Beyrut Limanı davasında ailelerden protesto sinyali

05 Temmuz 2026

Beyrut Limanı patlamasında hayatını kaybedenlerin, yaralananların ve zarar görenlerin yakınları, felaketin altıncı yıl dönümü öncesinde düzenlemeyi planladıkları 71. protesto buluşmasını gerçekleştiremediklerini duyurdu.

YDH - Beyrut Limanı patlamasında hayatını kaybedenlerin, yaralananların ve evleri ya da iş yerleri hasar görenlerin oluşturduğu hak arama grubu, felaketin altıncı yıl dönümü öncesinde yapılması planlanan 71. aylık anma ve protesto buluşmasını gerçekleştiremediklerini açıkladı.

Yapılan yazılı açıklamada, davanın gidişatına yönelik tepkiler dile getirilirken soruşturma sürecindeki adaletsizliklere karşı "büyük yankı uyandıracak hukuki ve medyatik adımlar" atılacağı uyarısı yapıldı.

Grup tarafından yayımlanan bildiride, buluşmanın gerçekleştirilememe gerekçesi şu ifadelerle aktarıldı:

"Büyük bir acı ve kederle, Beyrut Limanı patlamasının altıncı yıl dönümü öncesindeki 71. aylık buluşmamızı gerçekleştiremediğimizi duyuruyoruz. Şehitlerimizin, yaralılarımızın ve zarar gören insanlarımızın aileleri, İsrail'in Lübnan'a yönelik gerçekleştirdiği askeri saldırıların yol açtığı yıkımın ardından hâlâ yaralarını sarmaya ve evlerini onarmaya çalışıyor."

Açıklamada, binlerce ailenin hayatını karartan bu büyük felaketin üzerinden altı yıl geçmesine rağmen Lübnan halkının adaletin yerini bulmasını ve sorumluların hesap vermesini beklemeyi sürdürdüğü kaydedildi.

Soruşturmanın başlangıçta gerçeği ortaya çıkarmak için bir umut olarak görüldüğü, ancak gelinen noktada sürecin üzerinde soru işaretleri ve şüpheler barındıran bir çıkmaza dönüştüğü savunuldu.

Yakında açıklanması beklenen iddianameye fazla güvenmediklerini belirten aileler, soruşturmanın sistemli bir şekilde siyasileştirildiğini ve tahrif edildiğini ifade etti.

Bildiride, karar mekanizmasında yer alan cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, güvenlik ve yargı birimleri yöneticilerinden sorgulanması gereken isimlerin ifadeye çağrılmadığı, hatta bu kişilerden bazılarının hesap vermek yerine terfi ettirildiği öne sürüldü.

İfadeye çağırma ve suçlamalardaki seçici yaklaşımın kanun önünde eşitlik ilkesini zedelediği vurgulanan açıklamada, "Bu yöntemlerle hazırlanacak bir iddianamenin kurban yakınlarının beklediği adaleti sağlamayacağına, davanın kapanmasına hizmet etmeyeceğine ve tam aksine adaletsizlik hissini daha da derinleştireceğine inanıyoruz" denildi.

Grup, facianın yıl dönümü olan 4 Ağustos'ta kamuoyuna yönelik kapsamlı bir açıklama yapacaklarını duyurdu.

Bu açıklamada, dosyadaki siyasileşmeyi ve eşit adalet ilkesinden sapmaları kanıtlayan tüm belge, bilgi ve verileri paylaşacaklarını bildirdi.

Bildiride ayrıca şu uyarılara yer verildi:

"Gerekmesi halinde, elimizdeki tüm gerçekleri ve kanıtları Lübnan halkının ve dünya kamuoyunun önüne sereceğimiz, hukuki ve medyatik alanda büyük bir adım atmaktan çekinmeyeceğiz. Çünkü gerçekler kimsenin tekelinde değildir; şehitlerimizin ve yaralılarımızın kanı siyasi pazarlıklara ya da hesaplara malzeme yapılamaz."

Bugüne kadar sessiz kalmalarının veya tartışmalardan kaçınmalarının haklarından vazgeçtikleri anlamına gelmediğini belirten aileler, bu tutumun sadece adalete giden yola duydukları saygıdan kaynaklandığını ancak artık her şeyin açıklanma zamanının yaklaştığını ifade etti.

Açıklama, "Gerçekler asla gömülemez ve adalet zamanaşımına uğramaz. Bu dosyanın eksik bir iddianameyle ya da seçici yargılamalarla kapatılabileceğini düşünenler büyük bir yanılgı içinde yer alıyor" sözleriyle son buldu.