İsrail'in dört katmanlı Güney Lübnan işgali

14 Temmuz 2026

İsrail'in Güney Lübnan'da kara işgali, ateşle kontrol, "Hizbullah tesisleri" ve "pilot bölgeler" üzerinden çok katmanlı ve uzun vadeli bir kontrol düzeni kurmaya çalıştığı bildirildi.

YDH- Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesi, İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki askeri konuşlanma haritalarının artık yalnızca saha operasyonlarını yönetmek için kullanılan askeri belgeler olmaktan çıktığını, Tel Aviv'in yeni bir "güvenlik bölgesi" anlayışını kalıcılaştırmaya çalıştığı siyasi ve müzakere sürecinin bir parçasına dönüştüğünü bildirdi.

Gazeteye göre İsrail, güçlerinin konuşlandığı noktaları ve kontrol alanlarının sınırlarını gösteren nihai ve güncel bir haritayı kasıtlı olarak yayımlamazken, askeri nüfuzunu tanımlamak için kullanılan "ateşle kontrol" kavramını da resmi olarak benimsemiyor.

Ancak İsrail tarafından yayımlanan çeşitli haritalar, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü'nün (UNIFIL) verileri, tahliye emirleri ve İsrail'in "Hizbullah'ın askeri altyapısı" olarak nitelendirdiği noktalara ilişkin açıklamalar bir araya getirildiğinde, sahadaki tablonun büyük ölçüde yeniden oluşturulabildiği belirtildi.

El-Ahbar, bu karşılaştırmanın birbiriyle örtüşen dört ayrı haritayı ortaya çıkardığını kaydetti: Kara işgali, ateşle kontrol, direniş tesisleri ve "pilot bölgeler".

Gazeteye göre, bu dört harita bir arada değerlendirildiğinde, İsrail'in projesinin yalnızca sınır boyunca bir şeridin işgal edilmesinin ötesine geçtiği ve Güney Lübnan'daki askeri kontrol kurallarını yeniden şekillendirmeye yaklaştığı görülüyor.

Kara işgali bölgesi

İsrail ordusu, 19 ve 20 Nisan 2026'da Lübnan topraklarındaki güçlerinin konuşlanmasına ilişkin ilk geniş kapsamlı resmi haritayı yayımlayarak, güneyde 5 ila 10 kilometre derinliğe ulaşan ileri bir savunma hattı kurduğunu açıklamıştı.

Ancak Uluslararası Af Örgütünün tahminlerine göre, bu kuşağın derinliği bazı sektörlerde 8 ila 12 kilometreye ulaşırken, kara ve denizde kapladığı toplam alan yaklaşık 600 kilometrekareyi buluyor.

İsrail ordusuna göre beş tümen ile deniz kuvvetleri bu hattın güneyine konuşlandırıldı. Ancak haritanın homojen bir şeritten ziyade, askeri derinlik ve önem bakımından birbirinden farklı üç sektörden oluştuğu belirtildi.

Batıda kuşak, sahilden ve güneyindeki Nakura noktasından başlayarak Zahira, Alma eş-Şaab, Yarin ve Mervahin üzerinden sınırın batı kesimindeki Ramiye ve Ayta eş-Şaab'a kadar uzanıyor.

Orta sektörde ise kuşak, Remiş, Ayn İbil ve Bint Cubeyl'in güneyinden başlayarak Ayterun, Blida, Meys el-Cebel, Hula ve Udeyse'ye bağlanıyor; doğu sektöründe ise Hiyam, Kefer Kila, Vazzani Ovası, Gacar ve Cebel eş-Şeyh'in batı yamaçlarına kadar uzanıyor.

UNIFIL verilerine göre İsrail, bu genişlemeden önce Lübnan topraklarında beş askeri mevzi ve iki tampon bölgeyi elinde tutuyordu. Ancak nisanda yaşanan gelişmeler, sınırlı sayıdaki mevzinin işgalinden, sivillerin güneyin geniş kesimlerine ulaşmasını engelleyen kapsamlı bir askeri kuşak oluşturulmasına doğru niteliksel bir geçiş anlamına geldi.

Bu hat da sabit kalmadı. İsrail ordusunun 18 Haziran'da yayımladığı yeni harita, Nebatiye yakınlarındaki bölgeler ile Litani Nehri'nin kuzeyindeki bazı noktaları kapsayan yeni bir kuzey yönlü ilerlemeyi ortaya koydu.

Aynı zamanda İsrailli yetkililer, ABD ile yapılan görüşmelerde Lübnan topraklarında yaklaşık 10 kilometre derinliğe kadar asker bulundurulmasının ele alındığını, askeri hareket serbestisinin ise ilan edilen kuşakla sınırlı kalmayacağını ve bunun dışında da sürdürüleceğini açıkladı.

