
YDH- Rasha Reslan, El-Meyadin için kaleme aldığı makalede, Ayetullah Seyyid Ali Hamenei için İran ve Irak’ta düzenlenen milyonluk cenaze törenlerini yalnızca bir yas merasimi değil, İran’ın iç bütünlüğünü, liderlik sürekliliğini, Direniş Ekseni’nin dayanışmasını ve ABD-İsrail baskılarına karşı bölgesel meydan okumasını gösteren büyük bir siyasi mesaj olarak değerlendiriyor.
İsrail ile ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının başlangıcında, İran lideri Seyyid Ali Hamenei'nin ailesinden isimlerle birlikte, aralarında 14 aylık torununun da bulunduğu yakınlarıyla suikasta uğramasının üzerinden dört ay geçti. Devrimci, anti-emperyalist kişiliği, manevi liderliği ve İran'da olduğu kadar ülke dışında da milyonlarca kişinin saygı duyduğu bir figür olarak Ayetullah Hamenei, İran ve Irak'ın birçok kentini kapsayan bir haftalık cenaze törenleriyle anılıyor.
Törenler milyonlarca kişilik kalabalıkları çekerek, vedayı bölgenin modern tarihindeki en büyük ve en önemli anma etkinliklerinden birine dönüştürdü.
Yoğun yaz sıcağına rağmen, halk katılımının büyüklüğü, ortak bir siyasi ve dini anlatıya derinden bağlı bir toplumu yansıtıyor. Destekçileri için bu toplanmalar yalnızca yas eylemleri değil, aynı zamanda kibir ve süregelen dış baskı karşısında ulusal bütünlüğün ve ideolojik sürekliliğin görünür bir yeniden teyididir.
Yas tutanlar denizinin arkasındaki siyaset
Lojistik çaba, İslam Cumhuriyeti'nin yakın tarihindeki en kapsamlı çalışmalardan biridir. Devlet kurumları, üniversiteler, işçi örgütleri, acil durum hizmetleri ve gönüllü gruplar, İran'daki büyük kentler ve dini mekânlar arasında seyahat eden büyük yas tutan akışlarının ulaşımını, güvenliğini, tıbbi müdahalelerini ve konaklamasını yönetmek için seferber edildi.
Basitçe ifade etmek gerekirse, katılımın büyüklüğü ulusal birlik ve direncin bir göstergesini sunuyor.
Bununla birlikte, benzeri görülmemiş bu cenaze töreni ulusal bir yas eyleminden çok daha fazlası haline geldi. Bu, etkileri İran sınırlarının çok ötesinde yankı bulan; aynı anda iç kamuoyuna, bölgesel müttefiklere ve rakiplere, ayrıca uluslararası topluma seslenen siyasi bir gösteridir.
Katılımın olağanüstü büyüklüğünde birçok kişi yalnızca yas değil, aynı zamanda güç, meşruiyet, süreklilik ve bölgenin değişen dengelerine ilişkin bir dizi siyasi mesaj görüyor.
Kalabalığın sesleri: İran'ın yasında birlik ve kararlılık
Geniş katılımlı törenlerde, sıcaklığın ve ortak yasın ağırlığının ortasında, tekrar eden duygular, devasa bir insan selinin tek ve birleşik sesi gibi yeniden ve yeniden yükseliyor; ortak varlığı kişisel acıyı siyasi kimliğin ve sürekliliğin güçlü bir simgesine dönüştüren bir yas tutanlar denizi oluşturuyor.
Destekçilerinin gözünde, liderin kaybından duyulan bu keder edilgen değildi; onun şekillendirdiği devrimin ideallerine ve geride bıraktığı mirasa bağlılık olarak yeniden tanımlanan bir enerji biçimine dönüştü.
Onlar bu anı, kişisel acının ortak bir direniş anlatısıyla birleştiği; İran'ın ötesine geçerek mücadelelerini dünya çapında daha geniş bir direniş ve onur projesinin parçası olarak görenlere uzandığı bir an olarak tanımlıyor. Bu, İslam Cumhuriyeti'nin ideolojik ve siyasi direncinin pekişmesinde belirleyici bir tarihsel an niteliği taşıyor. İranlılar birlikten bir slogan olarak değil, gerçek zamanlı yaşanan, ortak yas ve kolektif varlıkta somutlaşan bir olgu olarak söz ediyor.
