
YDH - ABD, 4 Temmuz tarihinde, yani bugün, Bağımsızlık Bildirgesi'nin imzalanmasının 250'nci yıldönümünü büyük ölçekli etkinliklerle kutlamaya hazırlanıyor.
Bu tarihi dönüm noktası öncesinde Gallup, AP-NORC ve CBS News gibi önde gelen araştırma kuruluşları tarafından gerçekleştirilen kapsamlı kamuoyu yoklamaları, Amerikan toplumunun ulusal kimlik, tarihi başarılar ve geleceğe yönelik beklentiler konusundaki düşüncelerini ele aldı.
Araştırma sonuçları, Amerikan vatandaşlarının ülkenin tarihsel başarılarını teslim etmekle birlikte, gelecek konusunda karamsar, ulusal aidiyet hislerinde ise daha çekimser ve siyasi hatlar boyunca derin bir biçimde bölünmüş olduğunu ortaya koyuyor.
Gallup tarafından yayımlanan anket verilerine göre, ABD vatandaşı olmaktan ötürü "son derece gururlu" (extremely proud) olduğunu beyan edenlerin oranı yüzde 33 seviyesine gerileyerek, son 25 yıllık ölçüm tarihinin en düşük düzeyine indi.
Kendisini "çok gururlu" (very proud) olarak tanımlayan yüzde 20'lik kesim de eklendiğinde, ülkede yüksek düzeyde ulusal gurur taşıyanların toplam oranı ancak yüzde 53 ile salt çoğunluğu yakalayabiliyor.
Geri kalan nüfusun yüzde 22'si "orta derecede", yüzde 15'i "yalnızca biraz", yüzde 9'u ise "hiç gurur duymadığını" belirtiyor.
Ulusal gurur düzeyindeki bu dramatik düşüşün son bir yılda yüzde 8 puan birden gerçekleşmesi, ölçüm tarihinin en keskin yıllık gerilemelerinden birini oluşturuyor.
Benzer bir kırılma daha önce yalnızca 2004 ile 2005 yılları arasında kaydedilmişti. 11 Eylül terör saldırılarını takip eden ilk yıllarda kendisini "koşulsuz gururlu" hissedenlerin oranı yüzde 65 ile yüzde 70 arasında seyrederken, yüksek düzeyde gurur duyduğunu belirtenlerin toplamı yüzde 90'a ulaşıyordu.
Ancak 2018 yılından bu yana "son derece gururlu" hissettiğini söyleyenlerin oranı yüzde 47 barajını aşamadı; 2025 yılında ise toplam yüksek gurur oranı ilk kez yüzde 60 sınırının altına geriledi.
Araştırma, siyasi parti sempatizanları arasındaki uçurumun varlığını koruduğunu gösteriyor. Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 70'i "son derece gururlu" olduğunu ifade ederken, bu oran "çok gururlu" yanıtıyla birleştirildiğinde yüzde 93'e ulaşıyor.
Buna karşılık, Demokrat seçmenler arasında "son derece gururlu" olanların oranı yüzde 14'te (toplamda yüzde 27) kalırken, bağımsızlar arasında bu oran yüzde 28 (toplamda yüzde 51) olarak belirlendi.
Demokratlar ve bağımsızlar kategorisindeki ulusal gurur seviyesi böylece tarihi en düşük seviyeye gerilemiş oldu. Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasındaki gurur farkı 2025 yılındaki 57 puanlık rekorun ardından, bu yıl 56 puan olarak ölçüldü. Bu durum, bir önceki yıla kıyasla ulusal gurur hissinin her üç grupta da gerilemesinden kaynaklanıyor.
Son bir yılda ulusal gurur oranı Cumhuriyetçilerde 7, Demokratlarda 6, bağımsızlarda ise 4 puan düştü.
Ulusal gurur seviyesiyle doğrudan bağlantılı olan Amerikan bayrağı asma alışkanlığı da bu eğilimi yansıtıyor.
Resmi tatillerde veya diğer günlerde evine ABD bayrağı asanların oranı yüzde 43 ile 40 yıl önceki seviyeyle eşitlenirken, 1991 yılındaki yüzde 59'luk oranın oldukça gerisinde kalıyor.
Bayrak asma eğiliminde de siyasi tercihler belirleyici rol oynuyor; Cumhuriyetçilerin yüzde 69'u evine bayrak astığını belirtirken, bu oran bağımsızlarda yüzde 42, Demokratlarda ise yüzde 26'ya kadar düşüyor.
Yaş grupları da bu konuda belirleyici bir ayrışma noktası sunuyor. 55 yaş üstü ABD vatandaşlarının yüzde 57'si bayrak asma geleneğini sürdürürken, 18 ile 34 yaş arasındaki genç nüfusta bu oran yüzde 25'e kadar geriliyor.
