Kıbrıs, İsrail'in bölgesel savaş planının merkezinde

26 Haziran 2026

İsrail, enerji koridorları, askeri üsler ve yeni ittifaklar üzerinden Doğu Akdeniz'de kalıcı bir stratejik düzen kurmaya çalışıyor.

YDH- Fransa merkezli haber ve analiz platformu Orient XXI, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki İngiliz askeri üslerinin ilk kez doğrudan hedef haline geldiğini belirtti.

Analizde, bu gelişmenin Doğu Akdeniz'de enerji projeleri, askeri üsler ve bölgesel ittifaklar etrafında şekillenen güvenlik mimarisinin giderek daha kırılgan hale geldiğinin göstergesi olduğu değerlendirildi.

Ayrıca, 2 Mart 2026'da, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından iki gün sonra, Kıbrıs'taki İngiliz askeri üslerine insansız hava araçlarıyla saldırı girişiminde bulunulduğu belirtildi.

Saldırılarda yalnızca Akrotiri Hava Üssü'nün sınırlı şekilde isabet aldığı, can kaybı yaşanmadığı ancak askeri personel ile çevrede yaşayan sivillerin tedbir amacıyla tahliye edildiği aktarıldı.

İlk aşamada saldırının sorumlusu olarak İran'ın gösterildiği, ancak daha sonra bazı kaynakların saldırının Lübnan Hizbullahı tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini öne sürdüğü ifade edildi.

Orient XXI, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrullah'ın Haziran 2024'te Kıbrıs'ı, İsrail'e sağladığı destek nedeniyle misillemeyle tehdit ettiğini hatırlattı.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'in, İran'a saldıran Amerikan bombardıman uçaklarının Kıbrıs'taki üslerden kalktığı yönündeki iddiaları reddettiği belirtilirken, analize göre adadaki İngiliz üsleri İsrail'e yalnızca "savunma amaçlı" faaliyetlerle sınırlı olmayan kapsamlı lojistik destek sağlıyor.

Doğu Akdeniz'de askeri hareketlilik arttı

Analize göre, Güney Kıbrıs'taki üslerin hedef alınmasının ardından Avrupa Birliği ülkeleri Doğu Akdeniz'deki askeri varlıklarını güçlendirme kararı aldı.

Fransa, Yunanistan ve İngiltere'nin bölgeye ilave savaş gemileri ile askeri birlikler sevk ettiği, Türkiye'nin ise bölünmüş adanın kuzeyindeki askeri varlığını artırdığı belirtildi.

Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in Londra yönetiminin saldırılar karşısındaki tutumunu "geç ve yetersiz" bulduğu, İngiltere'nin İHA saldırılarını engelleyememesini sert biçimde eleştirdiği aktarıldı.

Orient XXI, bu gelişmelerin ardından adadaki İngiliz üslerinin varlığının yeniden tartışılmaya başlandığını belirtti.

Analizde, 2025 ilkbaharında yerel, İngiliz ve Amerikalı çeşitli kuruluşların katılımıyla "Bases off Cyprus" (Üsler Kıbrıs'tan Çıksın) kampanyasının başlatıldığı ifade edildi.

Söz konusu kampanyanın yalnızca İngiliz üslerinin kapatılmasını ve İsrail'e silah ambargosu uygulanmasını istemediği; aynı zamanda Gazze üzerinde gerçekleştirilen keşif uçuşlarında elde edilen verilerin, Gazze'de işlenen savaş suçlarını soruşturan uluslararası yargı mercilerine teslim edilmesini talep ettiği kaydedildi.

Gazze operasyonlarının lojistik merkezi

Orient XXI analizine göre, kamuoyunda fazla görünür olmayan İngiliz üsleri, ABD ve İngiltere'nin Ortadoğu'daki askeri operasyonlarında “kritik rol” oynuyor.

Analizde, Ekim 2023'ten itibaren bu üslerin Gazze'ye yönelik askeri saldırıların “önemli lojistik merkezlerinden biri” haline geldiği belirtildi.

Analize göre üsler, ABD ordusuna hayati ikmal desteği sağlarken aynı zamanda Gazze üzerinde 650'den fazla keşif ve gözetleme uçuşunun gerçekleştirilmesine imkân tanıdı.

