
YDH - Irak'ta yolsuzlukla mücadele iddiasıyla başlatılan ve son yılların en kapsamlı takibatlarından biri olarak nitelendirilen operasyonun ilk 24 saatinde gözaltına alınanların sayısı 67'ye yükseldi.
Güvenlik kaynaklarının Şafak News haber sitesine aktardığına göre, gözaltına alınan isimler arasında siyasetçiler, milletvekilleri ve devlet memurları yer alıyor.
Söz konusu kişilerin mali yolsuzluk, kamu malını zarara uğratma ve haksız kazanç sağlama suçlamalarıyla gözaltında tutulduğu bildirildi.
Aynı kaynaklar, hakkında yakalama kararı bulunan çok sayıda şüphelinin ülke içinde gizlendiğini ya da kaçtığını, ancak alınan yoğun güvenlik önlemleri sayesinde hiçbirinin yurt dışına çıkamadığını ifade etti.
Bağdat ve diğer illerde güvenlik önlemlerinin en üst düzeye çıkarıldığı operasyonun ilk aşamasında, 72 saat içinde 200'den fazla kişinin hedef alınması planlanıyor.
Altı aya yayılması öngörülen bu süreçle, kamu kaynaklarının geri alınması amaçlanıyor. Operasyon kapsamında üst düzey yetkililer, parti liderleri ve yasadışı sözleşmelere aracılık ettiği değerlendirilen şirket sahipleri mercek altına alındı.
Bağdat'taki hükümet binalarının yer aldığı Yeşil Bölge'de terörle mücadele ekipleri ve özel kuvvetlerin konuşlandırıldığı, giriş çıkışlarda sıkı denetimler uygulandığı bildirildi.
Yetkililer, gözaltı kararlarının tamamen yargı denetiminde ve hukuki prosedürlere uygun olarak yürütüldüğünü açıkladı.
Öte yandan Irak'ın eski Başbakanı Nuri el-Maliki, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada operasyona tam destek verdiğini duyurdu.
Başbakan El-Zeydi ve operasyonu yürüten yargıçlara hitap eden El-Maliki mesajında, "Halkın parasını gasp eden yolsuzluk ortaklarının peşine düşmek için başlattığınız 'El-Fecr' operasyonunu tebrik ediyor; adaletin tesisi ve emanete hıyanet edenlerin cezalandırılması yönündeki çabalarınızı desteklediğimizi teyit ediyoruz. Bu görevi sonuna kadar götürün, zira bu Irak halkının uzun süredir beklediği bir adım" dedi.
Yolsuzluk operasyonları sürerken, Irak Bakanlar Kurulu'nun enerji sektöründe ABD merkezli şirketlere sağladığı geniş kolaylıklar dikkat çekti.
Alınan kararla, ABD'li ExxonMobil şirketiyle imzalanan ön ilkeler anlaşması ve buna bağlı sözleşmeler, geçmiş dönemdeki bazı kısıtlayıcı kabine kararlarından muaf tutulurken, Petrol Bakanlığının uluslararası tahkim sürecini takip etmeye devam edeceği belirtildi.
Bununla birlikte Basra Petrol Şirketi'nin entegre saha yönetimi ile mühendislik, tedarik ve inşaat yönetimi sözleşmelerinin beş yıllığına bir dönem ABD işgalinin baş sorumlularından Dick Cheney'in CEO'luk yaptığı Halliburton Irak şubesine verilmesi onaylandı.
Hümrin petrol sahasının geliştirilmesi işi ise HKN Energy şirketine ihale edildi. Kabine ayrıca çevre koruma standartlarında esneklik payı tanınması konusunda Çevre Bakanlığına yetki verirken, sağlık sektöründe ilaç alımlarının finansmanı için Sağlık Bakanlığına 30 milyar dinar tahsis etti.
Toplantıda son olarak, Irak Yüksek Denizcilik Otoritesi Kanunu uyarınca hazırlanan deniz kazalarını ve çatışmaları önleme yönetmeliği onaylandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın özel temsilcisi Tom Barrack'ın yakın zamanda Bağdat ve Erbil'e gerçekleştirdiği ziyaret, Irak siyasetinde Washington'ın artan nüfuzuyla ilgili tartışmaları beraberinde getirdi.
Eski Milletvekili Fadıl el-Fetlavi, bu ziyaretin Washington'ın Ortadoğu'daki bölgesel dengeleri kendi stratejik çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirme çabalarının açık bir göstergesi olduğunu belirtti.
Malume ajansına demeç veren el-Fetlavi, "Bu diplomatik tur, ABD'nin bölgedeki kartları yeniden düzenlemeye yönelik süregelen girişimleri çerçevesinde gerçekleşiyor ve Irak hükümetine siyasi ve güvenlik açısından son derece hassas dosyalara dair doğrudan mesajlar iletiyor" dedi.
El-Fetlavi, ABD'nin mevcut baskılarının iki temel alanda yoğunlaştığını ifade etti. Eski milletvekiline göre bu alanlardan ilki, askıda kalan kabine oluşumunun Washington'ın çıkarlarına uygun şekilde tamamlanması; ikincisi ise silahların devlet kontrolünde tutulması ve güvenlik sahasının ABD lehine düzenlenmesi olarak öne çıkıyor.
El-Fetlavi, askeri seçenekleri zayıflayan ABD'nin, İran'ın bölgedeki siyasi üstünlüğü karşısında uğradığı kayıpları bu tür diplomatik baskılarla telafi etmeyi amaçladığını vurguladı.
Siyasi analist Adnan es-Sadi ise Başbakan El-Zeydi'nin petrol, elektrik ve telekomünikasyon gibi stratejik sektörlerde ABD'li şirketlere öncelik verilmesi yönündeki talimatlarının zamanlamasına dikkat çekti.
Es-Sadi, "ABD Başkanı'nın temsilcisinin Bağdat ziyaretinin hemen ardından atılan bu ön alıcı adımlar, ekonomik açıdan üzerinde düşünülmüş bir tercihten ziyade, özünde Washington'ı memnun etme ve güven verme çabası olarak görünüyor" dedi.
Hükümetin Washington ile çatışmaktan kaçınma stratejisi izlediğini belirten Es-Sadi, "Başbakan'da, hükümetinin devamlılığının ve siyasi istikrarın güvence altına alınmasının ancak Washington'ın taleplerine ve önceliklerine yanıt vermekten geçtiğine dair sarsılmaz bir kanaat var" değerlendirmesini yaptı.
Bu yaklaşımı eleştiren analist, egemenliği koruyan dengeli bir ilişki kurulması gerektiği uyarısını yaparak, bu durumun Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde derin görüş ayrılıklarına yol açabileceğini ve El-Zeydi hükümeti sonrasında bu ittifakın tamamen dağılması riskini barındırdığını sözlerine ekledi.