Eski CIA analisti Johnson: Senatör Graham Kiev'de öldü

13 Temmuz 2026

Eski CIA analisti Larry C. Johnson, ABD'li Senatör Lindsey Graham'ın evinde kalp krizinden öldüğü yönündeki resmi açıklamaların fiziki olarak imkansız olduğunu belirtti.

YDH - Eski Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) analisti Larry C. Johnson, yayıncı Mario Nawfal'a verdiği mülakatta, ABD siyasetinin ve dış politikasının en nüfuzlu isimlerinden biri olan Güney Karolina Senatörü Lindsey Graham’ın ani ölümü ve Fars Körfezi'nde tırmanan ABD-İran savaşına dair değerlendirmeler yaptı.

Johnson, Graham’ın ABD'deki evinde doğal nedenlerle öldüğü yönündeki resmi açıklamayı reddederek senatörün aslında Ukrayna'nın başkenti Kiev'de gerçekleşen bir Rus hava saldırısı esnasında hayatını kaybettiğini veya ölümcül şekilde yaralandığını dile getirdi.

Mülakatta, resmi makamların sunduğu zaman çizelgesinin coğrafya ve fizik kurallarıyla çeliştiğini belirten eski CIA analisti, Pentagon kaynaklarından ve askeri komuta merkezinden edindiği bilgilerin de bu şüpheleri doğruladığını açıkladı.

Johnson, ABD ile İran arasında Fars Körfezi, Kuveyt, Umman ve Katar ekseninde yaşanan son çatışmaları, Hürmüz Boğazı’nın fiili durumunu ve ABD'nin bölgedeki askeri kabiliyet sınırlarını ayrıntılı verilerle analiz etti.

"Lindsey Graham evinde değil Kiev'de öldü"

Senatör Lindsey Graham'ın ölümüne ilişkin resmi açıklamaları sert bir dille eleştiren Larry C. Johnson, seyahat süreleri ve lojistik gerçekler üzerinden yaptığı matematiksel analizi paylaştı.

Johnson, Graham’ın Ukrayna seyahatinin ve ölüm haberinin kronolojik olarak birbiriyle uyuşmadığını vurguladı.

Graham'ın ABD'den ayrılışından itibaren tüm süreci adım adım aktaran Johnson, şu ifadeleri kullandı:

"Lindsey Graham, 9 Temmuz Perşembe günü sabah saat 07.00 sularında Washington Dulles Uluslararası Havalimanı’ndan hareket etti. Polonya’ya ulaşması yaklaşık 10 saat sürdü. Oradan Kiev trenine bindi. Bu tren cuma sabahı saat 10.30 ile 11.00 arasında Kiev’e ulaştı. Graham cuma günü Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüştü ve bir insansız hava aracı fabrikasını ziyaret etti. O fabrika cuma gecesinden cumartesi sabahına kadar olan zaman diliminde Rus ordusu tarafından bombalanarak tamamen imha edildi. Graham’ın o esnada fabrikanın içinde olup olmadığı bilinmiyor. Ancak resmi iddiaya göre senatör bu geziden hemen sonra ABD’ye döndü ve evinde kalp krizi geçirerek öldü. Bu senaryo fiziken imkansızdır."

Polonya ile Kiev arasındaki demiryolu ulaşımının teknik sınırlarına dikkat çeken eski CIA analisti, dönüş yolculuğunun süresini şu sözlerle hesapladı:

"Kiev’den Polonya’ya giden sabah treni saat 07.45 ile 08.00 arasında kalkar. Bu yolculuk en az 10 saat sürer. Polonya’ya ulaştıktan sonra ABD’ye uçmak için uçağa binmeniz gerekir. Varşova’dan ABD’ye yapılan uçuşlar rüzgar yönü nedeniyle batıya doğru uçulduğundan en az 10 ila 11 saat sürer. Yani toplam dönüş yolculuğu en az 22 saat talep eder. Graham cumartesi sabahı Kiev'den ayrılmış olsa bile ABD saatiyle en erken cumartesi gecesi saat 21.00 veya 22.00 sularında evine ulaşabilirdi. Ancak acil yardım hattına yapılan ihbar cumartesi akşamı saat 20.30’da gerçekleşti. ABD eski Başkanı Donald Trump da Graham ile saat 19.00'da görüştüğünü iddia etti. Bu saatler hiçbir şekilde birbirini tutmuyor."