Bu uçuşlarda elde edilen verilerin İsrail ile paylaşıldığı belirtilen analizde, uçuşların kodları ve sürelerinin büyük İsrail operasyonlarıyla örtüştüğünün görüldüğü, bunun da resmi olarak dile getirilen "İsrailli esirlerin bulunması" gerekçesinin ötesinde “daha kapsamlı bir askeri iş birliğine” işaret ettiği değerlendirildi.

Orient XXI, Londra ile Tel Aviv arasında "İran ve Hizbullah'ın istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı mücadele" amacıyla gizli bir karşılıklı savunma anlaşmasının bulunduğunu ve bunun daha sonra gizliliği kaldırılan belgelerle ortaya çıktığını da aktardı.

Analize göre, Güney Kıbrıs'ın İsrail açısından taşıdığı stratejik önem yeni değil.

Analizde, İsrail ordusunun 2017 yazından itibaren adada birçok kez geniş çaplı askeri tatbikat gerçekleştirdiği, Güney Lübnan'da yürütülebilecek muhtemel saldırıların burada simüle edildiği belirtildi.

Orient XXI, Güney Kıbrıs'ın coğrafi yapısının Güney Lübnan'a benzemesi nedeniyle bu tatbikatlar için özellikle tercih edildiğini ifade etti.

Yunanistan-Kıbrıs-İsrail ekseni

Orient XXI analizinde, Güney Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin oynadığı rolün, Doğu Akdeniz'de son yıllarda yaşanan daha geniş jeopolitik dönüşümden bağımsız değerlendirilemeyeceği belirtildi.

Analize göre, bölgede hızlanan askerileşme süreci, enerji projeleri ve stratejik ulaştırma koridorlarıyla doğrudan bağlantılı ilerliyor.

Ayrıca, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail arasında son yıllarda gelişen yakınlaşmanın artık geçici bir iş birliğinin ötesine geçerek “üç temel eksen üzerine kurulu kalıcı bir ittifaka” dönüştüğü ifade edildi.

Bunların; ekonomik anlaşmalar, doğal gaz merkezli enerji iş birliği ve askeri-güvenlik koordinasyonunun güçlendirilmesi olduğu belirtildi.

Orient XXI'ye göre, bu yakınlaşmanın temelinde Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ile enerji kaynakları üzerindeki rekabet bulunuyor.

Analizde, 2011 yılında büyük doğal gaz rezervlerinin keşfedilmesinin süreci hızlandırdığı, “Kıbrıs'ın Münhasır Ekonomik Bölgesi”nde bugüne kadar altı doğal gaz sahasının tespit edildiği kaydedildi.

Bu gelişmenin bir yandan Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile Türkiye arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlıklarını derinleştirirken, diğer yandan enerji altyapısı ile deniz ticaret yollarının korunması amacıyla İsrail'le güvenlik iş birliğini güçlendirdiği ifade edildi.

İsrail savunma sanayii için yeni pazar

Orient XXI, Türkiye'nin 1974'ten bu yana kontrol ettiği kuzey kesimi ayıran tampon bölgede uzun süredir İsrailli şirketlerin geliştirdiği gözetleme teknolojilerinin kullanıldığını belirtti.

Ayrıca, söz konusu sistemlerin göç hareketlerini izlemek amacıyla kurulduğu ifade edildi.

Benzer şekilde Yunanistan'ın da Ege'deki mülteci kamplarında İsrail yapımı gözetleme teknolojilerinden yararlandığı aktarıldı.

Analize göre, bu projeler bir süre askıya alınsa da Gazze'deki ateşkes ilanının ardından yeniden hız kazandı.

Yunan Parlamentosu'nun Aralık 2025'te onayladığı yeni savunma paketi kapsamında İsrail üretimi 36 adet PULS çok namlulu roketatar sisteminin yaklaşık 758 milyon dolar karşılığında satın alınmasının kararlaştırıldığı belirtildi.

Orient XXI, bu alımın yaklaşık 3 milyar avroluk daha geniş kapsamlı bir yatırım programının parçası olduğunu ve Ege'de İsrail'in "Demir Kubbe" sistemine benzer bir füze savunma ağı kurulmasının hedeflendiğini ifade etti.

Analizde, bunun Yunanistan'ın toplam 28 milyar dolarlık askeri modernizasyon programı içinde yer aldığı kaydedildi.

