
YDH- Jerusalem Post, Almanya'nın, Avrupa Birliği'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimlerine yönelik boykot veya ticari kısıtlama kararlarının 27 üye ülkenin oy birliğini gerektirdiği yönündeki tutumuyla, İsrail'e karşı ekonomik yaptırım uygulanması ihtimalini önemli ölçüde azalttığını bildirdi.
AB dışişleri bakanlarının çarşamba günü Brüksel'de düzenleyeceği toplantıda, İspanya, Belçika ve İrlanda gibi İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'daki politikalarına karşı çıkan ülkelerin aylardır sürdürdüğü baskının ardından, yasa dışı yerleşimlerle ticaretin kısıtlanması meselesinin ele alınacağı belirtildi.
Haberde, konunun yalnızca AB üyesi ülkeleri değil, Birliğin üst yönetimini de böldüğü; Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas arasında görüş ayrılığına yol açtığı kaydedildi.
Jerusalem Post'un "Filistin yanlısı ülkeler" olarak nitelendirdiği AB üyelerinin, İsrail'le Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması veya Birliğin en büyük ticaret ortaklarından biri olan İsrail'le ticaretin kısıtlanması yönündeki girişimlerinin şimdiye kadar sonuçsuz kaldığı aktarıldı.
AB'nin daha önce Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerine karışan yerleşimcilere, işgal altındaki topraklarda faaliyet gösteren bazı örgütlerin yöneticilerine ve Emunah ile Regavim gibi kuruluşlara karşı oy birliğiyle bir dizi yaptırım kararı aldığı hatırlatıldı.
İsrail'in Gazze'deki saldırıları ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetleri karşısında daha sert tedbirler isteyen ülkelerin şimdi de yasa dışı yerleşimlerde üretilen ürünlere AB çapında boykot uygulanmasını gündeme getirdiği belirtildi. Böyle bir adımın kabul edilmesi halinde, AB'nin İsrail'e yönelik dış politikasında ilk kez doğrudan ekonomik baskı aracına başvuracağı kaydedildi.
Bu ülkelerin, boykotun önünü açmak amacıyla Avrupa Komisyonu’ndan hukuki görüş talep ettiği, Komisyonun ise “aylar süren isteksizliğin” ardından ticari denetimlerden doğrudan ticaret yasağına kadar çeşitli seçenekler sunmasının beklendiği bildirildi.
Önlemlerin yalnızca ticaret politikası kapsamında değerlendirilmesi halinde, AB nüfusunun en az yüzde 65'ini temsil eden en az 15 ülkenin desteğiyle nitelikli çoğunluğun yeterli olacağı belirtildi. Ancak tedbirlerin dış politika konusu sayılması halinde 27 üye ülkenin tamamının onayı gerekiyor.
Almanya İsrail'e kalkan oldu
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Berlin açısından meselenin bir dış politika konusu olduğunu açıkça belirterek karar sürecini zorlaştırdı.
Jerusalem Post, Almanya'nın bu tutumunu açıkça "bir kez daha İsrail'in yanında yer almak" olarak yorumladı.
İktidardaki İsrail yanlısı Hristiyan Demokrat Birlik üyesi Wadephul'un geçen hafta İsrail'i ziyaret ettiği ve bunun geçen yıl göreve gelmesinden bu yana gerçekleştirdiği onuncu ziyaret olduğu belirtildi.
Wadephul, Berlin'in yasa dışı yerleşimlere ve İsrail'in işgal altındaki topraklardaki inşaat faaliyetlerine güçlü biçimde karşı çıktığını savunmasına rağmen, İsrail'le "diyaloğun devam etmesi gerektiğini" ve “aşırı tedbirlerle tehdit edilmemesi gerektiğini” söyledi.
Böylece Almanya'nın, İsrail'in işgal ve yerleşim politikalarına “sözlü” olarak karşı çıkarken, bu politikalara karşı somut ekonomik yaptırımların önünü kesen bir pozisyon aldığı görüldü.
AB yönetiminde İsrail çatlağı
Haberde, tartışmaların Avrupa Komisyonu içindeki görüş ayrılığının derinliğini de ortaya koyduğu belirtildi.
Bir tarafta Almanya'ya yakın ve İsrail'i destekleyen tutumuyla bilinen Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, diğer tarafta ise İsrail'e karşı daha eleştirel kabul edilen AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın bulunduğu aktarıldı.
Kallas, toplantılar öncesinde yaptığı açıklamada, söz konusu karar için oy birliğine değil, nitelikli çoğunluğa ihtiyaç olduğu görüşünü dile getirdi.
Almanya'nın Çekya gibi birkaç ülkeyle birlikte AB düzeyinde İsrail'e yönelik yaptırımları tekrar tekrar engellemeyi başardığı belirtilirken, üye ülkelerin ulusal düzeyde farklı bir yol izlediğine dikkat çekildi.
İrlanda'nın yasa dışı yerleşimlerle ticareti yasaklayacak bir yasa üzerinde çalıştığı, İspanya ve Hollanda'nın benzer tedbirleri uygulamaya koyduğu, AB üyesi olmayan İngiltere'nin de yerleşimlerle ticarete ambargo uygulamayı değerlendirdiği bildirildi.