
YDH- Mehr Haber Ajansı’nın aktardığına göre İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, savaşın seyri ve güncel gelişmeler üzerine yaptığı açıklamada önemli değerlendirmelerde bulundu. Galibaf, savaş ateşinin yeniden harladığı bu günlerde toplumun farklı kesimlerinde çeşitli soruların yükseldiğini ve herkesin kendi zaviyesinden yanıtlar aradığını belirtti.
İran Meclisi Başkanı, "Savaş yanlısı mıyız? Savaşın gölgesi üzerimizden kalkacak mı? Hedeflerimize müzakere yoluyla ulaşabilir miyiz? Sadakatsiz bir Amerika ile karşı karşıyayken müzakere etmenin ne anlamı var? Nihayetinde mesele, haklarımızı nasıl koruyacağımız ve bu savaştan nasıl zaferle çıkacağımızdır" ifadelerini kullandı.
Bu meselelerin partizan bir bakışla değil; ulusal çıkarlar ve güvenlik perspektifiyle değerlendirilerek net ve kesin cevaplara ulaşılabileceğini vurgulayan Galibaf, ilk olarak Amerika ile varoluşsal bir savaşın içinde olunduğunun idrak edilmesi gerektiğini belirtti.
Galibaf, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu savaşın gayesi sadece Direniş Cephesi’nin kalbi olan İran İslam Cumhuriyeti’nin kutsal nizamını devirmek değil, ülkemiz İran’ı topyekûn parçalamaktır; düşmanın stratejisi hiç değişmemiştir."
Her daim savaşa hazırlıklı olunması gerektiğini, ancak aynı zamanda diplomasi ve müzakere kanallarının da işletilmesi gerektiğini ifade eden Meclisi Başkanı, Amerika’nın İran’a saldırmak ve kendi çıkarlarını dayatmak için her fırsatı kolladığını belirtti.
Bu durumun ne sadece müzakere masasıyla ne de mevcut ABD başkanıyla sınırlı olduğunu kaydeden Galibaf, savaşa veya müzakereye bakışın gerçekçi, uzun vadeli ve ulusal çıkar ile güvenlik odaklı olması gerektiğini dile getirdi.
Galibaf, "Güçlenmekten ve kendi kudretimize güvenmekten başka seçeneğimiz yok" diyerek İran halkının ve silahlı kuvvetlerin sergilediği birleşik direnişin, düşmanın hain planlarını 40 günlük savaş süresince boşa çıkardığını ve onları ateşkes ile müzakere arayışına ittiğini hatırlattı.
Ancak bu durumun düşmanın yanlış stratejilerini terk ettiği anlamına gelmediğini belirten Galibaf, Amerika’nın doğasındaki kibri nedeniyle güçlü bir İran’ı asla kabullenmeyeceğini söyledi.
Konuşmasını bu gerçekler ışığında soruları yanıtlayarak sürdüren Galibaf, şunları kaydetti:
"Biz asla savaşı arzulamadık, arzulayanlara da itibar etmiyoruz. Ancak güvenliğimizi ve ulusal menfaatlerimizi korumak adına sonuna kadar savaşmaya ve direnmeye hazırız. Aynı zamanda çıkarlarımızı tahkim etmek için diplomasi ve müzakere araçlarını kullanmaktan da geri durmayacağız."
"İran, mutabakat zaptından fayda görmüyorsa, bu anlaşmaya sadık kalmamızın bir anlamı yok" diyen Galibaf, mutabakat zaptının maddeleri uygulandığı sürece kıymetli olduğunu belirtti.
Şayet İran İslam Cumhuriyeti bu metinden bir fayda sağlamıyorsa, daha önce ifade ettiği "göze göz, dişe diş" prensibi gereği böyle bir anlaşmaya bağlı kalmak için hiçbir sebep bulunmadığını yineledi.