Analize göre, Güney Kıbrıs da aynı dönemde füze savunma sistemleri edinmeye başladı.

22 Aralık 2025'te düzenlenen üçlü zirvede Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail'in ortak askeri tatbikatları artırma, güvenlik planlamasını derinleştirme ve kriz dönemlerinde devreye girecek ortak bir askeri güç oluşturma konusunda mutabakata vardıkları belirtildi.

Enerji projeleri askeri iş birliğiyle destekleniyor

Orient XXI analizinde, askeri anlaşmalarla desteklenen enerji projelerinin bu ittifakın “temel sütunlarından biri” haline geldiği ifade edildi.

Bu projelerin başında Güney Kıbrıs ile Yunanistan elektrik şebekelerini birbirine bağlayacak, daha sonra da İsrail'e uzatılması planlanan “Büyük Deniz Enterkonnektörü” (Great Sea Interconnector/GSI) projesinin geldiği belirtildi.

Analizde, projenin Güney Kıbrıs'ın enerji izolasyonunu sona erdirmeyi ve adayı Avrupa elektrik piyasasına entegre etmeyi amaçladığı aktarıldı.

Bunun yanında Rus doğal gazına bağımlılığı azaltarak bölgesel enerji güvenliğini güçlendirmesinin de hedeflendiği ifade edildi.

Orient XXI, projenin "yeşil dönüşüm" ve enerji güzergâhlarının çeşitlendirilmesi söylemiyle sunulmasına rağmen, esasen İsrail'le normalleşmeyi ve Tel Aviv'in bölgesel entegrasyonunu merkeze alan daha kapsamlı bir Doğu Akdeniz yeniden yapılanmasının parçası olduğunu değerlendirdi.

Aynı zirvede üç ülkenin Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesine bağlanma iradesini de açıkladığı belirtildi.

ABD'nin desteklediği bu koridorun Hindistan'dan başlayarak Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İsrail üzerinden Yunanistan ile Güney Kıbrıs'a uzanacak ulaştırma, ticaret ve enerji altyapısıyla Avrupa ile Güney Asya pazarlarını birbirine bağlamayı amaçladığı aktarıldı.

Analize göre Başbakan Benyamin Netanyahu bu projeyi İsrail'i yeni ekonomik ve enerji ağlarının merkezine yerleştirecek stratejik koridorun "iskeleti" olarak tanımladı.

Yazıda, Avrupa Birliği'nin de desteklediği IMEC'in, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi'ne alternatif olarak geliştirildiği ifade edildi.

Orient XXI, henüz başlangıç aşamasındaki planın, Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin 15 Mayıs'ta Birleşik Arap Emirlikleri'ne yaptığı ziyaret sırasında teyit edilen Hindistan-BAE anlaşmalarıyla daha da güç kazandığını belirtti.

ABD'nin bölgesel vizyonuyla uyum

Orient XXI analizinde, Gazze savaşının yalnızca mevcut askeri saldırılarla sınırlı olmadığı, “Ortadoğu'nun siyasi ve jeopolitik yapısını yeniden şekillendirmeyi hedefleyen daha geniş kapsamlı bir dönüşümün başlangıcı” olarak görüldüğü belirtildi.

Analize göre Güney Kıbrıs, askeri ve lojistik rolünün yanı sıra Filistinlilerin geleceğine ilişkin bazı siyasi senaryolarda da öne çıkan ülkelerden biri haline geldi.

Analizde, Ocak 2025'te Filistinlilerin "yer değiştirmesi" için Mısır, Ürdün, Somali ve Uganda gibi ülkelerin gündeme getirildiği, bazı ön taslaklarda ise Güney Kıbrıs'ın da "İnsani Geçiş Bölgeleri (Humanitarian Transit Zones-HTZ)" adı verilen büyük kampların kurulabileceği olası merkezlerden biri olarak gösterildiği aktarıldı.

Orient XXI'ye göre, Güney Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in 13 Ekim 2025'te Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde sunduğu altı maddelik plan da bu çerçevede değerlendiriliyor.

Analizde, Hristodulidis'in ABD'nin bölgesel yaklaşımına paralel bir tutum benimsediği, bunu da Kıbrıs'ın savaş bölgesine coğrafi yakınlığının ülkeye bazı sorumluluklar yüklediği gerekçesiyle savunduğu ifade edildi.

