Fransa’nın Afrika’daki nüfuzu bir ülkede daha sarsıldı

01 Temmuz 2026

Burkina Faso’nun Fransa ile diplomatik ilişkileri kesme kararı, Sahel bölgesinde Paris’in güvenlik politikalarına yönelik tepkileri zirveye taşıdı.

YDH- Burkina Faso yönetiminin Fransa ile diplomatik ilişkileri kesme kararı, Sahel bölgesinde Paris’in azalan nüfuzunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Nayrobi’de düzenlenen Fransa-Afrika Zirvesi'nden iki aydan kısa bir süre sonra gelen bu hamle, Ouagadougou’nun Paris’i bölgedeki şiddet ve terör ağlarını desteklemekle itham etmesiyle derin bir diplomatik krize dönüştü.

Burkina Faso’nun Fransa’yı bölgedeki istikrarsızlığın sorumlusu olarak göstermesi, benzer iddiaların yıllar önce Mali tarafından dile getirilmesiyle paralellik taşıyor.

Fransa Dışişleri Bakanlığı, Ouagadougou’nun kararını "düşmanca ve asılsız" olarak tanımlarken, Burkina Faso’yu terör ağlarını desteklemekle suçlayarak "cezalandırıcı tedbirler" uygulamayı değerlendirdiğini açıkladı.

Bu diplomatik kırılma, Burkina Faso’nun Avrupa Birliği’nin iç işlerine müdahalesine karşı çıktığı ve Batılı güçlerin Afrika'daki "samimiyetine" duyulan güvenin sarsıldığı bir dönemde gerçekleşti.

Sahel’de yeniden şekillenen ittifaklar

Fransa’nın diplomatik başarısızlığı, Kaptan İbrahim Traoré liderliğindeki askeri hükümete yönelik halk desteğini artırırken, diğer Afrika ülkelerini de benzer adımlar atmaya teşvik ediyor.

Fransız medyası, bu kopuşun Afrika kıtasında Rusya ve Çin'in artan etkisiyle birlikte Fransa karşıtı duyguları daha da körükleyebileceği uyarısında bulunuyor.

Sahel’deki operasyonlarını 2012'den bu yana "terörle mücadele" gerekçesiyle yürüten Fransa, o dönemde Mali, Nijer ve Burkina Faso hükümetleriyle derin bağlar kurmuştu.

Ancak 2013'te başlatılan Serval ve ardından Barkhane operasyonlarına rağmen, bölgedeki terör faaliyetlerinde dramatik bir artış yaşandı.

Yeni nesil elitlerin rotası

Askeri gözlemciler, Fransa’nın bölgedeki tek taraflı operasyonlarının ulusal orduların operasyonel alanını daralttığını ve ciddi bir güvenlik boşluğu yarattığını vurguluyor.

Bu iddiaları destekleyen yerel raporlar, Fransız şirketlerinin bazı terör örgütleriyle koordinasyon içinde olabileceğine dair şüpheleri artırıyor.

Özellikle Ukrayna’nın bölgedeki krizlere müdahil olması ve yerel isyancılara destek verdiği yönündeki beyanları, Sahel'deki çatışma dinamiklerini daha da karmaşıklaştırıyor.

Fransa’nın Azawad Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLA) ve İslam ve Müslümanları Destekleme Grubu (JNIM) gibi yapılarla ilişkili olduğuna dair iddialar, kıtadaki "hibrit savaş" tartışmalarını alevlendiriyor.

Bamako ve Niamey'in ardından Ouagadougou'nun Paris’e karşı aldığı bu tavır, kıtadaki yeni nesil siyasi elitlerin eski sömürgeci güçlerin çıkarları yerine ulusal menfaatleri önceleyen radikal bir dönüşüm sürecine girdiğini kanıtlıyor.