
YDH- ABD'li emekli istihbarat subayı Dr. Emilio T. Gonzalez, Washington Examiner'da yayımlanan analizinde, ABD'nin Somaliland'ı resmen tanıyarak Afrika Boynuzu'ndaki askeri ve jeopolitik varlığını güçlendirmesi gerektiğini savundu.
Analizde, Somaliland'ın tanınmasının Bab el-Mendeb Boğazı üzerindeki Amerikan nüfuzunu artıracağı, aynı zamanda İran, Çin ve bölgedeki silahlı gruplara karşı Washington'a “yeni bir stratejik üs” kazandıracağı ileri sürüldü.
Somaliland'ın tanınması çağrısı
ABD Başkanı Donald Trump rejiminin “Ortadoğu'da istikrarı korumaya çalıştığını” iddia eden Gonzalez, böyle bir dönemde “Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'de artan gerilimin Bab el-Mendeb'in önemini daha da artırdığını” ifade etti.
Yazıda, "ABD'ye Bab el-Mendeb'in güvenliği ve stratejik iş birliği için Somaliland tarafından önemli bir fırsat sunulduğu", ancak Washington'un hâlâ Somaliland'ın Somali'den bağımsızlığını tanımamasının bunun önündeki temel engel olduğu belirtildi.
"Bab el-Mendeb ABD'nin önceliği olmalı"
Analizde, Bab el-Mendeb Boğazı'nın Hürmüz ve Malakka boğazlarıyla birlikte dünyanın “en kritik üç deniz geçidinden biri” olduğu vurgulandı.
Küresel konteyner ticaretinin yaklaşık dörtte biri ile deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 10'unun bu güzergâhtan geçtiği belirtilerek, “boğazın güvenliğinin ABD ulusal güvenlik stratejisinin temel önceliklerinden biri olması gerektiği” ileri sürüldü.
Somaliland "istikrarlı ortak" olarak sunuldu
Gonzalez, uluslararası alanda tanınmamasına rağmen Somaliland'ı "istikrarlı ve demokratik" bir ortak olarak tanımladı.
Analizde, Somaliland'ın 1991'den bu yana kendi devlet kurumlarını oluşturduğu, seçimler düzenlediği, ordusunu, anayasasını, para birimini ve kamu yönetimini kurduğu belirtilerek, komşularına kıyasla "istikrar adası" olduğu iddia edildi.
Berbera Limanı'nın askeri önemi
Yazıda, Aden Körfezi kıyısındaki Berbera Limanı'nın ABD açısından en önemli stratejik kazanımlardan biri olduğu vurgulandı.
“Somaliland yönetiminin Washington'a daha önce defalarca Berbera'da askeri üs kurma teklifinde bulunduğu” belirtilirken, limandaki uzun pistin “askeri lojistik ve bölgesel operasyonlar için önemli avantaj” sağladığı kaydedildi.
Kasım 2025'te ABD Afrika Komutanı Orgeneral Dagvin Anderson'ın Berbera'yı ziyaret etmesi de Washington'un bölgeye artan ilgisinin göstergesi olarak sunuldu.
Analizde, ABD'nin Berbera'da askeri varlık oluşturmasının Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde Ensarullah'a karşı gerçekleştirilen saldırıları ve Somali'deki eş-Şebab'a yönelik faaliyetleri destekleyeceği savunuldu.
Çin ve İran vurgusu
Gonzalez, Çin'in Cibuti'deki askeri üssü ve Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki yatırımlarının Washington açısından yeni bir rekabet alanı oluşturduğunu ileri sürdü.
Pekin'in Somaliland'ın uluslararası tanınmasına karşı çıktığı belirtilirken, ABD'nin yalnızca Cibuti'ye dayanmasının stratejik açıdan yetersiz kalacağı iddia edildi.
Analizde ayrıca, İsrail'in Aralık 2025'te Somaliland'ı tanıyan ilk BM üyesi ülke olduğu, Tayvan, Etiyopya, BAE ve Güney Afrika'nın da farklı düzeylerde Somaliland ile ilişkilerini geliştirdiği ifade edildi.
“ABD Kongresi'nde Somaliland'ın tanınmasını ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini öngören yasa tasarılarının” da bu sürecin parçası olduğu kaydedildi.
"Jeopolitik çıkarlar hukukun önünde"
Gonzalez, yazısının sonunda ABD'nin Somaliland'ı tanımasının Somali, Çin veya Afrika Birliği'nin itirazlarından daha önemli olduğunu savundu.
Analizde, Washington'un Somaliland'ı tanımasının “deniz güvenliğini güçlendireceği, terörle mücadele iş birliğini artıracağı ve ABD'ye Afrika Boynuzu'nda kalıcı bir askeri dayanak sağlayacağı” ileri sürülerek, "Somaliland'ı tanıyın." çağrısı yapıldı.