"Pentagon generalleri Graham’ın Kiev’de öldüğünü konuşuyor"

Yolculuk sürelerindeki bu büyük tutarsızlığın tek bir alternatif açıklaması olabileceğini belirten Johnson, senatörün ancak bir askeri tahliye uçağıyla taşınmış olması durumunda bu sürenin kısalabileceğini, bunun da olağanüstü bir tıbbi acil duruma işaret edeceğini söyledi.

Sıradan bir senatörün hiçbir sağlık sorunu yokken askeri tıbbi tahliye uçağıyla taşınmayacağını vurgulayan Johnson, şöyle devam etti:

"Eğer olağanüstü bir acil durum yoksa hiçbir ABD senatörünü Kiev’den doğrudan askeri uçakla tahliye etmezsiniz. Graham cumartesi akşamı evine ulaşıp 'harika hissediyorum' diyerek Trump ile telefonda konuşacak bir durumda değildi. Gerçek şu ki, Pentagon’da, Ulusal Askeri Komuta Merkezi’ndeki generaller arasında çalışan ve komuta katına erişimi olan yakın dostlarımdan aldığım bilgilere göre, askeri yetkililer açıkça Graham’ın Kiev’de öldüğünü konuşuyor. ABD yönetimi, Ukrayna savaşının en büyük savunucusu ve destekçisi olan bir senatörün, Ukrayna topraklarında Rus bombardımanı sonucu öldüğünü dünyaya itiraf etmek istemiyor. Çünkü bu durum, ABD’nin tüm savaş anlatısını çökertecek bir askeri başarısızlık tescili olurdu. Bu yüzden ölümü örtbas etmek amacıyla evinde kalp krizi geçirdiği yalanını uydurdular."

Graham’ın Kiev ziyaretinin amacına ve süresine de değinen Johnson, hiçbir siyasetçinin 20 saat gidiş, 20 saat dönüş yolunu sadece birkaç saatlik bir fabrika gezisi için göze almayacağını, normal şartlarda bu tür üst düzey ziyaretlerin en az birkaç gün sürdüğünü ifade etti.

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta tüm batılı liderlerin Kiev’e gitmek için demiryolunu kullandığını hatırlatan eski CIA analisti, bu tren seferlerinin her seferinde hedef olmamak adına Rusya askeri makamlarıyla koordine edildiğini kaydetti.

"Hürmüz Boğazı iddialarında ABD yalan söylüyor"

Mülakatın ikinci önemli bölümünde, Fars Körfezi'nde ABD ile İran arasında yaşanan sıcak çatışmalar ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü ele alındı. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan "Hürmüz Boğazı uluslararası sulardır, açıktır ve İran burayı kontrol edemez" yönündeki açıklamaları doğrudan yalanlayan Larry C. Johnson, küresel gemi takip sistemlerinin somut verilerini paylaştı.

Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin fiilen durma noktasına geldiğini belirten Johnson, şu değerlendirmeyi yaptı:

"CENTCOM boğazın açık olduğunu iddia ederek dünyaya yalan söylüyor. Canlı gemi takip sistemleri olan Vesselfinder ve Marinetra verilerine bakan herkes gerçeği kendi gözleriyle görebilir. Şu anda o sularda seyreden tek bir ticari nakliye gemisi ya da tanker yok. Sadece bilgi toplama ve istihbarat faaliyetleri yürüttüğü tahmin edilen ABD menşeli iki adet lüks yat görünüyor. Boğaz fiilen tamamen kapalıdır. İran bu konuda gerçeği söylerken, ABD kamuoyunu ve piyasaları sakinleştirmek için dezenformasyon yayıyor. İran, kararlılığını açıkça ortaya koydu ve boğazın kontrolünü elinde tutuyor."

İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun bölgedeki ABD askeri hedeflerine yönelik operasyonlarını aktaran Johnson, Umman’daki Dukm limanında bulunan ABD askeri tesislerinin vurulmasını kritik bir dönüm noktası olarak tanımladı.

