
YDH - ABD'nin eski Beyrut Büyükelçisi Jeffrey Feltman, The National gazetesine verdiği demeçte, Hizbullah'ın silahsızlandırılması sürecini, Suriye'deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) rejiminin Lübnan krizindeki rolünü ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Hizbullah'a karşı mücadeleyi Şam yönetiminin üstlenmesi yönündeki önerilerini değerlendirdi.
Lübnan'ın, savaşı sona erdirecek kalıcı bir anlaşmaya varmayı hedefleyen farklı diplomatik kanallar üzerinden, Hizbullah'ın silahsızlandırılması yönünde ABD ve İsrail baskısı altında yer aldığını belirten Feltman, ABD ara buluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında yürütülen çerçevenin, İsrail'in Lübnan'ın güneyinden çekilmesini öngörmediğini kaydetti.
Eski Büyükelçi, hassas saha koşullarının sürmesi gölgesinde, bu çerçevenin İsrail güçlerinin "yeniden konuşlanmasını" ve bunun karşılığında "Hizbullah'ın dağıtılarak silahsızlandırılmasını" içerdiğini aktardı.
Feltman, Trump'ın HTŞ'nin Hizbullah'a karşı yeniden savaşa girişmesi yönündeki önerisini "gülünç bir fikir" olarak nitelendirdi.
Bunun geçici veya öylesine söylenmiş bir beyat olmadığını belirten Feltman, aksine üzerinde düşünülmüş ya da ABD Başkanı'na sunulmuş bir planı yansıttığını ifade etti.
Söz konusu önerinin, HTŞ'nin Lübnan'daki varlığına ilişkin tarihi ve lojistik karmaşıklıklar konusunda "gerçek bir cehaleti" yansıttığını dile getiren Feltman, bu durumun HTŞ. lideri Ebu Muhammed Colani'yi (şimdiki adıyla Ahmed Şaraa), Trump'tan gördüğü destek nedeniyle Washington karşısında zor bir durumda bıraktığına işaret etti.
Feltman, El Şara'nın böyle bir yönelime girmesini uzak bir ihtimal olarak görerek "Bu tuzağa düşeceğine inanmıyorum" ifadesini kullandı.
İsrail'in, HTŞ rejiminin duruşunu test etmek amacıyla bu fikri ortaya atıp atmadığını sorgulayan Feltman, bu konuda net bir yanıtının olmadığını belirtti.
HTŞ'nin Hizbullah'a karşı girişeceği herhangi bir askeri müdahalenin büyük zorluklarla karşılaşacağını vurgulayan Feltman, askeri ve istihbari üstünlüğüne rağmen İsrail'in bile Hizbullah'ı askeri olarak ortadan kaldıramadığı bir denklemde, Suriye'nin bunu başarabileceğine inanmanın mantık dışı olduğunu ifade etti.
Feltman, Suriye'nin Lübnan'a olası bir askeri dönüşünün, 1976 ile 2005 yılları arasındaki Suriye askeri varlığı dönemini hafızalara getireceğini ve mezhepsel gerilimlere kapı aralayabileceğini kaydetti.
Eski diplomat, Sünni çoğunluğa sahip Suriye'nin Şii Hizbullah ile karşı karşıya gelmesinin bu riskleri barındırdığına işaret etti.
Trump'ın bu açıklamalarının, İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarına yönelik eleştirilerinin ardından ve Tahran ile bir anlaşma arayışında olduğu bir döneme denk geldiğini belirten Feltman, İran'ın Lübnan'ı Washington ile yapılacak herhangi bir uzlaşının parçası olarak gördüğünü aktardı.
ABD, Lübnan ve İsrail arasındaki üçlü anlaşmanın gelecekte uygulanabilirliğinin büyük ölçüde Washington'ın konuya göstermeyi sürdüreceği ilgiye bağlı olduğunu dile getiren Feltman, ABD yönetiminin, özellikle de Trump yönetiminin dikkat süresinin kısalığı ile bilindiği uyarısında bulundu.
İsrail iç siyasetine de değinen Feltman, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun yeniden seçilebilmek amacıyla halk desteğini kazanmak için İran dahil bölgesel tehditlere odaklandığını söyledi.
Feltman, bu durumun İsrail güçlerinin Lübnan'ın güneyinde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi veya buralarda yeniden konuşlanması ihtimalini zayıflattığını ifade etti.