suçlamak zorundaydılar. Bu yüzden ilerlemek zordu. Ancak daha sonra gerçekten konuşabildiğimiz iyi bir noktaya geldik. Bu kez de benzer unsurlar vardı: 'Bunu biz istemedik ama İran ulusu büyüktür' gibi şeyler söylediler ancak günün sonunda barışı konuşmaktan memnuniyet duyduklarını belirttiler" dedi.

"Mutabakat zaptı KOEP'ten çok daha genel bir belgedir"

Müzakerelerin içeriği ve üzerinde çalışılan yeni mutabakat zaptı, ABD iç siyasetinde hem şahinler hem de güvercinler tarafından Barack Obama dönemindeki nükleer anlaşma (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - KOEP) ile karşılaştırılarak eleştiriliyor. Muhalifler, bu yeni düzenlemenin KEOP'ten daha zayıf olduğunu ileri sürüyor.

Vance bu eleştirilere karşı çıkarak, "KOEP ile yapılan karşılaştırmada hoşuma gitmeyen pek çok şey var, ancak bunlardan biri mutabakat zaptının KOEP'ten çok daha genel bir belge olmasıdır" ifadelerini kullandı.

Belgenin temel niteliğine vurgu yapan Başkan Yardımcısı, "Bu gerçekten temel bir belge: Boğaz'ı açalım, birbirimize ateş etmeyi bırakalım ve bir nükleer anlaşma yapıp yapamayacağımıza bakalım. Onların perspektifinden ise durum 'Ablukayı kaldıralım, birbirimize ateş etmeyi bırakalım ve bir yaptırım anlaşması olup olmadığına bakalım' şeklinde. Temelde olay buradan çıkıyor" dedi.

İran tarafının KOEP'ten çok daha farklı taahhütler sunduğunu kaydeden Vance, daha sıkı bir denetim mekanizması ve mevcut zenginleştirilmiş uranyum stokunun ortadan kaldırılması gibi maddelerin masada olduğunu söyledi.

Vance, "Madalyonun diğer yüzü ise ABD ve dünya ile temelden dönüşmüş bir ilişki istemeleri. Ortada bir yerde nereye varabileceğimizi henüz bilmiyorum" diye ekledi.

"Eylemin bunu takip edip etmeyeceğini çözmemiz gerekiyor"

Bölgesel dinamikler açısından, ABD yönetiminin yeni Ortadoğu vizyonu, tüm aktörlerin birbiriyle doğrudan görüştüğü bir yapı kurmayı hedefliyor.

Vance, bu yeni yaklaşımın, önceki nükleer anlaşmaya karşı çıkan Körfez monarşileri tarafından da olumlu karşılandığını belirtti.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dahil bölge ülkelerinin İran ve Devrim Muhafızları ile daha önce kurulmamış ekonomik ve siyasi kanallar açtığını bildirdi.

Öte yandan, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin bölgedeki askeri hedefleri ile ABD’nin yeni diplomasisi arasında görüş ayrılıkları var.

Yeni mutabakat zaptı, Tahran’ın talebi doğrultusunda Lübnan cephesi (Hizbullah) ile İran cephesini birbirine bağlıyor.

Lübnan’daki durum hakkındaki gelişmeleri değerlendiren Vance, buradaki koordinasyon mekanizmasının olumlu işlediğini belirterek, "İsrail ve bölgedeki diğer tüm uluslar meşru müdafaa hakkına sahiptir. Ancak gerilimi düşürmeyi konuştuğumuz bir ortamda bu meşru müdafaa hakkından herkesin yararlanmasını sağlamak istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan’daki ateşkesin son günlerde büyük ölçüde korunduğunu aktaran Vance, sürecin zorluklarına rağmen birkaç hafta öncesine kıyasla çok daha iyi bir noktada olunduğunu belirtti.

İran yönetiminin söylemleri ve sahadaki pratikleri arasında fark olduğunu iddia eden Vance, mülakatı şu sözlerle tamamladı:

"Geçmişe göre kesinlikle farklı konuşuyorlar. Bunun doğru olmasının pek çok nedeni var. Ancak eylemin bunu takip edip etmeyeceği, nihai anlaşmanın genel hatlarıyla vaat ettiklerinin bir kısmını gerçekten karşılayıp karşılamayacağı; işte bunu çözmemiz gerekiyor."