El-Ahbar'a göre, İsrail haritası böylece fiilen iki katmandan oluşuyor: Nisanda ilan edilen ana kuşak ve daha sonra özellikle Şakif ve Ali Tahir tepeleri, Nebatiye çevresi ve Litani'nin kuzeyindeki bazı noktalara doğru oluşturulan genişleme cepleri.

Bir beldenin bu kuşağa dahil edilmesinin, İsrail güçlerinin o beldenin bütün sokak ve mahallelerinde bulunduğu anlamına gelmediğine dikkat çekildi. Kontrolün, İsrail ordusuna halkın veya Lübnan ordusunun belirli bölgelere erişimini engelleme imkanı sağlayan tepeler, girişler veya stratejik noktalarla sınırlı olabileceği belirtildi.

Ateşle kontrol bölgesi

El-Ahbar, işgal haritasının kara konuşlanmasının sınırlarını çizdiğini, "ateşle kontrol" haritasının ise fiili askeri nüfuzun sınırlarını ortaya koyduğunu belirtti.

Bu haritanın ilk katmanında İsrail'in, "geri dönüşün yasak olduğu bölge" olarak tanımlanabilecek alan içerisinde 74 kasaba ve köyü sınıflandırdığı kaydedildi.

Buna göre İsrail, 53 kasabaya halkın dönüşünü tamamen yasaklarken, 21 kasabanın yakınından geçen bir hattın güneyindeki hareketliliğe kısıtlamalar getirdi. Ayrıca Litani Nehri ile Seluki ve Salhani vadilerine yaklaşılması da yasaklandı.

Uluslararası Af Örgütü’nün, İsrail açıklamalarında yer alan belde isimlerinde bazı hata ve tekrarlar bulunduğuna işaret ettiği aktarıldı.

Bu alanın doğrudan işgale en yakın halkayı oluşturduğu, çünkü İsrail'in sabit birliklerinin bulunmadığı yerlerde bile SİHA'lar, bombardıman ve tehditler yoluyla erişimi engelleyebildiği belirtildi.

İkinci katman ise Litani Nehri'nin güneyindeki bölgenin tamamını kapsıyor. İsrail ordusu, tırmanışın başlamasından bu yana bu alanın tamamını operasyon sahası ilan ederek tamamen tahliye edilmesi yönünde emirler yayımladı.

Uluslararası Af Örgütüne göre bu alan Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 8,5'ine karşılık geliyor.

Ancak "ateşle kontrolün" yoğunluğının her yerde aynı olmadığı, en yoğun baskının cephe köyleri, Seluki Vadisi, Sur'u Bint Cubeyl, Mercayun ve Nebatiye ilçelerine bağlayan yol güzergahları ile özellikle Şakif Kalesi ve Ali Tahir tepeleri gibi hakim noktalarda yoğunlaştığı bildirildi.

İsrail'in ayrıca tanksavar füze rampalarının bulunduğunu iddia ettiği bölgeleri de özellikle hedef aldığı belirtildi.

Üçüncü katmanda ise tahliye emirleri Zehrani Nehri'ne kadar genişletilirken, nehrin güneyindeki bölge "savaş bölgesi" ilan edildi ve nehrin kuzeyindeki bazı kasabalar da uyarılara dahil edildi.

Uluslararası Af Örgütüne göre bu alan yaklaşık 800 bin kişiyi ve Lübnan topraklarının yaklaşık onda birini kapsıyor.

El-Ahbar, böylece "ateşle kontrolün" tek bir bölgeden değil, birbiriyle örtüşen üç ayrı düzeyden oluştuğunu belirtti: Doğrudan kara işgali, Litani'nin güneyindeki yoğun saldırı bölgesi ve Zehrani'ye ve ötesine uzanan hava operasyonları sahası.

Gazete, İsrail'in askeri hareket serbestisinin "güvenlik bölgesinin" sınırlarında sona ermeyeceğini defalarca vurguladığına dikkat çekti.

İsrail'in "Hizbullah tesisleri" haritası

El-Ahbar, İsrail'in konuşlanma haritalarının yanı sıra Hizbullah'a ait olduğunu iddia ettiği geniş bir askeri tesis ağına dayanan paralel bir anlatı oluşturduğunu belirtti.

Şakif ve Ali Tahir tepelerinin bu anlatının merkezinde yer aldığı kaydedildi.

İsrail ordusu, bölgede bir tünel ağı, yer altı odaları ve silah depoları bulduğunu öne sürerken, bu tepelerin Hizbullah'a Mercayun, Hula Ovası ve Nebatiye'ye giden yollar üzerinde gözetleme imkanı sağladığını iddia etti.

Bölgenin öneminin yalnızca askeri boyutla sınırlı olmadığı belirtildi. İsrailli yetkililerin Şakif Kalesi'nin "pilot çekilme" için gündemde olan bölgeler arasında bulunmadığını açıklamasının, İsrail'in burayı uzun vadeli bir istihbarat ve askeri varlık olarak elinde tutmak istediğine işaret ettiği değerlendirildi.