AP-NORC tarafından gerçekleştirilen anket de bu düşüş eğilimini destekleyen veriler sunuyor. Katılımcıların pek çok ulusal unsura duyduğu gurur, 2017 yılına kıyasla belirgin şekilde gerilemiş durumda:
Silahlı kuvvetlere duyulan gurur: Yüzde 78'den yüzde 59'a düştü.
ABD tarihine duyulan gurur: Yüzde 58'den yüzde 44'e geriledi.
Demokrasinin işleyişine duyulan gurur: Yüzde 42'den yüzde 28'e indi. Bu kategorideki en keskin düşüş, yüzde 74'ten yüzde 42'ye gerileme ile Demokrat Parti destekçileri arasında yaşandı.
ABD'nin dünyadaki siyasi nüfuzuna duyulan gurur: Yüzde 34'ten yüzde 24'e düştü.
Aynı çalışmaya göre, katılımcıların yalnızca yüzde 22'si yılın büyük bölümünde veya her gün evinin önüne Amerikan bayrağı asıyor.
Yüzde 27'lik kesim bayrağı yalnızca belirli bayramlarda ve özel günlerde astığını ifade ederken, yüzde 50'lik çoğunluk ise hiç bayrak asmadığını belirtiyor.
Vatandaşların yalnızca yüzde 47'si Amerikan bayrağının günümüz toplumunda insanları bölen bir unsur olmaktan ziyade birleştirici bir sembol olduğuna inanıyor.
Gallup'un gerçekleştirdiği bir diğer araştırma, Amerikan halkının yüzde 77 gibi ezici bir çoğunluğunun, Bağımsızlık Bildirgesi'ni imzalayan "Kurucu Babaların" bugün ülkenin geldiği durumdan ötürü hayal kırıklığı yaşayacağını düşündüğünü ortaya koydu.
Ülkenin mevcut durumundan memnun kalacaklarını düşünenlerin oranı ise yüzde 19'da kaldı.
Karşılaştırma yapmak gerekirse, hayal kırıklığı yaşanacağını düşünenlerin oranı 2013 yılında yüzde 71, 2001 yılında ise yalnızca yüzde 42 seviyesindeydi.
Bu konuda partiler arası görüş ayrılığı diğer başlıklara kıyasla daha az belirginlik gösteriyor; Cumhuriyetçilerin yüzde 25'i, bağımsızların Vapor yüzde 21'i ve Demokratların yüzde 13'ü kurucuların bugünkü tablodan memnuniyet duyacağı görüşünü paylaşıyor.
2013 yılında, Demokrat Başkan Barack Obama döneminde ise tablonun tam tersi olduğu ve Demokratların yüzde 42'sinin memnuniyet, Cumhuriyetçilerin ise sadece yüzde 12'sinin bu görüşe katıldığı kaydedilmişti.
Kurucu babaların mirasına yönelik bu kuşkucu yaklaşıma rağmen, Amerikalılar ülkenin tarihsel gelişimini genel olarak daha olumlu değerlendiriyor.
Katılımcıların yüzde 69'u, ABD'nin kuruluş felsefesinde yer alan ideallere ulaşma konusunda başarılı olduğunu düşünüyor; bu oran içinde "büyük başarı" elde edildiğini belirtenler yüzde 20, "yeterli başarı" sağlandığına inananlar ise yüzde 49 seviyesinde bulunuyor.
Yarım asır önce, ülkenin iki yüzüncü yılı olan 1976'da bu oran yüzde 77 olarak ölçülmüştü. Tarihi zirve ise 11 Eylül saldırılarının hemen ardından, 2002 yılında yüzde 84 ile kaydedilmişti.
Geleceğe yönelik beklentilerde ise endişeli ve karamsar bir ton hakimiyetini hissettiriyor:
Pew Research Center verilerine göre, katılımcıların yüzde 59'u "ülkenin en iyi günlerinin geride kaldığına" inanıyor. Bu karamsarlığı Demokratların yüzde 64'ü, Cumhuriyetçilerin ise yüzde 53'ü paylaşıyor.
NBC News araştırmasında bu oran yüzde 58 olarak tespit edildi.
CBS/YouGov anketinde, en iyi günlerin geride kaldığına inananlar yüzde 47, gelecekte olduğunu düşünenler yüzde 41, ülkenin şu an bu altın çağı yaşadığına inananlar ise yüzde 12 olarak belirlendi.
Reuters/Ipsos anketine katılanların yüzde 77'si, önümüzdeki beş yıl içinde ABD'deki siyasi şiddetin artma eğiliminde olacağını tahmin ediyor.
Aynı anketin katılımcılarının yüzde 64'ü Amerikan demokrasisinin çöküş tehdidi altında olduğunu düşünüyor; bu oran Demokratlar arasında yüzde 85, Cumhuriyetçiler arasında ise yüzde 50 seviyesinde bulunuyor.
Pew Research Center araştırmasına göre, Amerikalılar 2050 yılına gelindiğinde ülkenin siyasi olarak daha bölünmüş (yüzde 66), küresel düzeyde daha az nüfuzlu (yüzde 58), daha tehlikeli (yüzde 56) ve ekonomik olarak daha zayıf (yüzde 55) olacağını öngörüyor.
