
YDH - Lübnan'da faaliyet gösteren Cemaat-i İslami örgütünün Siyasi Büro Başkanı Şeyh Ali Ebu Yasin, Lübnan ile İsrail arasında ABD arabuluculuğunda yakın dönemde imzalanan çerçeve anlaşmasının nihai olarak çökmeye mahkum olduğunu belirtti.
Ebu Yasin, anlaşma hükümlerinin haksız, taraflı ve Lübnan devletine şantaj yapmak üzere tasarlandığını ifade ederek, devlet kurumlarının işgal ajandasına hizmet eden bu riskli içeriği uygulayamayacağını kaydetti.
Özel bir söyleşide Cemaat-i İslami’nin konuya ilişkin kesin tavrını açıklayan Ebu Yasin, anlaşmayı tamamen ve kategorik olarak reddettiklerini duyurdu.
Siyasi Büro Başkanı, bu karara gerekçe olarak metnin, İsrail ordusunun Lübnan'a ait işgal altındaki tüm kasaba ve topraklardan derhal, eksiksiz ve koşulsuz olarak çekilmesini garanti altına almamasını ve hayatını kaybedenlerin kanıyla mühürlenmiş ulusal egemenlik haklarını korumamasını gösterdi.
Sürecin demokratik ve toplumsal bir zemine taşınması gerektiğini ifade eden Ebu Yasin, İsrail ile bir mutabakat veya barış anlaşmasına yol açabilecek her türlü diplomatik patikanın genel bir halk oylamasına sunulması çağrısında bulundu.
Lübnan halkının ezici çoğunluğunun, geçmişteki taahhütlerin ihlali vakalarını göz önünde bulundurarak, İsrail ile kapsamlı veya kalıcı bir barış anlaşması imzalanmasını kesin bir dille reddedeceğini belirtti.
Bölgede ABD ve İsrail eksenli askeri gelişmelerin Lübnan'ı yeni bir siyasi ve askeri faza taşıdığını dile getiren Ebu Yasin, Lübnan'ın bu süreçte savunma hattının ana merkezlerinden biri olduğunu belirtti.
Lübnanlıların egemenliklerini korumak adına insani, ekonomik ve sosyal açıdan ağır bedeller ödediğini kaydeden Siyasi Büro Başkanı, yaşanan bölgesel dönüşümlerin ülkenin siyasi ve ekonomik geleceğinin şekillenmesinde doğrudan belirleyici olacağını ifade etti.
Lübnan'ın iç dengelerine ilişkin ulusal sabitlerin altını çizen Ebu Yasin, bu doğrultuda iki temel başlığı öne çıkardı:
Lübnan'da silahların yalnızca devlet kontrolünde bulunması yönündeki her türlü müzakerenin, dış baskı, koşul veya dayatmalardan uzak, tamamen iç iradeye dayalı kapsamlı bir ulusal diyalog çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirten Ebu Yasin, dış müdahalelerin ülkeyi savunma imkanlarından arındırmayı hedeflediğini ifade etti.
Mevcut aşamada mutlak önceliğin İsrail saldırılarının ve sınır ihlallerinin tamamen durdurulması olduğunu vurgulayan Ebu Yasin; işgal ordusunun Lübnan topraklarından çekilmesi, esirlerin ve yerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesinin güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Ebu Yasin, bu aşamaların tamamlanmasının ardından Lübnanlı tarafların ulusal güvenlik mimarisini güçlendirecek ortak bir savunma stratejisi geliştirmek üzere diyalog masasına oturabileceğini kaydetti.