
YDH - Uluslararası baskıların arttığı ve İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonlarına yönelik kınama seslerinin yükseldiği dönemde Siyonist rejimin Filistinlileri bölgeden uzaklaştırma yönündeki planlarını uluslararası kamuoyunun tepkisini çekmeyecek yeni diplomatik kavramlarla sürdürmek istediği belirtiliyor.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, ülkenin siyasi ve güvenlik karar alıcıları, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri tehcir ettirmeye yönelik mevcut plan çerçevesinde daha önce kullanılan "gönüllü göç" kavramı yerine "serbest hareket planı" ifadesinin kullanılması yönünde karar aldı.
İsrail televizyonu Kanal 13'ün haberinde, bu adımın göç politikasını uluslararası alanda yeniden pazarlama ve Tel Aviv ile işbirliği yapmayı reddeden ülkelerin tutumlarını yumuşatma amacı taşıdığı aktarıldı.
Habere göre, güvenlik ve istihbarat kurumlarına resmi söylemlerinde "serbest hareket" ifadesini kullanmaları talimatı verilirken, Filistinlileri kabul edebilecek yabancı ülkelerle temasların yeniden canlandırılması için çalışmalar başlatıldı.
Uzmanlar, "serbest hareket" kavramının seçilmesinin, bölge sakinlerine seyahat özgürlüğü tanındığı iddiasıyla zorunlu göçü insani ve hukuki bir kılıfa büründürme girişimi olduğunu ifade ediyor.
Yapılan değerlendirmelerde, kullanılan dil değişse de İsrail'in Gazze'yi insansızlaştırma ve bölgenin demografik yapısını değiştirme yönündeki stratejik hedefinin sabit kaldığı, bölge ülkelerinin net duruşunun ise bu girişimin önündeki en önemli engeli oluşturduğu kaydediliyor.
Filistinli siyaset bilimci Dr. Eymen el Rakab, konuya ilişkin Sputnik ajansına verdiği demeçte, Filistin halkının Gazze Şeridi'nden zorunlu veya gönüllü olarak göç ettirilmesine yönelik uluslararası karşı çıkış nedeniyle İsrail'in kavramsal bir değişikliğe gittiğini belirtti.
El Rakab, İsrail'in zorunlu ya da gönüllü göç ifadesinden, Gazze sakinlerinin bölgeyi terk etmelerine ve geri dönmelerine izin veren serbest dolaşım fikrine geçiş yaptığını dile getirerek şöyle devam etti:
"İsrail bu adımla, uluslararası hukuka uygun şekilde sakinlerine seyahat ve hareket özgürlüğü tanıdığını iddia ederek göç dosyasına yönelik küresel tepkileri hafifletmeyi amaçlıyor."
Yeni planın, Netanyahu hükümetinin Filistinlileri göç ettirme politikasını meşrulaştırma çabası olduğunu söyleyen El Rakab, bu yaklaşımın kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Batılı ve bazı Arap ülkelerinin bu öneriyi normal bir süreç gibi kabul edebileceğine dair çekincelerini dile getiren El Rakab, bu süreçte en büyük görevin zorunlu göçe karşı çıkan ve sınır geçişlerini denetleyen Mısır'a düştüğünü ifade etti.
El Rakab ayrıca, İsrail'in Gazze sakinlerini tahliye etmek amacıyla Refah Sınır Kapısı dışındaki alternatif kanalları kullanabileceği uyarısında bulunarak, Gazze'deki ağır insani şartlar ve yaşanamaz hale gelen çevre nedeniyle bölgeyi terk etmenin bazı siviller için kaçınılmaz bir seçenek haline gelebileceğini belirtti.
Filistinli akademisyen ve siyaset uzmanı Dr. Hüseyin el Dik ise İsrail'in Gazze'deki Filistinlileri göç ettirme planlarının geçerliliğini koruduğunu ifade etti.
Bölgesel önceliklerin son dönemde İran ve Lübnan gibi sıcak başlıklara kayması nedeniyle Gazze konusunun uluslararası gündemde gerilediğini belirten El Dik, buna rağmen Gazze'nin geleceğinin İsrail hükümetinin ajandasında ilk sıralarda yer aldığını kaydetti.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Gazze Şeridi'nin yüzde 70'ini kontrol altında tuttuklarına yönelik açıklamalarına atıfta bulunan El Dik, bu askeri varlığın İsrail'in bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve uzun vadeli göç hedeflerine hizmet ettiğini belirtti.
El Dik, "serbest geçiş" veya "serbest hareket" olarak adlandırılan yeni yaklaşımın sadece bir isim değişikliğinden ibaret olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:
"İsrail devlet mekanizmaları bu planı uygulamak için hareket halinde olsa da Gazze'deki savaş koşulları ve başta Mısır ile Ürdün olmak üzere Arap ülkelerinin tavizsiz duruşu, zorunlu veya gönüllü her türlü göç girişimini bugüne kadar boşa çıkardı."
Gazze'deki günlük yaşam koşullarının zorluğuna dikkat çeken El Dik, bu şartların gelecekte sivil halkı gönüllü olarak bölgeden ayrılmaya zorlayabileceğini ve serbest geçiş imkanlarının sunulması halinde büyük kitlelerin kısmen de olsa bölgeyi terk edebileceğini sözlerine ekledi.
Geçen ay İsrail Savaş Bakanı Yisrael Katz, Gazze'den tahliye planının uygun zaman ve yöntemle hayata geçirileceğini açıklamıştı.
Diğer taraftan ABD, Ocak 2026'da yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'deki krizi sonlandırmayı amaçlayan planının ikinci aşamasının başladığını duyurmuştu.
Bu plan, insani yardımların artırılmasını, bölgenin yeniden imarını ve "Barış Konseyi" denetiminde teknokratlardan oluşan geçici bir Filistin yönetiminin kurulmasını öngörüyor.