
YDH - New York'taki ön seçimlerde solun en uç kanadından üç adayın elde ettiği zafer, Kasım ayındaki seçimlerde Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu geri alması halinde Başkan Donald Trump'a karşı birleşik ve etkili bir muhalefet yürütmeyi hedefleyen Demokrat Parti liderliğinde endişelere yol açıyor.
Cumhuriyetçilerin yönetiminde geçen son yıllar, Temsilciler Meclisi'nde küçük ama birleşik bir grubun parti içinde ne kadar büyük bir güç elde edebileceğini gösterdi.
Pek çok Demokrat milletvekili, benzer bir kaosun kendi saflarında tekrarlanmasından ve yasama planlarının sürekli olarak sekteye uğramasından çekindiklerini ifade ediyor.
Demokratlar Meclis çoğunluğunu elde ederse Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanlığı görevini üstlenmesi beklenen New York Temsilcisi Gregory Meeks, konuya ilişkin endişelerini dile getirdi.
Meeks, "Bunun yaşanmamasını umuyorum, çünkü MAGA'cılar gibi olmak istemeyiz. Hem MAGA hareketini eleştirip hem de onlar gibi davranamazsınız" şeklinde konuştu.
Şu anki Kongre'nin tarihin en verimsiz dönemini geçirdiğini ve Cumhuriyetçilerin bu bölünme nedeniyle büyük bir düzensizlik içinde olduğunu belirten Meeks, "Biz böyle olmamalıyız. Bunun tam tersi olmak istiyoruz" dedi.
New York'taki ön seçimlerde seçmenler, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani tarafından desteklenen üç adayı tercih ederek eyaletteki iki ilerici kongre üyesini liste dışı bıraktı. Demokratların mutlak üstünlüğe sahip olduğu eyalette bu ön seçim sonuçları, adayların Kongre'ye girmesini neredeyse kesinleştiriyor.
Kongre Latin Grubu Başkanı Adriano Espaillat'ı mağlup eden Darializa Avila Chevalier ile Claire Valdez kendilerini demokratik sosyalist olarak tanımlıyor.
Eski Demokratik Sosyalistler Birliği (DSA) üyesi Brad Lander ise daha ılımlı bir profil çizen ilerici Temsilci Dan Goldman'ı saf dışı bıraktı.
New York'un Cumhuriyetçi Temsilcisi Mike Lawler ise duruma ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Benim için en büyüleyici kısım, Adriano Espaillat'ın da Dan Goldman'ın da ilerici Demokratlar olması. Bu isimler merkezci ya da ılımlı değil, ancak bu bile sosyalistler için yeterli olmadı" ifadelerini kullandı.
Buna karşılık bazı ilerici Demokratlar bu zaferleri yeni Kongre'de daha cesur politikaları savunmak için bir fırsat olarak görüyor.
Daha önce Kongre İlerici Grubu Başkanlığı yapan Washington Temsilcisi Pramila Jayapal, parti liderlerinin geniş bir seçmen tabanını temsil etme gerekçesiyle sürekli olarak ılımlılaşma çağrısı yaptığını belirtti.
Jayapal, "Ancak bu geniş taban, hangi seçim bölgesinden olursa olsun genel sağlık sigortası, daha yüksek asgari ücret ve evrensel çocuk bakımı talep eden insanları temsil ediyorsa, o zaman taleplerimizi yumuşatmamalıyız. Aksine bu büyük politikaların üzerine gitmeli ve ülkenin dört bir yanındaki seçim bölgelerinde bunların aslında ne kadar popüler olduğunu göstermeliyiz" dedi.
Güçlü bir oy bloğu oluşturmanın önemine değinen Jayapal, kendi başkanlığı döneminde "Build Back Better" (Yeniden Daha İyi İnşa Edelim) paketinin Meclis'ten bu şekilde geçebildiğini ve bu gücün dönüştürücü politikaları savunmaya devam etmelerini sağlayacağını kaydetti.
Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki Azınlık Lideri olan ve partinin çoğunluğu kazanması halinde Meclis Başkanı olması beklenen Hakeem Jeffries, ön seçimlerde elenen Espaillat ve Goldman'ı desteklemişti.
Jeffries, seçimlerin ertesi günü katıldığı bir televizyon programında, yeni Kongre toplandığında partinin bir araya gelmesi gerektiğini vurguladı.
Jeffries, "Böyle bir dönemde, yönetim tarafında hep birlikte ileriye doğru hareket etmek zorundayız. Çünkü Donald Trump ve Cumhuriyetçilerin Amerikan halkına yönelttiği eşi benzeri görülmemiş bir aşırılıkla karşı karşıyayız" dedi.
Cumhuriyetçilerin yönetimindeki Temsilciler Meclisi'nde aşırı sağcı Özgürlük Grubu (Freedom Caucus), tasarıları engelleyerek ve oylamaları protesto aracı olarak kullanarak Meclis Başkanı Mike Johnson için sürekli bir sorun teşkil etti.
Cumhuriyetçilerin ancak çok az bir oy farkıyla çoğunluğu elinde bulundurması, Özgürlük Grubu'nun bu denli güçlü bir pazarlık payı elde etmesini sağladı.