İran’ın bölge ülkelerine net bir askeri mesaj gönderdiğini belirten Johnson, şunları kaydetti:

"İran Devrim Muhafızları Ordusu, Umman’ın Dukm limanındaki ABD Deniz Kuvvetlerine ait lojistik destek merkezini ve uçak gemisi yakıt ikmal platformlarını ağır bir saldırıyla vurduğunu resmen açıkladı. Umman her ne kadar İran ile iyi ilişkiler sürdürmeye çalışsa da kendi topraklarını ABD uçak gemilerine ve savaş uçaklarına açarak ikili bir oyun oynayamaz. İran bu saldırıyla Umman’a, 'Topraklarınızın bize karşı saldırılarda kullanılmasına izin verirseniz, hedef olursunuz' mesajını verdi. Aynı durum Katar’daki el-Udeyd hava üssü, Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’deki ABD askeri tesisleri için de geçerlidir. İran bu üslerin tamamını başarıyla vurdu."

"ABD ordusunun füze stoğu sınırsız değil"

Kuveyt topraklarından İran’a yönelik gerçekleştirilen ABD füze saldırılarına karşılık, İran ordusunun Kuveyt’teki fırlatma sistemlerini nokta atışıyla imha ettiğini belirten eski CIA analisti, bu durumun İran’ın askeri istihbarat ve hedef belirleme kabiliyetinin ne kadar geliştiğini gösterdiğini ifade etti.

ABD’nin bölgedeki askeri yığınağına rağmen sınırsız bir mühimmat kapasitesine sahip olmadığını ekledi.

ABD’nin askeri lojistik zafiyetini vurgulayan Johnson, şu tespitlerde bulundu:

"ABD’nin elinde sınırsız sayıda Tomahawk ya da havadan karaya seyir füzesi stoğu yok. Bu füzelerin üretimi zaman alıyor ve maliyetli. Eğer ABD’nin elinde tükenmez bir cephanelik olsaydı bu savaşı sonsuza kadar sürdürebilirdi ama mevcut gerçeklik bu değil. Birkaç hafta içinde bu hassas güdümlü mühimmatlar tükenecek ve saldırıların yoğunluğunu azaltmak zorunda kalacaklar. Ayrıca bölgedeki çatışmalar nedeniyle havacılık yakıtı ve motorin sıkıntısı baş göstermek üzere. Bu durum küresel enerji piyasalarını ve ABD ekonomisini doğrudan vuracak. Trump yönetimi büyük bir kumar oynuyor ve bu rasyonel bir askeri strateji değil."

İran’ın nükleer programına ve enerji altyapısına yönelik ABD saldırılarına da değinen Johnson, Arak yakınlarındaki Kandab ağır su nükleer reaktörünün ve Behbahan petrol rafinerisinin hedef alındığı yönündeki haberleri değerlendirdi.

Bu tesislerin daha önceki çatışmalarda zaten işlevsiz hale getirildiğini, bu nedenle son saldırıların askeri bir kazançtan ziyade sembolik birer gözdağı niteliği taşıdığını belirtti.

Ancak ABD’nin İran’ın enerji altyapısını vurmaya devam etmesi halinde, İran’ın da Körfez ülkelerinin petrol ve doğalgaz tesislerini vurarak yanıt vereceğini ve yaz mevsiminde bunun küresel bir enerji krizine yol açacağını vurguladı.

"Mitch McConnell’ın durumu da gizleniyor"

Mülakatın son bölümünde ABD iç siyasetindeki diğer gelişmelere de değinen Larry C. Johnson, Senato Cumhuriyetçi Azınlık Lideri Mitch McConnell’ın sağlık durumuna ilişkin de benzer bir gizleme politikasının yürütüldüğünü ifade etti. McConnell'ın ofisi tarafından paylaşılan fotoğrafların gerçeği yansıtmadığını kaydetti.

McConnell hakkındaki iddiaları dile getiren Johnson, sözlerini şöyle tamamladı:

"Mitch McConnell’ın yardımcıları bugün onun sağlıklı olduğunu göstermek için bir fotoğraf paylaştı. Ancak bu fotoğraflar eski veya kurgu. Gelen güvenilir askeri raporlar, McConnell’ın şu anda hastanede yapay solunum cihazına bağlı olduğunu ve bilincinin kapalı olduğunu gösteriyor. Eğer gerçekten sağlıklıysa kameraların karşısına çıksın ve canlı bir mülakat versin. Bunu yapamazlar çünkü gerçeğin ortaya çıkmasından korkuyorlar. ABD yönetimi hem dışarıda askeri operasyonlarda hem de içeride kendi siyasi liderlerinin durumuna dair sistematik bir yalan mekanizması işletiyor. Lindsey Graham’ın ölümü de bu zincirin en büyük halkasıdır."