Gallup verileri, Amerikan rüyası fikrine olan inancın temel düzeyde korunduğunu, ancak bu ideale fiilen ulaşabilme konusundaki iyimserliğin zayıfladığını ortaya koyuyor.
ABD'lilerin yüzde 78'i Amerikan rüyasını hâlâ peşinden koşmaya değer bir hedef olarak görüyor; bu oran 2024 yılı verileriyle neredeyse aynı düzeyde seyrediyor.
Fakat ülkede herkesin bu rüyaya ulaşma fırsatına sahip olduğuna inananların oranı, bir önceki yıla göre 5 puan düşerek yüzde 46'ya geriledi. Bireysel olarak Amerikan rüyasına ulaşabileceğine inananların oranı da 4 puanlık düşüşle yüzde 69 olarak kaydedildi.
Katılımcılara kendi ifadeleriyle Amerikan rüyasını nasıl tanımladıkları sorulduğunda, en sık verilen yanıtlar "yaşam, özgürlük ve mutluluğun peşinden gitme hakkı" (yüzde 33), "finansal güvence ve konut sahipliği" (yüzde 28) ile "başarı ve toplumsal yükseliş" (yüzde 18) oldu.
Bu kavramı "solmakta olan bir değer" olarak nitelendirenler yüzde 6, "bir yalan" olarak görenler ise yine yüzde 6 oranında kaldı.
Göçmenlerin, ABD doğumlu vatandaşlara kıyasla daha iyimser bir tablo çizmesi dikkat çekiyor. Göçmenlerin yüzde 77'si sıkı çalışmanın başarı getireceğine inanırken (ABD doğumlularda bu oran yüzde 66), yüzde 75'i anne ve babalarından daha iyi bir konuma gelebileceklerini düşünüyor (ABD doğumlularda yüzde 66).
Amerikan rüyasının geleceğine iyimser bakan göçmenlerin oranı ise yüzde 51 ile ABD doğumluların (yüzde 42) önünde yer alıyor.
AP-NORC anketine göre, çok çalışanın hayatta mutlaka başarılı olacağı inancının bugün hâlâ geçerliliğini koruduğunu düşünenlerin oranı yalnızca üçte bir düzeyinde kalıyor.
Katılımcıların yarısı bu durumun geçmişte doğru olduğunu ancak artık işlemediğini savunurken, yüzde 15'i ise bunun hiçbir zaman doğru olmadığını ifade ediyor.
CBS/YouGov verilerinde ise Amerikan rüyasına ulaşılabileceğine "son derece güvenenlerin" oranı yüzde 17, "belirli ölçüde güvenenlerin" oranı yüzde 32 olurken, yüzde 50'lik kesim bu konuda şüphe duyuyor veya bu ideale hiç inanmıyor.
AP-NORC anketine katılanlar, Amerikan kimliğinin en temel unsurları olarak ifade özgürlüğünü (yüzde 87), oy kullanma hakkını (yüzde 86), inanç özgürlüğünü (yüzde 80) ve bireysel silah taşıma hakkını (yüzde 57) öncelikli görüyor.
Kişisel kimlik tanımlamalarında ise aile (yüzde 81) ilk sırada yer alırken, bunu Amerikan vatandaşı olmak (yüzde 55), cinsiyet (yüzde 53), iş ve din (yüzde 42), köken (yüzde 37) ile ırksal veya etnik aidiyet (yüzde 36) takip ediyor.
Siyasi parti aidiyeti ise yalnızca yüzde 21'lik bir kesim için önem taşıyor. Buna karşılık, toplumsal bölünmeyi körükleyen en büyük faktör olarak yüzde 27 ile "siyasi çıkarlar ve değerler" gösteriliyor; bunu liderler ve elitler ile ekonomik çıkarlar (yüzde 14'er), ırk ve ırkçılık (yüzde 10) ve ahlaki değerler (yüzde 7) izliyor.
CBS News ve YouGov ortaklığında gerçekleştirilen çalışmada ise Amerikalıların ülkedeki en değerli unsur olarak yine kendilerini gördüğü anlaşıldı; "halk ve insanlar" sorulan soruya verilen en yaygın yanıt oldu.
En büyük Amerikan icadı sorusuna verilen yanıtlarda ise yüzde 16 ile demokrasi ve özgürlük ilk sırada yer alırken, bunu ampul (yüzde 14), internet (yüzde 10), otomobil (yüzde 6), telefon (yüzde 5) ve uçak (yüzde 5) takip etti.
Ülkenin "en Amerikan" yiyeceği kategorisinde ise burgerler yüzde 33 ile liderliği elinde tutarken, barbekü yüzde 25, elmalı turta yüzde 19, sosisli sandviç yüzde 14 ve pizza yüzde 6 oranında tercih edildi.