Analizde, Güney Kıbrıs yönetiminin ülkesini "tarafsız insani yardım merkezi" olarak tanımladığı aktarıldı.

Ancak Orient XXI, Ekim 2023'ten itibaren Limasol Limanı üzerinden Gazze'ye ulaştırılan deniz koridorunun yalnızca insani yardım amacı taşıdığı yönündeki söylemin, adanın fiili lojistik rolünü gölgelediğini değerlendirdi.

Analize göre Güney Kıbrıs, bölgesel deniz koridorlarının güvenliğini sağlayan ve Filistin topraklarının uluslararası düzeyde yönetilmesine yönelik planlara lojistik destek sunan önemli bir platform işlevi görüyor.

Ayrıca, daha sonraki süreçte Güney Kıbrıs ile Yunanistan'ın, Donald Trump'ın girişimiyle oluşturulan ve Gazze'nin yeniden inşasını denetlemesi öngörülen "Barış Kurulu"na gözlemci üye olarak katıldığı belirtildi.

Bu gelişmenin, Lefkoşa'nın Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığı'nı yürüttüğü döneme rastladığı ifade edildi.

Analizde ayrıca Yunanistan'ın, Filistin bölgesinin güvenliğini sağlamak ve silahsızlandırılmasını denetlemek amacıyla oluşturulması planlanan “Uluslararası İstikrar Gücü”ne katılmayı kabul ettiği kaydedildi.

Atina'nın bu çerçevede tıbbi ve teknik personel sağlamayı, ayrıca güvenlik devriyelerinde görev almayı üstlendiği aktarıldı.

Türkiye yeni denklemde hedef ülkelerden biri

Orient XXI analizinde, İsrail'in Güney Lübnan'daki askeri varlığını genişletmesinin, Tel Aviv'in "Büyük İsrail" vizyonu doğrultusunda değerlendirildiği ifade edildi.

Analize göre İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında geliştirilen askeri ve enerji iş birliği, Tel Aviv'in bölgesel entegrasyonunu güçlendirmeyi amaçlayan daha geniş kapsamlı stratejik hizalanmanın parçasını oluşturuyor.

Analizde, bu gelişmelerin Türkiye tarafından yakından takip edildiği, mevcut gerilimlerin ise taraflar arasında doğrudan çatışma ihtimalini beslediği değerlendirildi.

Orient XXI, Aralık 2025'te düzenlenen üçlü zirvede Başbakan Benyamin Netanyahu'nun, "Topraklarımız üzerinde yeniden imparatorluklarını kurabileceklerini düşünenler bundan vazgeçmelidir." sözlerini kullandığını aktararak, bunun Osmanlı geçmişine ve Türkiye'ye açık bir gönderme olarak yorumlandığını belirtti.

Analize göre, bu yeni hizalanmaya karşı bölgede alternatif ittifak arayışları da hız kazandı.

Haberde, Türkiye'nin Suudi Arabistan ile Pakistan arasında geliştirilen karşılıklı savunma düzenlemesine yakınlaşmayı değerlendirdiği ve bunun İsrail merkezli blok karşısında yeni bir denge oluşturabileceği ifade edildi.

Rekabetin yeni cephesi: Suriye

Orient XXI analizinde, Doğu Akdeniz'de şekillenen yeni bloklaşmanın yalnızca deniz yetki alanları ve enerji projeleriyle sınırlı kalmadığı, Suriye'nin de bölgesel güç mücadelesinin başlıca sahalarından biri haline geldiği belirtildi.

Analize göre, Aralık 2024'te Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye'nin yeniden inşası ve siyasi geleceği, bölgesel aktörler arasında stratejik rekabet konusu oldu.

Haberde, Türkiye'nin kendi çıkarlarıyla uyumlu, merkezi otoritesini koruyan ve toprak bütünlüğünü sürdüren bir Suriye modelini desteklediği ifade edildi.

Buna karşılık İsrail'in ise daha parçalı bir Suriye yapısından yana olduğu, ülkenin uzun vadede zayıf kalmasını sağlayacak bir güvenlik düzenini tercih ettiği değerlendirildi.

Orient XXI'ye göre, İsrail'in Suriye topraklarındaki askeri varlığını genişletmesi ve düzenli hava saldırıları da bu stratejinin sahadaki yansımaları arasında yer alıyor.

