
YDH- Doha'da Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen ABD-İran dolaylı teknik görüşmelerinin tamamlandığı bildirildi.
Görüşmelerin, taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin mekanizmalar üzerinde yoğunlaştığı belirtildi.
Katar Dışişleri Bakanlığı sözcüsü görüşmelerde "olumlu ilerleme" sağlandığını açıklasa da el-Ahbar'a konuşan bilgili kaynaklar taraflar arasında temel başlıklarda “ciddi görüş ayrılıklarının” sürdüğünü belirtti.
Haberde, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin ayrıntılar, İran'a ait 6 milyar dolarlık dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasına yönelik güvenceler ve Lübnan'da ateşkesin uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin çözülemeyen başlıca konular arasında yer aldığı ifade edildi.
Gazeteye göre, taraflar cenaze törenlerinin tamamlanmasının ardından müzakereleri yeniden başlatma konusunda uzlaşırken, 18 Haziran'da işlemeye başlayan ve mutabakatta öngörülen 60 günlük sürenin fiilen 45 günün altına düştüğü değerlendirildi.
El-Ahbar, bu zaman baskısının gerilimi artırdığını, çünkü tarafların süre dolmadan anlaşmaya varılamaması halinde yeniden önceki tırmanma dönemine dönülebileceğinin farkında olduğunu belirtti.
Haberde, Tahran'ın ise "nihai anlaşma" müzakerelerine henüz geçmediğini ve önümüzdeki günlerde ABD ile hiçbir düzeyde görüşme yapmayacağını vurguladığı aktarıldı.
UAEA denetimleri yeniden tartışma konusu
El-Ahbar, İran'ın nükleer dosyasının da yeniden gündemin ilk sıralarına yükseldiğini, bunun da İran ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) arasında yaşanan yeni anlaşmazlıklarla birlikte ABD'den gelen çelişkili açıklamaların etkisiyle gerçekleştiğini yazdı.
Gazeteye göre, UAEA Başkanı Rafael Grossi, İran'daki nükleer tesislere "derhal erişim" talebini yinelerken, Tahran ise İsrail ve ABD saldırılarında hedef alınan tesislerin denetimine kesin olarak karşı çıkıyor ve bu tür girişimleri istihbarat faaliyetine zemin hazırlayabilecek bir adım olarak değerlendiriyor.
El-Ahbar, Grossi'nin Rus haber ajansı RIA Novosti'ye yaptığı açıklamada, İran'a yönelik erişim talebinin henüz kabul edilmediğini söylediğini aktardı.
Gazete, bunun Batılı ülkelerin beklentileri ile İran'ın savaş sonrası güvenlik anlayışı arasındaki farkın derinleştiğini gösterdiğini belirtti.
Haberde, Tahran'ın artık nükleer denetimleri yalnızca teknik bir süreç olarak değil, savaş sonrasında oluşan yeni güç dengelerinin parçası olarak gördüğü değerlendirmesine yer verildi.
Öte yandan el-Ahbar, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarının da farklı mesajlar içerdiğini yazdı.
Gazeteye göre Trump, bir yandan "kalıcı anlaşma" ve kapsamlı denetimleri müzakerelerin şartı olarak öne sürerken, diğer yandan bu konuda "acele edilmesine gerek olmadığını" söyleyerek daha temkinli mesajlar verdi.
Gazete, bazı gözlemcilerin bu tutumu, denetim dosyası üzerinden İran'dan siyasi taviz koparmaya yönelik bir baskı stratejisi olarak değerlendirdiğini, Tahran'ın ise bu yaklaşımı kesin biçimde reddettiğini aktardı.
İran'ın bu konudaki resmi tutumu, meclis başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Galibaf tarafından dile getirildi.
Galibaf, televizyon konuşmasında Natanz, Fordo ve İsfahan'daki stratejik tesislerin uluslararası denetime açılmasının söz konusu olmadığını belirtti.
Galibaf, İran'ın UAEA ile iş birliğinin yalnızca Buşehr Nükleer Santrali ve Tahran Araştırma Reaktörü gibi daha önce Milli Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından onaylanan sivil tesislerle sınırlı kalacağını ifade etti.
İsrail ve ABD saldırılarında hedef alınan tesislerin ise herhangi bir müzakerenin konusu olmayacağını vurguladı.
El-Ahbar, İran'ın bu yaklaşımını uluslararası hukuk hükümlerine dayandırdığını belirterek, Tahran'ın savaşta hedef alınmış tesislerin denetlenmesini zorunlu kılan herhangi bir uluslararası düzenleme bulunmadığını savunduğunu aktardı.
Gazeteye göre İran, Batılı ülkelerin bu tesislerde ısrarcı olmasını, uğranılan hasarın ve geriye kalan kapasitenin tespit edilmesine yönelik istihbarat toplama girişimi olarak değerlendiriyor ve bunu ulusal güvenlik ile egemenliğe doğrudan tehdit olarak görüyor.
Haberde ayrıca, İran'ın kapsamlı denetim konusunu ancak nihai ve bütüncül bir anlaşmanın parçası olarak ele alacağını, güvenlik konularını tek taraflı vaatler karşılığında müzakere etmeyeceğini vurguladığı ifade edildi.
El-Ahbar, müzakerelerdeki yavaşlamaya paralel olarak iki diplomatik gelişmeye de dikkat çekti.
Bunlardan ilkinin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin Tahran'da, ABD ile İran arasındaki dolaylı temaslarda arabuluculuk yapan Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Asım Munir ile gerçekleştirdiği görüşme olduğu belirtildi.
İkinci gelişme ise ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu arasında yapılan telefon görüşmesi oldu.
Haberde, Netanyahu'nun ofisinin görüşmenin ardından iki liderin Washington'da bir araya gelme konusunda mutabakata vardığını açıkladığı aktarıldı.