
YDH - Lübnan'da "vesayet yönetimi" olarak nitelendirilen hükümet yetkililerinin İsrail ile imzaladığı çerçeve anlaşması, ülke genelindeki siyasi kutuplaşmayı ve tarafların tutumları arasındaki farklılıkları belirgin şekilde artırdı. Ülkede iki karşıt siyasi eğilimin şekillenmeye başladığı gözleniyor.
Cumhurbaşkanı Jozef Aun anlaşmaya içeride siyasi bir koruma kalkanı oluşturmaya çalışırken, Meclis Başkanı Nebih Berri ise mutabakata karşı çıkan güçleri bir araya getirmeyi, anlaşmanın şartlarını, içeriğini ve uygulama mekanizmalarını yeniden tartışmaya açmayı hedefleyen bir süreç yürütüyor.
Edinilen bilgilere göre Cumhurbaşkanlığı Ofisi, Washington'da imzalanan uzlaşıya yönelik geniş tabanlı bir siyasi ve toplumsal destek görüntüsü oluşturmak amacıyla harekete geçti.
Bu çerçevede serbest meslek örgütlerinin temsilcileri, sendika konfederasyonlarının başkanları, bağımsız milletvekilleri, yerel yöneticiler ve kanaat önderleriyle temas kuruldu.
İlgili kesimler, Cumhurbaşkanı Aun'a destek beyan etmek üzere Baabda Sarayı'na davet edildi. Söz konusu anlaşma, sadece Ketaib Partisi, Lübnan Kuvvetleri ve ABD ile İsrail çizgisine yakın duran bazı bağımsız milletvekillerinin sınırlı desteğini alabilmiş, diğer siyasi ve toplumsal kesimlerden ise yoğun tepki görmüştü.
Saraydan yapılan bu acele davetler, bazı meslek örgütleri ve sendikalar tarafından ihtiyatla karşılandı. Temsilciler, üyelerinin anlaşma konusundaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle kurum içinde yeni bir bölünme yaşanmasından kaygı duyduklarını aktardı.
Davet edilen bazı isimler ise aylardır kendi sektörlerine ait sorunları ve talepleri iletmek üzere Cumhurbaşkanlığı'ndan randevu talep ettiklerini ancak yanıt alamadıklarını hatırlatarak, şimdi sadece bir destek tablosu tamamlamak amacıyla aceleyle çağrılmalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını ifade etti.
Diğer yandan, Cumhurbaşkanı Aun'a yakın milletvekilleri de siyasi gruplarla görüşmeler gerçekleştirerek anlaşmaya destek veren ortak bir siyasi deklarasyon yayımlanmasını ve ardından sarayın ziyaret edilmesini planlıyor.
Görüşmelerde, oluşturulacak heyette katılımcı tüm siyasi partilerin genel başkanlarının yer alması önerildi. Ancak Lübnan Kuvvetleri lideri Semir Caca'nın bu öneriye mesafeli durduğu bildirildi.
El-Ahbar gazetesine konuşan siyasi kaynaklara göre Cumhurbaşkanı Aun, Suudi Arabistan Temsilcisi Yezid bin Ferhan ile yaptığı görüşmede, Hizbullah'ın anlaşmaya karşı yürüttüğü kampanyayı göğüslemek adına mezhepler üstü bir uzlaşı zeminine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Aun'un, Suudi Temsilci bin Ferhan'dan eski milletvekili Velid Canbolat ile temas kurmasını ve kendisinden Meclis Başkanı Berri ile ortak hareket etmekten kaçınmasını rica ettiği aktarıldı.
Anlaşmaya yönelik itirazlar artık sadece İsrail ile her türlü uzlaşıyı reddeden geleneksel kesimlerle sınırlı kalmıyor.
Meclis Başkanı Berri, farklı siyasi eğilimlerden aktörleri yanına çekerek daha geniş bir muhalefet bloku inşa ediyor. Nitekim Berri'nin Özgür yurtsever Hareket lideri Cibran Basil ile gerçekleştirdiği görüşmede bu konu ana gündem maddesini oluşturdu.
Görüşmenin ardından hareketin yönetiminden yapılan açıklamada, milletvekillerinin "ülkenin kurtuluşuna yönelik somut güvenceler içermeyen" bu anlaşma hakkında hükümete gensoru vermeye hazırlandığı duyuruldu.
Anlaşmayı savunan kanat ise bu gelişmeyi Lübnan'ın dış politika yönetiminde tarihi bir dönüm noktası ve devlet adına stratejik bir kazanım olarak değerlendiriyor.
Bu görüşü paylaşan kaynaklar, anlaşmanın Lübnan'ı uzun süredir İran'ın etkisi altında tutan bölgesel eksenden çıkarmayı başardığını savunuyor.
Yetkililerin, Lübnan'ın kararlarını bölgesel çatışmalardan bağımsızlaştırdığı, sürecin bundan sonraki seyrinin büyük ölçüde Tahran'ın atacağı adımlara göre netleşeceği kaydediliyor.
Anlaşmanın henüz başlangıç aşamasında olduğu ve metnin yakın zamanda Bakanlar Kurulu'na sunulmayacağı belirtiliyor.
Yetkililer, mevcut metnin sadece bir ön çerçeve niteliğinde olduğunu, nihai onay aşamasına geçilmeden önce uygulama esaslarının ayrıntılı biçimde müzakere edilmesi gerektiğini, dolayısıyla önlerinde uzun bir hukuki ve idari süreç bulunduğunu ifade ediyor.
Tartışmalar siyasi ve anayasal boyutla sınırlı kalmayıp, Lübnan Ordusu'nun rolü ve İsrail'in çekileceği varsayılan bölgelerin nasıl yönetileceği gibi askeri konuları da kapsıyor.
Ancak anlaşmanın imzalanmasının ardından sahada İsrail'in askeri tutumunda somut bir değişiklik gözlenmedi. İsrail savaş uçakları ve insansız hava araçları Lübnan hava sahasını ihlal etmeyi sürdürürken, sınır hattındaki askeri hareketlilik de devam ediyor.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, dün işgal altındaki sınır bölgesine gerçekleştirdiği ziyarette, askeri altyapının imhasına devam edilmesi talimatı verdiğini belirterek, Hizbullah tehdidi tamamen ortadan kalkmadan çekilmeyeceklerini açıkladı.
Uygulama sürecine ilişkin olarak, ilk aşamada koordinasyonun doğrudan ABD ordusu ile sağlanacağı güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilmesi planlanıyor.
Bu güvenlik modelinin ilk olarak İsrail'in çekileceği pilot bölgelerde uygulanması, ardından aşamalı olarak diğer bölgelere yaygınlaştırılması öngörülüyor.
Ayrıca sürecin denetimi için bir gözlem komisyonu kurulması tartışılırken, bu kurulun üye sayısı ve çalışma usulleri henüz netleşmedi.
Cumhurbaşkanı Aun dün Ordu Komutanı General Rudolf Heykel'i kabul etti. Görüşmede Aun'un, ordu komutanlığına yönelik gerek İsrail kaynaklı gerekse iç siyasetteki eleştirileri reddettiği, Heykel'in görevden alınmasının kesinlikle gündemde olmadığını bildirdiği aktarıldı.
Cumhurbaşkanı, ordu komutanıyla ilgili iddiaların İsrail menşeli spekülasyonlardan ibaret olduğunu ve askeri kurumun iç istikrarın en önemli güvencesi kalmaya devam edeceğini vurguladı.