Reuters: Cenaze töreni İran'ın meydan okumasını ve yeni bölgesel düzeni simgeliyor

06 Temmuz 2026

İran, Ayetullah Hamenei'nin cenaze töreniyle iç birliğini ve direnişini dünyaya ilan ederken Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü stratejik bir koz olarak kalıcılaştırma hamlesine odaklandı.

YDH- Reuters'daki habere göre, Şehit Devrim Lideri Seyyid Ayetullah Ali Hamenei Tahran’da düzenlenen cenaze töreni, sadece ulusal bir veda değil, aynı zamanda İslam Cumhuriyeti’nin ayakta kaldığını dünyaya ilan eden bir güç gösterisine dönüştü.

Şubat ayında başlayan savaşın ardından düzenlenen bu tören, Tahran’ın savunma direncini stratejik bir koz olarak kullanma kararlılığını simgeliyor.

Savaşın ardından şekillenen yeni bölgesel düzende İran, nükleer dosyadan ziyade Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü temel müzakere kozu haline getirdi.

Washington’ın diplomasiyi canlandırmak için öngördüğü 60 günlük ateşkes süreci, İran tarafından nükleer programdan ziyade boğazdaki hakimiyetini tescil ettirmek için bir fırsata dönüştürülüyor.

Tahran, Hürmüz Boğazı’nı ekonomik bir varlıktan ziyade, egemenliğini kanıtlayan siyasi bir güç merkezi olarak görüyor.

İranlı yetkililer, "Şeker için elması takas etmeyeceğiz" diyerek, Hürmüz üzerindeki kontrolü "elmas", yaptırımların kaldırılmasını ise "şeker" olarak nitelendiriyor.

İranlı liderler, nükleer müzakerelere dönmeden önce savaşın kazandırdığı avantajları kalıcı hale getirmek amacıyla diplomasi sürecini bilinçli olarak yavaşlatıyor.

Eski ABD’li diplomat Alan Eyre, Tahran'ın nükleer silah üretimi konusundaki müzakereleri sürüncemede bırakarak, boğazdaki transit düzenlemeleri ve hizmet ücretlendirmeleri yoluyla etkisini kurumsallaştırmaya çalıştığını belirtiyor.

İran yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın kasım ayındaki ara seçimler öncesi yeni bir çatışmadan kaçınma isteğini bir zayıflık olarak görüyor ve zamanın kendi lehine işlediğini hesaplıyor.

Uzmanlar, ABD’nin askeri harekatının İran’ın Hürmüz Boğazı'ndaki konumunu sarsamadığı konusunda hemfikir.

Emirates Policy Center Başkanı Ebtesam el-Ketbi, Washington’ın savaşı somut bir çözüm üretmeden durdurmasıyla, İran’ın Hürmüz'ü geçici bir baskı aracından kalıcı bir nüfuz kaynağına dönüştürdüğünü ifade ediyor.

Analizler, Washington’ın boğazın yeniden açılması için büyük ölçüde Tahran tarafından dikte edilen şartları kabul etmek zorunda kalacağını gösteriyor.

Diplomatlar, sürecin sonunda kazanan tarafın belirsiz olduğunu, ancak İran’ın bu denklemi ABD'den daha az kayıpla atlatacağını öngörüyor.