The Guardian: Batı Şeria'da İsrail'e ‘öldürme ruhsatı’

29 Haziran 2026

Batı Şeria'da Filistinli çocukların öldürülmesinin cezasızlıkla sistematik hale geldiği bildirildi.

YDH- The Guardian, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail'in Filistinlilere yönelik "öldürme yetkisi" oluşturan uygulamaları mercek altına aldı.

Gazete, öldürülen Filistinli çocukların aileleri ve insan hakları kuruluşlarıyla yaptığı görüşmelere dayanarak, çocuk ölümlerinin arttığını, buna karşın failler hakkında herhangi bir hesap verilebilirlik mekanizmasının işletilmediğini aktardı.

Okul çantasının ardından ölüm

The Guardian'ın haberine göre, dokuz yaşındaki Filistinli Muhammed el-Haluk öldürüldüğü gün okuldan UNICEF logolu yeni bir çanta almıştı.

Annesi Aliye el-Haluk, oğlunun bu çanta nedeniyle büyük sevinç yaşadığını belirterek, eve gelip çantasını gösterdiğini ve daha sonra kardeşi için de bir çanta isteyebilmek amacıyla yeniden okula döndüğünü anlattı.

Öğle yemeğinin ardından kendi yaptığı ağla kuş avlayan Muhammed, yakaladığı kuşları arkadaşlarına gösterdikten sonra yakınlardaki dedesini ziyaret etmek istedi.

Ailenin el-Halil'in güneyindeki er-Rihiyye beldesinde yaşadığı, bölgenin son dönemde İsrailli yerleşimcilerin ve İsrail ordusunun saldırılarına daha fazla maruz kaldığı belirtildi.

Annesi oğlunun dışarı çıkmasını istemediğini ancak Muhammed'in ısrar ederek evden ayrıldığını söyledi ve bu, annesinin onu son görüşü oldu.

Okul bahçesinde vuruldu

Muhammed el-Haluk, 16 Ekim 2025'te saat 16.00 sularında okul bahçesinde futbol oynarken İsrail askerinin açtığı ateş sonucu leğen kemiğinden vuruldu.

Haberde yer alan görüntülere göre, iki askeri aracın okulun önüne gelmesinin ardından çocuklar kaçışmaya başladı.

Bir askerin cipten inerek tepedeki çocuklara doğru tüfeğini doğrulttuğu, ardından ateş açıldığı görüldü.

Muhammed'in birkaç adım attıktan sonra yere yığıldığı, diğer çocukların yardım etmeye çalıştığı ancak yeni ateş ve göz yaşartıcı gaz nedeniyle geri çekilmek zorunda kaldıkları aktarıldı.

Annesi Aliye el-Haluk ise alışveriş yaptığı sırada telefon aldığını, ilk olarak babasının arandığını ancak telefona kendisinin çıktığını anlattı.

"'Oğlum Muhammed mi? Bana doğruyu söyleyin, oğlum mu?' diye sordum. Benim olduğumu anlayınca telefonu kapattılar." dedi.

Muhammed daha sonra hastanede hayatını kaybetti.

"Cezasızlık sistemi"

The Guardian'ın aktardığına göre, Muhammed el-Haluk, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da İsrail güçleri tarafından öldürülen 235 Filistinli çocuk ve gençten, İsrailli yerleşimciler tarafından öldürülen beş çocuğun ise yalnızca biri.

Gazete, Gazze'de on binlerce Filistinlinin öldürüldüğü süreçte “Batı Şeria'da da angajman kurallarının gevşetildiğini ve hesap verilebilirliğin fiilen ortadan kalktığını” belirten insan hakları kuruluşlarının değerlendirmelerine yer verdi.

İsrailli insan hakları örgütü B'Tselem'in Direktörü Yuli Novak, çocuk ölümlerinin münferit olaylar değil, “daha geniş bir cezasızlık sisteminin” sonucu olduğunu söyledi.

Novak, "Batı Şeria'da Filistinli çocukların ve gençlerin benzeri görülmemiş şekilde öldürülmesi, İsrail'in hesap vermeden Filistinlilerin öldürülmesine izin veren genel politikasının sonucudur." dedi.

B'Tselem'in 2025 yılında öldürülen 54 çocuğu incelediği "Korumasız Çocukluk" raporuna atıfta bulunan Novak, sistemin yalnızca ateş açan askerleri korumadığını, fiilen onlara "öldürme yetkisi" verdiğini vurguladı.

