
YDH - ABD Başkanı Donald Trump'ın son günlerde İran ile topyekûn bir savaşa geri dönme seçeneğini değerlendirdiği ancak bu adımdan vazgeçerek diplomatik temasları sürdürme kararı aldığı bildirildi.
Wall Street Journal gazetesinin hükümet yetkililerine dayandırdığı haberde, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in son iki haftadır İran'ın herhangi bir gemiye saldırmadığını teyit eden açıklamalarına yer verildi.
Yetkililer, Trump'ın ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ile çok sayıda görüşme gerçekleştirdiğini aktardı.
Görüşmelerin odağında, tarafların savaşı sona erdirmek üzere 18 Haziran'da imzaladığı mutabakat zaptına rağmen, müzakerelerin askıya alınarak İran'a yönelik geniş kapsamlı askeri operasyonlara yeniden başlanması seçeneği yer aldı. Diplomatik süreçte yaşanan tıkanıklık sebebiyle arayışa giren Trump'ın yardımcılarından yeni fikirler talep ettiği, Hegseth ve Caine'in ise İran'daki askeri tesislere düzenlenecek kapsamlı hava saldırısı planlarını sunduğu kaydedildi.
Buna karşın Trump'ın şimdilik yalnızca diplomatik kanalları açık tutmayı tercih ettiği belirtildi. Geçmişte İran medeniyetini haritadan silme ve Hark Adası'nı ele geçirme yönündeki açıklamalarına karşın Trump'ın, geniş kapsamlı operasyon onayını vermekten defalarca kaçındığı hatırlatıldı.
Beyaz Saray kaynakları, Trump'ın Tahran yönetimiyle nükleer program konusunda nihai bir anlaşmaya varmak için belirlenen 18 Ağustos hedefinin aşılmasına itiraz etmeyeceğini yardımcılarına ilettiğini bildirdi.
Mevcut uzlaşı protokolü, nihai anlaşma müzakerelerinin 60 gün içinde tamamlanmasını öngörüyor.
Bir Beyaz Saray yetkilisi gazeteye yaptığı değerlendirmede, Trump'ın her zaman diplomatik çözümü tercih ettiğini belirterek "İranlıların ABD ile iyi bir anlaşma yapması kendi yararlarına olur" ifadelerini kullandı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Fox News televizyonuna yaptığı açıklamada, "Başkan bizden müzakere sürecini takip etmemizi istedi. Bu sürecin başarısız olması durumunda elimizde pek çok seçenek var" diye konuştu.
İran'ın beklenen tavizleri vermemesi durumunda nükleer programının işlevsiz kalacağını ve askeri kapasitesinin sınırlandırılacağını savunan Vance, müzakerelerin sonucu ne olursa olsun ABD'nin son derece avantajlı bir konumda yer aldığını kaydetti.
Vance, İran'ın son iki haftadır deniz ticaretini hedef alan eylemlerde bulunmadığını ve Hürmüz Boğazı'ndan petrol sevkiyatının sorunsuz sürdüğünü ekleyerek gemilere yönelik olası bir saldırıya derhal yanıt verileceğini vurguladı.
ABD'li yetkililer, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) arasında bir kriz hattının oluşturulmasını iki ülke arasındaki ilişkilerin seyri açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.
Beyaz Saray yetkilisi "Çatışmayı önleme kanalı açık ve şu anda her iki tarafça aktif olarak kullanılıyor" bilgisini paylaştı.
Ancak Tahran yönetimi bu hattın varlığını reddediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD makamlarının Hürmüz Boğazı'na ilişkin doğrudan bir iletişim hattı kurulduğu yönündeki iddialarını asılsız olarak nitelendirdi.
Yapılan açıklamada "Hürmüz Boğazı İran'a aittir ve Amerika'nın bu bölgeyle hiçbir ilgisi yoktur" ifadesine yer verildi.
İki ülke arasındaki en önemli anlaşmazlık noktalarından birini, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden milyarlarca dolarlık hizmet bedeli talep etme konusundaki ısrarı oluşturuyor.