Analizde, Suriye'deki gelişmelerin yalnızca Şam yönetimini değil, Türkiye, İsrail ve Körfez ülkeleri arasındaki güç dengesini de doğrudan etkilediği vurgulandı.

Netanyahu'nun "altıgen ittifak" vizyonu

Haberde, Başbakan Benyamin Netanyahu'nun Şubat 2026 sonunda yaptığı açıklamayla İsrail'in bölgesel stratejisini daha açık biçimde ortaya koyduğu belirtildi.

Orient XXI'nin aktardığına göre Netanyahu, Ortadoğu'da ya da çevresinde yeni bir ittifak sistemi kurmayı hedeflediğini belirterek bu yapıyı "altıgen" olarak tanımladı.

Netanyahu'nun bu yapı içerisinde Hindistan, Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri, Yunanistan ve Kıbrıs başta olmak üzere Akdeniz ülkeleri ile isimlerini açıklamadığı bazı Asya ülkelerinin yer alacağını söylediği aktarıldı.

Analize göre İsrail yönetimi bu oluşumu, "radikal eksenler" olarak tanımladığı bölgesel bloklara karşı geliştirmeyi planlıyor.

Haberde, Netanyahu'nun bu kapsamda İran'ı "Şii ekseni", Türkiye'yi ise "yükselen Sünni eksen" olarak nitelendirdiği ifade edildi.

Orient XXI, İsrail'deki siyasi ve ekonomik çevrelerin de bu normalleşme ve bölgesel entegrasyon stratejisini büyük ölçüde benimsediğini belirtti.

"Gazze 2035" projesi

Analizde, bu yaklaşımın en somut örneklerinden birinin Netanyahu'nun Mayıs 2024'te kamuoyuna sunduğu "Gazze 2035" planı olduğu ifade edildi.

Söz konusu planın Gazze'yi bölgesel bir ticaret ve ekonomi merkezine dönüştürmeyi hedeflediği belirtildi.

Projede serbest ticaret bölgeleri kurulması, ulaştırma altyapısının geliştirilmesi, enerji hatları ve ticaret koridorlarının oluşturulmasıyla Gazze'nin bölgesel ve küresel tedarik zincirlerine entegre edilmesinin öngörüldüğü aktarıldı.

Orient XXI'ye göre plan, Gazze'yi "sıfırdan yeniden inşa edilecek" bir alan olarak tanımlıyor ve bölgeyi yatırım ile üretim merkezi haline getirmeyi amaçlıyor.

Analizde, araştırmacılar Adam Hanieh, Robert Knox ve Raief Ziadah'ın değerlendirmelerine atıf yapılarak, bu tür projelerin uygulanabilirliğinden çok, taşıdığı siyasi ve ideolojik anlamın önemli olduğu vurgulandı.

Ayrıca, söz konusu vizyonun İsrail'in bölgesel ekonomik entegrasyonunu, Filistin direnişinin ortadan kaldırılması ve Filistin toplumunun düşük maliyetli bir iş gücüne dönüştürülmesi varsayımı üzerine kurduğu değerlendirmesine yer verildi.

Bölgesel düzen yeniden şekilleniyor

Orient XXI analizinin sonunda, Gazze savaşı ve İran'la yaşanan çatışmaların ardından Doğu Akdeniz'de oluşan yeni güvenlik mimarisinin yalnızca askeri ittifaklardan ibaret olmadığı ifade edildi.

Analize göre enerji koridorları, ulaştırma projeleri, askeri üsler ve ekonomik entegrasyon girişimleri aynı stratejik çerçevenin parçalarını oluşturuyor.

Haberde, Kıbrıs'ın bu süreçte yalnızca coğrafi konumu nedeniyle değil, İngiliz üsleri, İsrail'le geliştirilen askeri ilişkiler, enerji projeleri ve bölgesel ulaştırma ağları nedeniyle Doğu Akdeniz jeopolitiğinin en kritik merkezlerinden biri haline geldiği belirtildi.

Orient XXI, son gelişmelerin Doğu Akdeniz'i küresel güç rekabetinin yeni odaklarından biri haline getirdiğini, bölgedeki askeri ve siyasi dengelerin önümüzdeki dönemde enerji, güvenlik ve ulaştırma projeleri etrafında yeniden şekillenmeye devam edeceği değerlendirmesiyle analizini tamamladı.