İntikam çağrıları
Şehit liderlerinin ve manevi rehberlerinin kanı için hesap sorulması talebiyle dile getirilen derin bir öfke de bulunuyor. Bunun yanında, böylesi bir kaybın adalet sağlanmadan tarihe karışamayacağı yönünde güçlü bir inanç da öne çıkıyor.
Habere göre, törene katılan kalabalıklar ABD ve İsrail’e yönelik siyasi içerikli bir dizi slogan attı. Bunlar arasında "Amerika'ya ölüm" ve "İsrail'e ölüm" gibi devrim döneminden bilinen sloganlar da yer aldı. Diğer sloganlar ise misilleme ve adalet taleplerini öne çıkarırken, "İntikam" ve "Ey Hamenei'nin Kanının İntikamını Alanlar" çağrıları kalabalık boyunca yankılandı.
İran'ın askeri liderliği meydan okuma ve süreklilik mesajı veriyor
İranlı üst düzey siyasi ve askeri isimlerin törene katılımı da güçlü bir siyasi mesaj taşıdı. Onların varlığı, merhum Lider Seyyid Ali Hamenei'ye yönelik ortak bir bağlılık taahhüdünü ortaya koyarken, onun ideolojik ve stratejik vizyonuna bağlılıklarını yeniden teyit ettiklerini ve suikastından sorumlu tutulanlara karşı misillemeyi sürdürme yönündeki kararlılıklarını yenilediklerini gösterdi.
ABD ve İsrail'in tekrarlanan tehditlerine rağmen onların törene katılması, önemli siyasi ve sembolik anlamlar taşıyor. Varlıkları, dış baskılar karşısında devletin bütünlüğünün, direncinin ve özgüveninin kamuoyuna açık bir göstergesi olarak hizmet ediyor; gerilimi tırmandırma tehditlerinin İran'ın liderlik yapısını ya da kurumsal sürekliliğini bozmadığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda rakiplere yönelik bir meydan okuma mesajı verirken, ülke içindeki birliği güçlendiriyor ve hassas bir geçiş döneminde istikrar görüntüsü yansıtıyor.
Törenin kendisinin ötesinde, üst düzey yetkililerin katılımı, yönetimde sürekliliğe ve İran liderliğiyle ilişkilendirilen ilke ve stratejik yönelimin korunmasına verilen önemi vurguluyor. Aynı zamanda, yerleşik dengelerin çözülmeye başladığı ve yeni bir bölgesel düzenin gerçek zamanlı olarak şekillendiği tarihsel bir dönüm noktasında bulunulduğuna dair giderek güçlenen hissiyatı da yansıtıyor.
Bugünkü liderliğe güven: "Lebbeyk ya Seyyid Mücteba"
Yas ve meydan okumanın yanı sıra, verilen mesaj aynı zamanda liderlik geçişinde sürekliliği ve güveni de vurguluyor; İran Lideri Seyyid Mücteba Hamenei'ye, İran Devrimi'nin mirasını ve ilkelerini ileriye taşıyan isim olarak yapılan göndermeleri öne çıkarıyor.
Bütün bunların temelinde, farklı ifadelerle tekrar edilen daha geniş bir hazırlık duygusu yatıyor; buna göre ülke, bu yas döneminin ardından teslimiyetle değil, kararlılık ve hazırlıkla önüne çıkacak her şeyle yüzleşecek.
Katılım, daha derin bir siyasi gerçeğe işaret ediyor şeklinde yorumlanıyor: İran devleti yalnızca yukarıdan ayakta tutulan kurumsal bir çerçeve değil, devleti ve toplumu birbirine bağlayan kalıcı bir toplumsal mutabakata dayanan bir yapı.
Bu bakış açısından, devlet kurumları ile cenaze törenine halkın kitlesel katılımı arasındaki görünür uyum ve buna eşlik eden güçlü "Lebbeyk ya Seyyid Mücteba" sloganı, baskının ya da iç parçalanmanın değil, siyasi bütünlüğün kanıtı olarak sunuluyor.
