
YDH - Bölgesel gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik temaslara rağmen ABD ile İran arasındaki sınırlı askeri çatışmalar ve karşılıklı uyarılar devam ediyor. İsrail ise çatışmaların genişlemesinden endişe ederek yeni bir aşamaya hazırlanıyor.
İran ile ABD arasındaki askeri tırmanışın yeniden başlamasıyla eş zamanlı olarak İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, dün katıldığı bir askeri pilot mezuniyet töreninde, anlaşma olsun ya da olmasın İran’ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceklerini yineledi. İsrail Savaş Bakanı Israel Katz da benzer bir tonda tehditte bulunarak, İsrail'in uzun kolunun Tahran, Tebriz ve İsfahan'a ulaşacağını söyledi.
İsrail kamu yayıncısı KAN televizyonunun haberine göre, İsrail yönetimi İran'ı vurmak için ABD Başkanı Donald Trump'ın onayını almak istiyor ancak şu ana kadar Washington ile Tahran arasında süregelen doğrudan çatışmanın dışında tutuluyor. Haberde, İsrailli yetkililerin karşılıklı saldırıların birkaç gün daha süreceğini öngördüğü ve Tel Aviv'in herhangi bir askeri müdahalede bulunmadan önce ABD'nin "yeşil ışık" yakmasına ihtiyaç duyduğu belirtildi.
ABD merkezli New York Post gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı haberde ise İsrail'in, talep edilmesi halinde gelecekteki ABD operasyonlarına katılmaya hazır olduğu ve ABD'nin yanında durduğunu kanıtladığı aktarıldı. Ancak haberde, İsrail hükümetinin vatandaşlarını gereksiz yere sığınaklara göndermek istemediği vurgulandı. Öte yandan İsrail Kanal 15 televizyonuna konuşan kaynaklar, İran'ın şu aşamada İsrail'i bölgesel olaylara dahil etme niyeti taşımadığını, bu nedenle İsrail topraklarına yönelik bir ateş açılmadığını kaydetti.
İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkanı Eyal Hulata, Walla haber sitesinde yayımladığı analizinde, ABD’nin son askeri hamlelerinin, müzakereleri ağırdan alan Tahran yönetimine bir mesaj verme amacı taşıdığını belirtti. Hulata, Trump'ın uzun süreli bir savaş istemediğini, öncelikli hedefin Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak ve deniz trafiğine yönelik engellemeleri durdurmak olduğunu yazdı.
Olayların kontrolden çıkma riskinin yüksek olduğu uyarısında bulunan Hulata, hava savunma sistemleri zarar gören ve seçenekleri sınırlı olan İran’ın büyük bir savaş istemediğini öne sürdü. Analizinde ABD-İsrail ilişkilerine de değinen Hulata, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Trump, bu aşamada İsrail’in saldırıya geçmesine izin vermeyecektir ve Tel Aviv’in tek taraflı bir girişimde bulunmasını engellemek için elinden geleni yapacaktır. ABD yönetimi ile İsrail hükümeti arasındaki güvensizlik düzeyi son derece endişe verici boyuttadır."
Times of Israel haber sitesinde askeri analizler yazan Amir Bar Shalom ise ABD'nin son operasyonlarında özellikle İran kıyısındaki 90 hedefi vuran dalganın, Washington'ın Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nda yeni kurallar dayatmasını engelleme kararlılığını gösterdiğini kaydetti.
Bar Shalom, mevcut çatışmanın özünün nükleer dosya ya da füzeler değil, seyrüsefer özgürlüğü ve Körfez’deki statüyü kimin belirleyeceği sorusu olduğunu belirtti. ABD’nin hamlesiyle "Hürmüz'deki kurallar İran'a bırakılmayacak" mesajı verdiğini savunan Bar Shalom, önümüzdeki günlerin Washington ile Tahran arasındaki kırılgan uzlaşının testi olacağını ve Umman’ın sessiz kalmasının ABD'nin Umman kıyılarında güvenli geçişi sağlamasına yardımcı olabileceğini ekledi.