Silahlı kuvvetlerin düşman saldırganlığına karşı koymak adına tam bir hareket serbestisine sahip olduğunu vurgulayan Galibaf, düşmanın uğradığı hezimeti baskıyla telafi etmeye çalıştığını sözlerine ekledi.
Yasama organının başkanı, geride kalan 12 günlük çatışmaların aksine, son 40 günlük savaş sürecinde Hürmüz Boğazı'nı stratejik bir kararla kapalı tuttuklarını ifade etti.
Bu su yolundaki güvensizliğin ulusal güvenliği riske attığını vurgulayan başkan, bugün önceliklerinin Hürmüz Boğazı'ndaki İran düzenlemelerini muhafaza etmek ve ticaret gemilerinin azami güvenlik içerisinde, zararsız geçişini temin etmek olduğunu belirtti.
Galibaf, mevcut noktaya nasıl gelindiğini şu sözlerle açıkladı:
"Mart ayında başlayan üçüncü dayatılmış savaşla birlikte silahlı kuvvetlerimiz, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü tamamen tesis etti. Müzakere sürecinde, Mutabakat Zaptı'nın 5. maddesinde İran’ın direnişini ve Hürmüz Boğazı'na dair düzenlemeleri kayıt altına aldık; bunu, zaptın diğer dört maddesinin hayata geçirilmesi için güçlü bir kaldıraç olarak kullandık."
Anlaşmanın uygulama safhasında Amerika’nın diplomatik ve hukuki zeminde aciz kaldığını ve İran’ın koyduğu kuralları zorla esnetmeye çalıştığını savunan Galibaf, milletin hakları teslim edilene dek direnmek mecburiyetinde olduklarını vurguladı.
Galibaf, düşmanın uğradığı yenilgiyi baskı politikalarıyla örtmeye çalıştığını, ancak İran'ın öz gücüne güvenerek düşmanın iradesine boyun eğmeyeceğini belirtti.
Askeri ve diplomatik kanallar arasındaki koordinasyonun hayati önemine değinen Meclis Başkanı, "Savaştan da müzakereden de ürkmemeliyiz; her ikisi de ulusal menfaatlerimizi korumak için kullandığımız birer araçtır" dedi.
Müzakerenin asla uzlaşma veya pes etme anlamına gelmediğini, aksine savaşla birlikte yürütülen direnç stratejisinin bir parçası olduğunu belirten Galibaf, savunma ve diplomasi araçlarını bütünlüklü kullanmanın kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu kaydetti.
Bu iki yöntemi birbirinden koparmanın stratejik bir hata olacağını ifade eden Galibaf, "Dünyanın en büyük maddi gücüyle karşı karşıya olduğumuz bu çetin savaşta önemli başarılar kazandık; bu nedenle düşünce yapımız ve eylemlerimiz de aynı ölçüde büyük, derinlikli ve dirayetli olmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
Galibaf ayrıca, bu yaklaşımın Lübnan meselesinden yaptırımların kaldırılmasına, bölgedeki Amerikan üslerinin akıbetinden şehitlerin kanlarının hesabının sorulmasına kadar her alana teşmil edilebileceğini sözlerine ekledi.
Meclis Başkanı Galibaf halka yönelik açıklamalarını zaferi perçinlemenin yolunun Devrim Lideri'nin talimatlarını rehber edinmekten geçtiğini hatırlatarak sürdürdü.
Direniş ve rasyonelliği, savunma ile diplomasi kapasiteleriyle harmanlamanın önemini vurgulayan Galibaf, akılcı bir yol haritasıyla düşmana kendi iradelerini dayatmayı ve savaşın ekonomik tahribatını halk üzerinde asgari düzeye indirmeyi hedeflediklerini belirtti.
Amerika-İsrail'e karşı yürütülen savaş veya müzakere arasındaki sınırın ulusal güvenlik ve menfaatler ekseninde çizildiğini söyleyen Galibaf, bu araçların hangi koşullarda devreye alınacağının zamanın ruhuna uygun olarak doğrudan Devrim Lideri ve Başkomutan'ın yetkisinde olduğunu hatırlattı.