Novak ayrıca, Merkez Komutanlığı Komutanı Tümgeneral Avi Bluth'un "1967'den bu yana hiç olmadığı kadar öldürüyoruz." sözlerini hatırlattı.

Bluth'un öldürülenlerin yüzde 96'sının "terör faaliyetlerine karıştığını" iddia ettiği belirtilirken, B'Tselem bunun "açık bir yalan" olduğunu belirtti.

Örgüt, incelediği çocuklardan hiçbirinin silahlı gruplara mensup olduğuna veya askerler için tehdit oluşturduğuna dair kanıt bulunmadığını bildirdi.

"Hiçbir dava açılmadı"

The Guardian'ın bildirdiğine göre, Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da bir Filistinlinin öldürülmesi nedeniyle hiçbir İsrailli hakkında iddianame hazırlanmadı.

Haberde ayrıca, Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun, İsrail makamları ve güvenlik güçlerinin Filistinli çocukları “kasıtlı olarak” hedef aldığı, bunun Gazze'de soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına, Batı Şeria'da ise savaş suçlarına yol açtığı yönündeki değerlendirmesine yer verildi.

Komisyon Başkanı Srinivasan Muralidhar da elde edilen delillerin Filistinli çocukların “kasıtlı biçimde” hedef alındığını gösterdiğini belirtti.

Muralidhar, geçen yıl ilan edilen ateşkese rağmen çocukların öldürülmeye ve ağır yaralanmaya devam ettiğini, İsrail'in uluslararası hukukun çocuklara sağladığı korumayı göz ardı ettiğini ifade etti.

Cenin'de 13 yaşındaki Rimas

Gazete, Şubat 2025'te Cenin Mülteci Kampı'nda kuzenleriyle oynarken vurularak öldürülen 13 yaşındaki Rimas Umuri'nin dosyasına da yer verdi.

Babası Ömer Umuri, askeri kontrol noktası yakınındaki bölgenin normalde sakin olduğunu belirterek, "Bir tehlike olduğunu bilseydim kızımın dışarı çıkmasına asla izin vermezdim." dedi.

İsrail ordusu ise Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada askerlerin "şüpheli bir kişiyi" fark ettiğini, uyarıya cevap vermemesi üzerine alt kısmına ateş açıldığını öne sürdü.

B'Tselem ise yaklaşık 40 metre mesafeden askerlerin onun bir çocuk olduğunu rahatlıkla anlayabilecek durumda olduğunu, tanıkların herhangi bir uyarı duymadığını ve adli tıp bulgularının Rimas'ın sırtından vurulduğunu gösterdiğini bildirdi.

Ailesi, olayla ilgili herhangi bir soruşturmanın sonucu hakkında kendilerine bilgi verilmediğini söyledi.

Evinde annesinin kucağında öldürüldü

The Guardian, iki yaşındaki Leyla el-Hatib'in ise Ocak 2025'te Cenin yakınlarındaki Müselles eş-Şüheda köyünde annesinin kucağında otururken evlerinin içine isabet eden kurşunlarla öldürüldüğünü aktardı.

Babası Bessam el-Hatib, ailenin akşam yemeği sırasında dışarıdan silah sesleri geldiğini, İsrail askerlerinin sivil araçlarla bölgeye girerek yakındaki bir binayı kontrol altına aldığını anlattı.

Silah seslerinin artması üzerine yere yattıklarını söyleyen Hatib, kızlarının çığlıklarını duyduğunu ve Leyla'nın vurulduğunu fark ettiğini belirtti.

Hatib, yaralı çocuğunu dışarı çıkardığında evlerinin askerler tarafından kuşatıldığını, bir subaya "Neden ateş ettiniz? Torunumu neden öldürdünüz?" diye sorduğunu aktardı.

Subayın önce "Yardım edemem." dediğini, daha sonra ambulans çağrıldığını ancak ambulansın yaklaşık 15 dakika sonra geldiğini söyledi.

Leyla'nın dedesi ise "Bu, halkımızın yaşadıklarının küçük bir örneği. Amaç çocuklarımızı öldürmek mi? Leyla'nın hikâyesi başka çocukların öldürülmesinin sonu olsun." ifadelerini kullandı.