Batı sektöründe ise İsrail, Mecdel Zun beldesinde 200 metreden uzun ve 25 metre derinliğinde bir tünelin yanı sıra odalar, depolar ve atış mevzileri bulduğunu ve belde çevresindeki onlarca noktayı imha ettiğini öne sürdü.

El-Ahbar'a göre bu açıklamalar, İsrail'in batı sektörünü, Sur-Nakura hattını ve sınıra hakim tepeleri kontrol altında tutmaya yarayan ve kara kuşağını "ileri deniz savunma bölgesi" olarak adlandırdığı alanla birbirine bağlayan yer altı askeri altyapı bölgesi olarak gördüğünü ortaya koyuyor.

İsrail son olarak Hadasa beldesini de bu listeye ekleyerek, belde içinde 150'den fazla silah bulduğunu iddia etti. Ancak bu noktaların niteliğini veya kapsamını belirlemeye imkan sağlayacak bağımsız veriler sunulmadığı belirtildi.

Kefer Kila, Udeyse, Meys el-Cebel, Ayterun, Ayta eş-Şaab, Marun er-Ras, Blida ve Hula köylerinin de İsrail açıklamalarında sık sık tüneller, gözetleme noktaları, silah depoları ve tanksavar mevzileri barındırdığı iddiasıyla gündeme getirildiği kaydedildi.

Ancak el-Ahbar, söz konusu bilgilerin bağımsız bir kuruluş tarafından kapsamlı biçimde doğrulanmamış İsrail iddiaları olduğunu vurguladı.

"Pilot bölgeler"

Güvenlik kuşağının kalıcılaştırılmasına paralel olarak Washington'daki müzakerelerde "pilot bölgeler" fikrinin de gündeme geldiği belirtildi.

El-Ahbar'a göre mevcut bilgiler Furun, Ganduriye ve Zutar el-Garbiye adlı üç belde üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu beldelerin İsrail hükümetinin haritalarında iki "pilot bölge" olarak gösterildiği, İsrailli yetkililerin ise buraların kontrol altına alınmasının müzakerelerde pazarlık kozu olarak kullanılacağını açıkladığı aktarıldı.

Henüz iki bölgenin sınırlarını gösteren resmi bir harita bulunmamakla birlikte, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun açıklamalarının ilk bölgenin Litani'nin güneyinde, Bint Cubeyl ile Seluki Vadisi arasında, yani ilk güvenlik kuşağının dışında veya kuzey sınırında bulunduğuna işaret ettiği belirtildi.

İkinci bölgenin ise Litani'nin kuzeyinde, Zutar el-Garbiye ve Şakif tepeleri yakınlarında, İsrail'in daha sonra işgal ettiği genişleme alanları içinde bulunduğu kaydedildi.

El-Ahbar'a göre bu tablo, İsrail'in "güvenlik bölgesinin" merkezinden çekilmeyi değil, ana kuşağın kurulmasından sonra işgal edilen bazı ceplerde yeniden konuşlanmayı gündeme getirdiğini gösteriyor.

İsrail'in kendi tasavvuruna göre bu bölgelerde askeri hareket serbestisini korumak, sivillerin veya Hizbullah'ın geri dönmesini engellemek istediği belirtildi.

Dört harita, tek proje

El-Ahbar, dört haritanın karşılaştırılmasının İsrail'in sabit işgal sınırları yerine, kademeli kontrol katmanları oluşturduğunu ortaya koyduğunu değerlendirdi.

Gazeteye göre, şimdiye kadar gündeme getirilen çekilme, İsrail'in kendi anlatımıyla dahi "güvenlik kuşağının" merkezinin dışında veya kenarlarında bulunan bölgeler üzerinde yoğunlaşıyor ve bu nedenle İsrail açısından askeri ve siyasi maliyeti daha düşük bir seçenek oluşturuyor.

Tel Aviv'in kara varlığı ile askeri hareket serbestisini birbirinden ayırdığına dikkat çekilen analizde, İsrail'in belirli bir bölgeden askerlerini çekse dahi burayı gözetleme ve saldırı altında tutabileceği, bölgeye yeniden müdahale etmeyi ise Hizbullah'ın altyapısının ortadan kaldırılmadığı yönündeki iddialara bağlayabileceği belirtildi.

İsrail'in yüksek stratejik değere sahip olduğunu düşündüğü Şakif, Ali Tahir, Mecdel Zun ve sınırdaki tanksavar kuşağının ise şimdiye kadar çekilmesi planlanan bölgeler arasında yer almadığı kaydedildi.

Buna karşılık Furun, Ganduriye ve Zutar el-Garbiye'nin, müzakerelerde ilerleme sağlandığı görüntüsü yaratırken İsrail'in Güney Lübnan'daki projesinin temel yapısına dokunmayan sınırlı bir çekilme modeli olarak sunulduğu belirtildi.