Bölgesel ve uluslararası güç mesajı
Bölgesel düzeyde, anma törenlerinin Irak'a uzanması, siyasi ve dini kimliğin sınır aşan boyutunu vurguluyor; Necef ve Kerbela gibi şehirleri ortak hafızanın ve siyasi sembolizmin daha geniş coğrafyasına bağlıyor.
Halk seferberliği, dini sembolizm ve jeopolitik mesajlar tek ve son derece görünür bir etkinlikte birleşiyor.
Bölgesel düzeyde anma töreni, müttefik çevreler tarafından İran'ın Batı Asya jeopolitiğindeki kalıcı merkezi konumunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Özellikle ABD-İsrail saldırısından sonra İran, bölgesel denklemlere tepki veren değil, onları şekillendirebilen istikrarlı bir güç ekseni olmayı sürdürüyor.
Başta Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye olmak üzere bölgesel heyetlerin katılımı ya da törenleri tanıması, İran'ın sürdürülen jeopolitik karşı karşıya gelişe rağmen diplomatik olarak tecrit edilemeyeceğinin bir başka göstergesi olarak sunuluyor.
Onların katılımı önemli diplomatik ve siyasi ağırlık taşıyor, İran'ın bölgesel nüfuzunun tanındığını gösteriyor ve bu ülkelerin gerilimin yükseldiği ve liderlik geçişinin yaşandığı bir dönemde iletişim kanallarını açık tutmaya verdikleri önemi vurguluyor.
Törenin sembolik boyutunun ötesinde, üst düzey temsilcilerin katılımı bölgesel pragmatizm mesajı veriyor; bu da jeopolitik rekabetlere ve farklı ittifaklara rağmen İran'ın bölgenin güvenlik ve siyasi yapısının şekillenmesinde merkezi bir aktör olmayı sürdürdüğünü gösteriyor. Aynı zamanda, bölgesel güçlerin istikrarı koruma, değişen dinamikleri yönetme ve şekillenmekte olan yeni bölgesel düzende yol alma yönündeki daha geniş çabalarını da yansıtıyor.
Bolivya'dan Brezilya'ya: Dünya Seyyid Hamenei'ye saygı duruşunda bulunuyor
Tahran sokaklarından uzak kıtalardan gelen yas tutanların gelişine kadar, cenaze törenleri güçlü bir küresel dayanışma tablosuna dönüştü; farklı kültürlerden, dinlerden ve geleneklerden insanlar Seyyid Hamenei'ye saygılarını sunmak için bir araya geldi.
Kendi geleneksel kıyafetlerini giyen ve topluluklarının sembollerini taşıyan Hindu katılımcılar, Alman ve Taylandlı Şii din âlimleriyle yan yana durarak, ortak bir anma ve destek mesajı etrafında birleşmiş farklı uluslardan oluşan bir topluluğun görüntüsünü ortaya koydu.
İspanya, Ekvador ve Bolivya'dan aktivistler ve düşünürler, yalnızca İranlı bir lideri değil, mesajı ve siyasi mirası ulusal sınırların ötesinde yankı bulan uluslararası bir figürü temsil ettiği için şehit İran Lideri Seyyid Ali Hamenei'ye saygılarını sunmak üzere geldi.
Tahran'a gelenler arasında Brezilya'nın Amazon bölgesinden aktivist Ariadne Telles de vardı. Telles, İran ve Filistin'le dayanışmasını göstermek amacıyla yas tutanlara katıldı ve İran'ı "emperyalizme karşı mücadelenin ön cephesi" olarak tanımladı.
Gazze'ye insani yardım götüren filoya katılan Telles, Gazze'ye insani yardım ulaştırmaya çalışırken uluslararası sularda İsrail işgal güçleri tarafından gözaltına alındığını hatırlatarak, dövüldüğünü, işkence gördüğünü ve kolunun kırık halde bırakıldığını söyledi.
Bununla birlikte, bu deneyimin kararlılığını yalnızca daha da güçlendirdiğini belirten Telles, "Bir fikri öldüremezsiniz." dedi ve kendi mücadelesiyle İran'ın direnişi ile Filistin davasına verdiği destek arasında bağ kurdu.
Birleşik Direniş Ekseni'nin mesajı
Bölgesel müttefik söylemi içinde, anma töreni Direniş Ekseni'nin bütünlüğünü güçlendiren bir gelişme olarak yorumlanıyor.
