
YDH - Suriye'deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) rejiminin Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani’nin Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan ayrılarak Şam’a dönmesinin üzerinden henüz birkaç saat geçmeden, Lübnanlı siyasi aktörler ziyaretin perde arkasını aramaya başladı.
Şeybani'nin özellikle Trablusşam ziyareti ve burada gerçekleştirdiği çeşitli temaslar Lübnan siyasetinin ana gündem maddesini oluşturuyor.
Siyasi çevreler, Dışişleri Bakanı'nın Lübnan'a doğrudan müdahale olarak yorumlanabilecek herhangi bir açıklama yapmaktan özenle kaçındığı konusunda fikir birliği içinde bulunuyor.
Görüşmeye yakın kaynaklardan el-Ahbar gazetesine aktardığına göre, ziyaretin en kritik halkasını Şeybani ile Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri arasındaki görüşme oluşturdu.
Şeybani, ziyaretten önce Berri'nin konutu Ayn el-Tineh'ten baş başa bir görüşme talep etti ve bu istek olumlu karşılandı. Berri, yakın çevresine yaptığı değerlendirmelerde, HTŞ'li Dışişleri Bakanı'nın gündeme getirdiği konuların çoğundan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Bu konular arasında Hizbullah ile ilişkiler de dahil olmak üzere Suriye'deki vekalet savaşının tüm yönleriyle geride bırakılması ve Berri’nin HTŞ rejiminin lideri Ebu Muhammed el-Colani (şimdiki adıyla Ahmed Şara), meclis başkanlığı ve diğer üst düzey yetkililerle görüşmek üzere Şam'a davet edilmesi yer alıyor.
Lübnan’daki vesayet yönetiminin İsrail ile imzaladığı sınır anlaşması konusunda ise Şeybani, tartışmalara açık bir şekilde taraf olmaktan kaçındı.
Buna karşın HTŞ'nin Dışişleri Bakanı, Şam yönetiminin bu anlaşmadan duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirdi.
Şam tarafının, söz konusu anlaşmanın Lübnan’da siyasi bölünmeye ve kaosa yol açmasından endişe duyduğu kaydedildi.
Buna karşılık Berri de anlaşmaya neden karşı çıktıklarını ayrıntılı bir şekilde Şeybani'ye aktardı. Şeybani, Suriye ve Lübnan’ın İsrail’in süregelen saldırılarına karşı ortak bir duruş sergilediğini vurguladı.
Berri'nin ise iki ülke arasındaki koordinasyonun, özellikle İsrail saldırganlığıyla mücadele kapsamında en üst düzeye çıkarılması çağrısında bulunduğu belirtildi.
Şeybani’nin Lübnan ziyaretinin ikinci önemli ayağını ise Trablusşam kenti oluşturdu. HTŞ rejiminin bu ziyaretle Lübnan iç siyasetine ve Lübnan ile ilgilenen Arap ülkelerine net bir mesaj ilettiği belirtiliyor.
Bu mesajın, HTŞ'nin Lübnan’daki gelişmelere, özellikle de Sünni kesimdeki siyasi dengeye kayıtsız kalmadığını gösterme amacı taşıdığı ifade ediliyor.
Trablusşam'daki buluşmada toplanan kalabalık beklenenin altında kalsa da Şeybani'nin temasları ve Suriye'deki önceki yönetime karşı muhalefetiyle bilinen Amid Hamud'un evini ziyareti, kentle kurulan yeni ilişkilerin niteliğini ortaya koydu.
Şu an Suriye'de yaşayan ve orada aktif rol oynayan İslamcı figürlerden Şadi el-Mevlevi'nin, Trablusşamlı siyasetçi Saad el-Mısri'nin denetimindeki bu kitlesel buluşmanın organize edilmesinde kilit rol üstlendiği belirtildi.
Diğer yandan, Suriye'nin Lübnan Büyükelçiliğinde görev yapan diplomatların da aralarında bulunduğu Suriyeli yetkililer, Şeybani'nin Müstakbel Hareketi Başkan Yardımcısı Behiye Hariri ile planlanan randevusunun neden iptal edildiğine yönelik çok sayıda soruyla karşılaştı.
Beyrut ve Trablusşam’daki bazı Sünni liderler böyle bir randevunun baştan beri gündemde olmadığını savunsa da Suriye Büyükelçiliği ile iletişimde olan kaynaklar, görüşme takviminin Şam'da Şeybani’nin ofisi tarafından belirlendiğini, iptal işleminin ise Beyrut Büyükelçiliği üzerinden yapıldığını doğruladı.
Kaynaklar, bu iptalin arkasında Suudi Arabistan'ın Hariri'nin Lübnan'daki hareketliliğine herhangi bir Arap desteği sağlanmasına yönelik itirazından kaynaklanan hassasiyetlerin bulunabileceğini aktardı.
Lübnan'ın kuzey bölgelerinden bir kaynak, Şeybani'nin temasları sırasında Şam'ın kuzey bölgesine büyük önem verdiğini ve bu ilginin önemli bir kısmının ekonomik nitelik taşıdığını aktardı.
Kaynağın paylaştığı bilgilere göre Şam yönetimi, Trablusşam Limanı üzerinden yapılabilecek işbirliği fırsatlarını değerlendirmek ve iki ülkeyi bir demiryolu hattı ile birbirine bağlamak istiyor.
Trablusşam Limanı'nda faaliyet gösteren ve Saade ailesine ait olan taşımacılık devi CMA CGM şirketinin aynı zamanda Lazkiye ve Tartus limanlarında da büyük yatırımlarının bulunması, bu ekonomik vizyonun hayata geçirilme ihtimalini güçlendiriyor.