
YDH- Hizbullah'ın meclisteki grubunun milletvekili Hüseyin Cişşi, bölgedeki Amerikan-İsrail projesinin başarısızlığa uğradığına dikkat çekerek Amerikalıların ve İsraillilerin bölgeyi kontrol etme planlarının çöktüğünü belirtti.
Cişşi, "Dört gün içinde çatışmayı sona erdirerek İslam Cumhuriyeti’nin teslim olmasını vaat ediyorlardı, ancak yenilgiye uğrayarak geri döndüler ve savaşı bitirmek için mutabakat zaptı imzalamak zorunda kaldılar" dedi.
İsrail’in hedeflerine ulaşamadığını savunan Cişşi, İran’ın nükleer programı, balistik füzeleri ve bölgesel etkisi konusundaki baskıların sonuçsuz kaldığını vurguladı.
Devrim Lideri'nin şehadetine rağmen direniş ruhunun daha da güçlendiğini ifade eden Cişşi, İsrail'in "Sarı Hat" olarak adlandırılan bölgedeki varlığıyla anlaşmayı ihlal etmeye çalıştığını dile getirdi.
Cişşi, "Düşmana ateşkesi sabote etmesi için bahane vermeyeceğiz. Ancak şu bilinmelidir ki, bu düşmana sabrımızın da bir sınırı olduğunu ve meselelerin ucu açık olmadığını bildiriyoruz" diye konuştu.
Toprakları ve halkı savunmaktan çekinmeyeceklerini belirten Cişşi, mücadelenin uygun koşullarda devam edeceğini vurguladı.
Lübnan’da kabul edilen çerçeve anlaşmasına sert eleştiriler getiren Cişşi, Cumhurbaşkanı'na hitaben şunları söyledi:
"İslamabad anlaşması, düşmanın Lübnan topraklarından tamamen çekilmesini öngörmüştü. Öyleyse müzakerelere girmenin gerekçesi nedir? İranlılar sizin adınıza müzakere etmediler, aksine bize yardım ettiler. Siyonist düşmana bu gereksiz tavizleri neden verdiniz?"
Anlaşmanın İsrail’e topraklarında kalma bahanesi sağladığını savunan Cişşi, "İsrail size hiçbir şey vermedi; aksine, Lübnanlıların köylerine dönmelerini engelleyen bir düzen kuruldu" ifadelerini kullandı.
İktidarın görevinin halkı bölmek değil birleştirmek olduğunu hatırlatan Cişşi, mevcut politikaların toplumsal barışı tehlikeye attığını belirtti.
"Lübnan'ı böldünüz, iç barışı tehdit ediyorsunuz" diyen Cişşi, hala geri adım atma şansı olduğunu vurguladı. Meclis Başkanı Nabih Berri’nin savunduğu dolaylı müzakerelere geri dönülmesi gerektiğini belirten Cişşi, 1993, 1996, 2006 ve 2024 yıllarında bu yöntemin başarıya ulaştığını hatırlattı.
Direnişin suç sayılmaması gerektiğini savunan Cişşi, sözlerini şöyle tamamladı:
"İşgal altında direniş, ilahi ve uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınmış meşru bir haktır. Gelin, birbirimizi anlayalım, iş birliği yapalım ve saldırganlığa karşı duran adil, güçlü bir devlet inşa etmek için birleşelim."