İran'daki birlik gösterileri, ideolojik sürekliliği ve ortak siyasi kimliği yeniden teyit ederek sınırlarının ötesinde de yankı buluyor; Filistin, Irak, Lübnan, Yemen ve diğer bölgesel bağlamlardaki müttefik direniş hareketlerini etkiliyor. Cenaze töreni sırasında İran bayrakları Lübnan, Yemen, Irak ve Filistin bayraklarıyla yan yana yer aldı ve korteji ortak kimlik ve dayanışmanın simgesi olan bir insan denizine dönüştürdü.
Cenaze törenleri ayrıca, İran'ın bölgesel müttefikler ağının sınır aşan niteliğini de vurguladı; Tahran'la aynı çizgide yer alan hareketler ve hükümetlerden üst düzey temsilciler, siyasi ve ideolojik dayanışma göstergesi olarak törenlere katıldı.
Hizbullah ve Hamas'tan üst düzey yetkililer, Tahran'daki törenler sırasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir araya geldi. Burada saygılarını sundular, direniş hareketine bağlılıklarını yeniden teyit ettiler ve ABD-İsrail saldırıları karşısında koordinasyonun sürdürülmesini görüştüler.
Iraklı siyasi liderler ve direniş grupları, Necef ve Kerbela'daki cenaze törenlerinin düzenlenmesi ve törenlere katılımında önemli rol oynadı; bu da Bağdat ile Tahran arasındaki yakın ilişkileri ortaya koydu.
Yemen'den ve diğer bölgesel Direniş hareketlerinden heyetler de törenlere katılarak Batı Asya'nın dört bir yanından gelen milyonlarca yas tutana eşlik etti.
Yasın sembolik boyutunun ötesinde, cenaze törenleri Batı Asya genelinde güçlü bir siyasi mesaj verdi: Yıllardır süren saldırılar, suikastlar, yaptırımlar ve "İsrail" ile ABD'nin sürekli baskılarına rağmen, topluca Direniş Ekseni olarak bilinen güçler ağı parçalanma yerine birlik görüntüsü vermeyi sürdürüyor.
Müttefik hareketlerin ve bölgesel heyetlerin benzeri görülmemiş katılımı, merkezi isimlerin kaybının ittifakın stratejik yönünü zayıflatmayacağını göstermeye yönelik bir çabaya işaret etti. Bunun yerine Hizbullah, Hamas, Filistin İslami Cihad Hareketi, Irak Direnişi grupları ve Yemenli temsilcilerin eşgüdümlü katılımı, ittifakı bölme ya da dağıtma girişimlerinin hedeflenen siyasi amaçlarına ulaşamadığı yönündeki anlatıyı güçlendirmeyi amaçladı.
Bu tablonun uzun vadeli stratejik bütünlüğe dönüşmesi beklendiğinden, törenler açık biçimde İsrail ve ABD saldırıları karşısında süreklilik, ortak kararlılık ve ortak bölgesel gündeme kalıcı bağlılık mesajı vermek üzere düzenlendi.
ABD baskısına rağmen küresel siyasi mesaj
Uluslararası düzeyde, cenazeye katılmak üzere bir araya gelen 70'ten fazla ülkeden resmi heyetler ve üst düzey isimlerin varlığı dikkat çekti.
İran Dışişleri Bakanlığı, cenaze törenlerine katılan yabancı heyetlere teşekkür ederek, birçoğunun katılımlarını engellemeyi amaçlayan baskı ve tehditlere rağmen törenlere iştirak ettiğini belirtti.
ABD diplomatik baskı kampanyası yürütmesine rağmen, 70'ten fazla ülke yine de cenazeye resmi heyet gönderdi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, ABD büyükelçilikleri ve diplomatik temsilciliklerine, yetkililerin cenazeye katılımını engellemek için mevcut tüm imkânları kullanmaları talimatını verdiği; bu kapsamda bazı Afrika liderlerini ABD yardımlarının azaltılabileceği konusunda uyardığı bildirildi. Rubio'nun ayrıca bu konuda en az beş Arap liderle görüştüğü aktarıldı.