Yeni seçilen solcu Demokratların benzer bir güce ulaşıp ulaşamayacağı, partinin seçimlerde elde edeceği koltuk sayısına ve sandalyelerin oy marjına bağlı olacak.
Demokratlar tarafında ise parti içi bölünmeler kurumsal bir yapıya bürünmüş değil. Ancak en ilerici üyeler kendilerini "The Squad" (Manga) olarak adlandırılan grupta bir araya getiriyor.
Bu grubun kurucu isimlerinden New York Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez, gruba dahil olmak isteyen her üyeye kapılarının açık olduğunu belirterek, yeni gelen dinamik adayların Kongre'de kendi yollarını çizecek olmalarından heyecan duyduğunu söyledi.
Ocasio-Cortez, büyük bir koalisyon olmanın getirdiği zorlukları da kabul ederek, "Demokratik koalisyondan ve geniş bir çatıdan bahsettiğimizde, insanlar bazen bunun oldukça sancılı bir süreç olduğunu unutuyor. Geniş bir çatı, her zaman birbirimizi yüzde yüz seveceğimiz ya da her konuda anlaşacağımız anlamına gelmez" dedi.
Ancak bu durumun birbirlerine ihtiyaç duydukları gerçeğini değiştirmediğini belirten Ocasio-Cortez, "Yükselen faşist bir rejimin yarattığı zorluklar hepimizin bir koalisyon içinde olmasını gerektiriyor. Koalisyon ise aynı fikirde olmasak da birlikte hareket etmektir ve başarımızın arkasındaki güç de bu kabuldür" diye ekledi.
Öte yandan, Connecticut Temsilcisi Jim Himes gibi bazı isimler New York City'deki üç bölgede alınan sonuçların aşırı yorumlandığını düşünüyor.
New York'un kendine has dinamikleri olduğunu belirten Himes, "Kentsel alanlarda genç nüfusun etkisiyle bir değişim arzusu ve sorunlara hızlı çözüm talebi olduğu açık.
Ancak bunu Cumhuriyetçi Özgürlük Grubu ile kıyaslamam. Bu yeni isimler, halkın yaşadığı ekonomik sıkıntıları çözmeye gerçekten odaklanmış insanlar" değerlendirmesinde bulundu.
Zafer kazanan adaylardan Darializa Avila Chevalier, geçmişte sosyal medyada yer alan ve Amerikan bayrağını peçete olarak kullanmaktan bahsettiği veya Başkan Yardımcısı Kamala Harris hakkında hakaret içeren ifadeler kullandığı eski paylaşımları nedeniyle özür dileyerek bu gönderileri silmişti.
Maryland Temsilcisi Glenn Ivey ise Meclis içindeki olası bir bölünme riskini ciddiye almadığını belirtti.
Ivey, "Zaten AOC (Ocasio-Cortez) gibi bir isme sahibiz, Demokrat gruba yepyeni ve yabancı bir tür eklenmiyor. Nancy Pelosi Meclis Başkanı iken bu süreçleri nasıl yönettilerse, yine öyle yapacaklardır. Trump'a karşı muhalefet hepimizi birleştiren en büyük ortak güç olacaktır" dedi.
Vermont Temsilcisi Becca Balint ise Kongre'ye yeni giren herkes için güç dengelerini, koalisyon kurmayı ve işleyişi anlamanın oldukça zorlu bir süreç olacağını belirterek, yeni üyelerin de benzer bir öğrenme sürecinden geçeceğini ifade etti.
Balint aynı zamanda, Cumhuriyetçi Özgürlük Grubu'nun devleti işlemez hale getirmek için çalıştığını, kendi taraflarında ise ilericilerin halk için somut kazanımlar elde etmeyi amaçladığını, bu nedenle iki grubun motivasyonlarının tamamen farklı olduğunu sözlerine ekledi.
Illinois Temsilcisi Jesús "Chuy" Garcia da yeni üyelerin iş üretmek için uzlaşmayı ve ilişki kurmayı hızlıca öğreneceklerini belirtirken, Teksas Temsilcisi Veronica Escobar ise yeni seçilen isimlerin daha zorlu seçim bölgelerinden gelen milletvekilleriyle tanıştıklarında çoğunluğu korumanın ne kadar zor olduğunu anlayacaklarını ümit ettiğini dile getirdi.
Sol kanattaki yeni isimlerin, çoğunluğun kazanılması durumunda Hakeem Jeffries'in Meclis Başkanlığı adaylığını destekleyip desteklemeyeceği ise bir diğer tartışma konusu.
Brad Lander, Jeffries'i destekleyeceğini açıklarken, Avila Chevalier ve Claire Valdez henüz bu konuda net bir taahhütte bulunmadı.
Valdez'in seçim gecesi düzenlediği partide ekrana Jeffries'in fotoğrafı yansıdığında kalabalığın yuhalaması ve "Sıra sende" sloganları atması dikkat çekmişti.
Pramila Jayapal ise Jeffries'in parti grubunun desteğini almakta zorlanacağı iddialarını önemsemediğini belirterek, "Meclis Başkanı olmak isteyen kişinin görevi insanları ikna etmektir, bu da bazen çeşitli uzlaşmaları beraberinde getirir. Ayrıca ortada Jeffries'e karşı aday olacağına dair hiçbir söylenti de yok" dedi.