
YDH- El-Ahbar gazetesi, İsrail'in Suriye'nin güneyindeki askeri ilerleyişini artırarak "tampon bölgeyi" genişletmeye ve yeni bir güvenlik düzeni oluşturmaya çalıştığını bildirdi.
Gazete, bu süreçte Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Hadır beldesi sakinlerinin ilk kez İsrail ordusunun uygulamalarına karşı ortak bir bildiri yayımladığını belirtti.
Gazeteye göre, belde halkının geniş bir kesiminin talebi üzerine hazırlandığı belirtilen bildiride, İsrail ordusunun evlere baskın düzenlemesi, kadınları ve çocukları korkutması ve Hıdır'a ait tarım arazileri arasındaki ulaşım yollarını kontrol etmesi reddedildi.
Belde sakinleri ayrıca, "namuslarını korumak ve topraklarını saldırılara karşı savunmak için gerekli" gördükleri bireysel silahlara el konulmasına karşı çıktı.
Bununla birlikte bildiride, "toprağı savunma ve birlikte yaşama hakkının güvence altına alınması halinde silahlardan vazgeçilmesine itiraz edilmeyeceği" belirtildi.
Hadır halkına yönelik ihlal ve saldırıların sürmesine karşı uyarıda bulunan belde sakinleri, kadınları ve çocukları korkutmadan güvenliği sağlamanın birçok yolu bulunduğunu vurguladı.
Bildiriyi imzalayanlar, "İsrail'in uygulamaları karşısında sessiz kalmayacaklarını" belirterek, "bedeli can vermek olsa dahi topraklarını meşru biçimde savunmaya hazır olduklarını" ilan etti.
Hadır'ın Beşşar Esed yönetimin devrilmesinin ardından toplumsal bir bölünme yaşadığı bildirildi.
İşgal altındaki Filistin'deki Dürzi toplumunun ruhani lideri Muvaffak Tarif'in, Suriyeli Dürzilere Celile'deki "Nebi Şuayb Makamı"nı ziyaret etme çağrısı yapmasının ardından, Hadır sakinlerinin bir bölümü bu çağrıyı "Suriye Dürzilerini çevrelerinden koparma girişimi" olarak değerlendirerek reddederken, bir kısmı ise çağrıya olumlu yanıt vermişti.
Hadır sakinleri tarafından yayımlanan yeni bildirinin, Cebel eş-Şeyh köylerinde insani yardım kisvesi altında yürütülen bazı İsrail projelerine karşı bir meydan okuma niteliği taşıdığı belirtildi.
Uzmanlar söz konusu projelerin, Dürzi toplumunun bağlılığını kazanmayı ve temmuz ayında yaşanan katliamların sonuçlarından yararlanarak bölgede bir tür "özerk yönetim" modelini kalıcılaştırmayı amaçladığını söyledi.
Bildirinin aynı zamanda İsrail kontrolü nedeniyle bu köylerde yaşayan halk arasında farklı düzeylerde giderek artan rahatsızlığı yansıttığı kaydedildi.