Tasnim Haber Ajansı'na göre, Doğu Avrupa'dan üç, Afrika'dan beş, Körfez'den iki ve Doğu Asya'dan iki ülke olmak üzere toplam 13 ülke ABD baskısı sonucu katılımlarını geri çekti. Özellikle Güney Afrika ile Cezayir cenazede yer almadı.
Bu girişimlere rağmen, Küba, Kuzey Kore, Rusya, Yemen, Türkiye, Mısır, Çin, Irak ve hatta Suudi Arabistan'dan üst düzey heyetler törenlere katıldı.
Kısacası, ABD yabancı heyetleri cenaze töreninden uzak tutmaya çalıştı ve bunu gerçekleştirmek için önemli çabalar sarf ettiği, aynı zamanda hem törenleri hem de kitlesel katılımı yakından takip ettiği bildirildi. Bu nedenle cenaze töreni yalnızca bir yas merasimi değil, aynı zamanda İran halkı için bir zafer yürüyüşü oldu; onların kararlılığını ve direncini yansıttı. Ayrıca İran'ın daha güçlü çıktığı ve giderek dünyanın dört bir yanından daha fazla ülke ile özgür insanı kendine çeken bir kutup haline geldiği mesajını verdi.
Milyonlar İran hakkındaki hâkim anlatıya nasıl meydan okudu?
Cenaze töreni aynı zamanda daha geniş bir bilgi mücadelesinin parçası olarak görülüyor.
Batılı medya çerçeveleri, İran'ı istikrarsızlık ya da bölünmüşlük merceğinden göstermek ve Seyyid Ali Hamenei'yi dini otoriteyle hükmeden "radikal" bir figür olarak tasvir etmek için trilyonlarca dolar harcadı. Ancak halkın görünür birlikteliğinin büyüklüğü, bu tasvirlere meydan okuyan karşı bir görüntü olarak sunuluyor.
Dijital medya, uluslararası gözlemciler ve diaspora çevreleri Batılı anlatıları çürütüyor; cenaze töreninden gelen doğrudan görsel kanıtlar, yerleşik dış anlatıları giderek daha fazla geçersiz kılıyor.
Başkan Trump'ın defalarca açıkladığı hedeflerden biri İran'da "rejim değişikliği" idi. Ancak milyonlarca İranlının inancını, hatta İran sınırlarının ötesinde ülke liderliğini direnişin sembolü olarak gören milyonlarca destekçisinin inancını nasıl değiştirebilirsiniz?
Batılı medyanın önemli bir bölümü yıllardır İran'ı siyasi olarak tecrit edilmiş ve halk desteğinden yoksun bir ülke olarak gösteren anlatıları güçlendirdi.
Hem resmi heyetler hem de milyonlarca İranlının varlığı internette geniş şekilde dolaşıma giren görüntü ve videolarda açıkça görülüyor. Ancak Batılı medya cenaze törenini haberleştirirken, "milyonlar" kelimesini kullanmaktan özellikle kaçınıyor ve bunun yerine "kalabalıklar" ifadesini kullanıyor.
Seyyid Ali Hamenei'ye son veda etmek için bir araya gelen milyonlar, tam da bu anlatıya önemli bir darbe indirdi.
Modern tarihe geçen bir an
Anne ve babalarının kucağında taşınan küçük çocuklardan, yaşlarına ve yorgunluklarına rağmen yolculuk eden yaşlılara kadar, kalabalıklar İran toplumunun her kuşağını yansıttı. Siyah çadorlu kadınlar geleneksel dini kıyafet giymeyen kadınlarla, din adamları öğrencilerle, işçiler meslek sahipleriyle yan yana durarak toplumsal, siyasi ve ekonomik ayrımların ötesine geçen bir tablo ortaya koydu.
Bazı yas tutanlar, intikam çağrılarını ve şehit liderleri gibi adalet yolunda canlarını feda etmeye hazır olduklarını ifade etmek amacıyla sembolik tabutlar ve Seyyid Ali Hamenei'nin portrelerini taşıdı.
Toplanma İran sınırlarının ötesine uzandı; komşu ülkelerden gelen ziyaretçilerin yanı sıra Filipinler'e kadar Asya'nın dört bir yanından destekçiler de, liderliği İran ve Batı Asya'nın çok ötesinde yankı bulan bir lidere tarihi veda törenine katılmak için uzun mesafeler kat etti.
