İran'da Havza-yı İlmiyelerden hükümete müzakere uyarısı

28 Haziran 2026

İran'daki dini ilimlerin verildiği Havza-yı İlmiyelerin idari merkezi, yayımladığı stratejik bildiride uzlaşma metninin Devrim Lideri Hamenei'nin tüm taleplerini karşılamadığını açıkladı.

YDH - İran'daki dini ilimlerin verildiği Havza-yı İlmiyelerin çatı yönetim organı olan Havza-yı İlmiyelerin Yönetim Merkezi, son dönemde varılan uzlaşma memorandumu ve ülke liderliğinin mesajına ilişkin stratejik bir bildiri yayımladı.

Fars Haber Ajansı'nın aktardığı bildiride, Cumhurbaşkanı, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyeleri ve diplomatik kadroların, karşı tarafın anlaşmayı ihlal etmesi durumunda müzakereleri derhal terk etmesi ve askeri ile diplomatik alanlarda sert bir karşılık vermesi gerektiği belirtildi.

Bildiride, uzlaşma metninin İran Devrim Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei'nin ve halkın tüm taleplerini tam olarak karşılamadığı vurgulandı.

Hamenei'nin yayımladığı mesajda geçen "Ben prensipte farklı bir görüşe sahiptim" ifadesine atıfta bulunulan bildiride, bu ifadenin Devrim Lideri ile Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi üyeleri arasındaki görüş ayrılığını açıkça ortaya koyduğu kaydedildi.

Metinde, uzlaşma taslağının liderlik ile konsey üyeleri arasında defalarca gidip geldiği ve bazı değişiklikler yapılmasına rağmen, nihai metnin Devrim Liderinin tüm beklentilerini yansıtmadığı ifade edildi.

Buna karşın Hamenei'nin, halkın haklarının korunması, şeraitin yerine getirilmesi ve ABD'nin aşırı taleplerinin önlenmesi şartıyla, hükümetin sorumluluk alması üzerine bu mutabakata izin verdiği aktarıldı.

"Karar merciine itaat esastır"

Savaş, barış ve müzakere konularında uzmanlar ile velayet makamı arasında görüş ayrılıklarının yaşanmasının doğal ve geçmişte de görülen bir durum olduğu belirtilen bildiride, islam cumhuriyeti rejiminde esas kuralın, uzman görüşleri dinlendikten sonra liderin ikna olmaması halinde yetkililerin liderin kararına tabi olması gerektiği hatırlatıldı.

Bildiride, Cumhurbaşkanı'nın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı sıfatıyla kendisi ve diğer üyeler adına halkın ve "direniş cephesinin" haklarını koruma sözü verdiği, ABD'nin taleplerine karşı durmayı taahhüt ettiği ve bu temelde anlaşmanın meşruiyet kazandığı ifade edildi. Ancak düşmanın ahdi bozması halinde şer'an, aklen ve kanunen müzakerelerden çekilmenin ve askeri yanıt vermenin zorunlu olduğu savunuldu.

"Halkın sokaklardaki varlığı sürmeli"

Askeri alanda İran'ın üstünlük sağladığı ve ABD ile İsrail'in hedeflerine ulaşamayarak ateşkes istemek zorunda kaldığı iddia edilen açıklamada, batılı analistlerin bu memorandumları ABD'nin küresel süper güç konumundan düşüşünün belgesi olarak nitelendirdiği öne sürüldü. Düşmanın medya oyunlarıyla kendisini galip göstermeye çalışarak direnci kırmak istediği savunulan metinde, "kamuoyu savaşına" karşı koyulması gerektiği belirtildi.

Savaş sonrası süreçte düşman planlarının bozulması için halkın sokaklardaki varlığının ve taleplerinin devam etmesi gerektiği vurgulanarak, bu varlığın diplomasi heyeti için bir yumuşak güç ve baskı unsuru oluşturacağı ifade edildi. Din okullarının bu toplumsal duruşu desteklemeyi sürdüreceği kaydedildi.

Son olarak bildiride, düşmanın müzakere sürecini uzatarak Dünya Kupası ve seçim dönemlerini atlatmayı, kendi enerji rezervlerini doldurmayı ve askeri olarak toparlanarak "dördüncü dayatılmış savaşa" hazırlanmayı hedefleyebileceği yönünde bir tahminde bulunuldu. Askeri ve emniyet güçlerine bu ihtimale karşı teyakkuzda olma çağrısı yapıldı.