Kırılamayan İran
İran liderinin acımasızca öldürülmesi, İsrail ve ABD'nin amaçladığının tam tersi bir sonuç doğurdu. Şehit liderin kanı, İslam Cumhuriyeti'ni zayıflatmak yerine halkın dayanışmasını güçlendirdi ve birçok İranlının ülkenin egemenliğini ve 1979 İslam Devrimi'nin ideallerini savunma konusundaki bağlılığını pekiştirdi. Bu anlatıya göre dış askeri baskılar ve onlarca yıllık yaptırımlar siyasi sistemi kırmadı; aksine onunla özdeşleşenlerin kararlılığını daha da güçlendirdi.
Seyyid Ali Hamenei'nin etkisi, Batı'nın hakimiyetine, Siyonizm'e ve yabancı müdahalelere karşı direnişin sembolü olarak İran sınırlarının çok ötesine uzandı. Onun mirası, konuşmalarından ve siyasi düşüncesinden ilham almaya devam edenler aracılığıyla yaşamaya devam edecek; buna cenaze törenine katılamayan ancak kendilerini algıladıkları adaletsizliğe karşı duran ve daha çok kutuplu bir uluslararası düzeni savunan dünya genelindeki milyonlar da dahil.
"Kurtarma" savaş anlamına geldiğinde
Eski Pentagon yetkilisi Michael Maloof, cenaze törenlerine gösterilen yoğun katılımın, ABD Başkanı Donald Trump'ın çok sayıda İranlının İran liderine karşı olduğu yönündeki iddiasına meydan okuduğunu belirterek, halkın kitlesel katılımının siyasi çöküşten ziyade ulusal bütünlüğü yansıttığını savundu.
Maloof'un açıklamaları, Washington'un İran'a ilişkin iddiaları konusunda yeniden başlayan tartışmalar sırasında geldi. Özellikle de Trump'ın, ABD yaptırımlarına bağlı ekonomik baskılara ilişkin protestolar sırasında Ocak 2026'da Truth Social'da yaptığı paylaşımın ardından.
Trump o dönemde "hazır ve tetikte" olduğunu söylemiş ve göstericilere hitaben Washington'un "onları kurtarmaya geleceğini" ifade etmişti.
Bu vaadin anlamı, 28 Şubat 2026'da ABD-İsrail savaşının başlaması ve İran'a karşı ortak bir saldırının başlatılmasının ardından sert biçimde tartışıldı. Minab'daki Şecere Tayyibe İlkokulu'na düzenlenen ve 186'dan fazla çocuğun yanı sıra onlarca öğretmenin öldüğü saldırıyı da içeren bu saldırı, Washington'un "kurtarma" anlayışının sivillerin öldürülmesi anlamına geldiği yönündeki suçlamaları yoğunlaştırdı.
Dehşet verici savaş suçları, ABD politikasının sıradan İranlılara duyulan kaygılardan ziyade, bölgede İsrail'in askeri üstünlüğünü korumak ve daha geniş jeopolitik çıkarları ilerletmek de dahil olmak üzere stratejik hedeflerle yönlendirildiği yönündeki inancı güçlendirdi.
Trump'ın "kurtarma" açıklamalarından doğan slogan, o tarihten bu yana ABD'nin "özgürleştirme" vaatlerinin gerçekliğini yansıtan siyasi bir mesaja dönüştü. İranlılar açısından "kurtarma" kavramı, bölgesel kaynaklar üzerinde nüfuz kurma, enerji güvenliği ve "İsrail"e sarsılmaz destek de dahil olmak üzere ABD'nin Batı Asya'daki stratejik çıkarlarını ilerletme çabası olarak görülüyor.
"Dünya gerçekten kimden nefret ediyor sayın başkan?"
ABD'nin bağımsızlığının 250. yıldönümü dolayısıyla Güney Dakota'da düzenlenen bir etkinlikte konuşan Trump, İran'daki yas görüntülerinden dolayı şaşırdığını söyledi.
"İranlıların ağladığını görünce şaşırdım." diyen Trump, "Çünkü insanların Hamenei'den nefret ettiğini sanıyordum." ifadelerini kullandı.
Trump ayrıca, "İyi insanlar olduğumuz için cenaze töreni nedeniyle onlara bir haftalık ara verdik." dedi.
Trump'ın açıklamalarına yanıt veren Maloof, ABD Başkanının bakış açısının sınırlı bilgilerle şekillendiğini söyledi.
Maloof, "Bakın, Donald Trump gerçekten de muhtemelen şaşırdı; çünkü kendisine yalnızca tek bir bilgi veriliyor." dedi. "Netanyahu'dan sürekli olarak, 'İran'a saldırırsanız liderlik çöker, yerine tamamen yeni bir hükümet gelir ve halk ayaklanır' sözlerini duydu."
Maloof, cenaze töreninden gelen görüntülerin bu beklentilerle çeliştiğini savundu.
"Videolar açıkça her şeyi anlatıyor." diyen Maloof, "Eğer kendisine gösterilirse bunu televizyonda kendisi de görebilir." ifadelerini kullandı.
Maloof, "Şunu da ekleyeyim ki bunların hiçbiri Batı televizyonlarında gösterilmiyor. Yine kendisine yalnızca istihbarat topluluğunun verdiği bilgiler aktarılıyor; çünkü okumuyor ve bu tür görüntüleri izlemiyor." dedi.
Maloof ayrıca cenaze törenlerine uluslararası katılıma da dikkat çekti.
"Eğer başka insanları dinleme zahmetine katlansaydı, cenaze töreninde 100'den fazla ülkenin temsil edildiğini görürdü." diyen Maloof, "Batı'daki, özellikle de ABD'deki herhangi bir cenazeden daha fazla insan katıldı ve bu gerçekten dikkat çekici." ifadelerini kullandı.
Maloof'a göre cenaze töreni, "İran'ın tecrit edilmiş olmadığını" gösterdi. Maloof, ülkenin "çok sayıda ülkeyle güçlü dostluklara sahip olduğunu", "artık Ortadoğu'da saygı duyulan bir güç haline geldiğini" ve "bu karşı karşıya gelişte fiilen ABD'yi mağlup ettiğini" söyledi.
Büyük acıya rağmen tam zafer
Kısacası, şehit Lider Seyyid Ali Hamenei için düzenlenen milyonluk cenaze töreni, İran halkının dünyayı milyonların katıldığı bir cenaze alayıyla şaşkına çevirmesiyle birlikte İran'ın siyasi tablosunun yeniden değerlendirilmesi için yeni kapılar açtı; bu töreni "yüzyılın cenazesi" olarak nitelendirmek abartı değildir.
El-Meyadin'e konuşan bir analist, büyük cenaze alayı hakkında, "İran halkı dünyayı şaşırttı. Bunun yüzyılın cenazesi olduğunu söylemek abartı değildir." dedi.
Analistler, etkinliğin olağanüstü büyüklüğünün İran'ın iç siyasi tablosunun yeniden okunmasını zorunlu kıldığını, bütün göstergelerin ise son savaşlardan diplomatik ve sembolik açıdan zaferle çıkmış bir ülkeye işaret ettiğini söyledi.
Bu yoruma göre kitlesel seferberlik, yalnızca bir yas ya da anma etkinliği olarak değil, aynı zamanda sürekliliğin, direncin ve tam zaferin siyasi bir ifadesi olarak sunuldu.
İran'a karşı kurulan plan ters mi tepti?
İran liderini hedef alanlar, onun öldürülmesinin İran devletini çökerteceğine ve Devrim'i dağıtacağına inanıyordu. Ancak bunun yerine, kendi ülkeleri siyasi bölünmeler, iç krizler ve giderek artan belirsizliklerle meşgul olurken, İran'ın birlik görüntüsü vermesini izlediler.
Bu arada, Doğu'dan Batı'ya farklı bölgelerde İran bayrakları yükselirken, ABD'nin bağımsızlığının 250. yıldönümü kutlamaları sırasında dünyanın çeşitli yerlerinde, hatta bazı durumlarda ABD'nin kendi içinde bile ABD ve İsrail bayrakları yakıldı.
Bu, Trump'ın Batı Asya gündemi ile tahakküm siyaseti, ABD emperyalizmi ve Siyonizm'in tabutuna çakılan bir başka çivi mi?
Çeviri: YDH