Galibaf, kendilerine düşen görevin Devrim Lideri'nin belirlediği istikamette hem diplomatik arenada hem de savunma sahasında var gücüyle çalışmak olduğunu ifade etti.
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ülke gündemine ve bölgesel gelişmelere ilişkin kritik açıklamalarda bulunarak halkı Devrim Lideri’nin stratejileri etrafında birlik olmaya çağırdı.
Galibaf, İran halkının görüş ve tercihlerinden bağımsız olarak, Devrim Lideri’nin emirleri etrafında kenetlenmesi gerektiğini belirterek, "Sahada kararlılıkla durmaya ve bu birlik ruhunu düşmanlarımıza göstermeye davet ediyorum" dedi.
Önlerindeki yolun meşakkatli olduğunu bildiklerini ifade eden Galibaf, ülkeye yönelik tehditleri hatırlatarak, "Bizi denizden, havadan ve karadan saldırmakla tehdit ettiler; ancak sonuçları gördüler. Bu yüzden düşmanın tehditlerine asla prim vermemeli ve korkuya kapılmamalıyız" şeklinde konuştu.
Galibaf, şehit liderlerinin kanının yerde kalmayacağından emin olduklarını da vurguladı.
Yasama Meclisi Başkanı, halkı dış kaynaklı algı operasyonlarına karşı uyararak, "Sizleri izlediğiniz yoldan caydırmak, geleceğe dair umutlarınızı kırmak veya millete hizmet edenlere duyduğunuz güveni sarsmak amacıyla yayılan asılsız haberlere asla kulak asmamalısınız" ifadelerini kullandı.
Düşmanın umutsuzluk, korku ve ayrışma tohumları ekmeyi hedeflediğini belirten Galibaf, savunma ve diplomasi sahalarında görev yapanlara duyulan güvenin, düşman karşısında üstünlük sağlayacağını kaydetti.
Stratejik yolun Devrim Lideri tarafından çizildiğini belirten Galibaf, "Emin olun, onlar sizin güvenliğinizi ve İran’ın milli çıkarlarını garanti altına almak uğruna canlarını ortaya koydular" diye ekledi.
Bugün Hürmüz Boğazı'nda bir güç odağı olarak konuşulabiliyorsa, bunun halkın sahada yarattığı kudretin bir neticesi olduğunu belirten Galibaf, "Şehit liderimizin intikamının alınacağından da eminiz; düşman şunu iyi bilmelidir ki, haklı taleplerimizi hayata geçirme konusunda en ufak bir zafiyet göstermeyeceğiz" dedi.
Kendi siyasi ve askeri geçmişine değinen İslam Danışma Meclisi Başkanı, "Hayatım boyunca düşmanla mücadele ettim; savaşmaktan, iftiradan, tehditten veya yıkımdan asla korkmam" ifadesini kullandı.
Üçüncü Dayatılmış Savaş sürecinde hem savunma hattında hem de dezenformasyona karşı medya cephesinde yer aldığını hatırlatan Galibaf, diplomasi sahalarında da sorumluluk almaktan kaçınmadığını belirtti.
Devrim Lideri'nin rehberliğinde İran'ı yüceltmeyi amaçladığını söyleyen Galibaf, "Ömrümü düşmanla savaşarak geçirdim. Savaşmaktan, hakkımda yapılan iftiralardan, gelen tehditlerden veya karşı karşıya kaldığım yıkımlardan korkmuyorum; aksine bu kutlu yolda yoldaşlarıma ve şehit liderime kavuşmayı arzuluyorum" şeklinde konuştu.
Konuşmasının sonunda ülkenin güneyindeki vatandaşlara seslenen Galibaf, "Bu ülkeyi savunmak için kanımızı adadık. Suçlunun cezası kesindir" dedi.
Gençliğinden beri silah kuşanıp bölgedeki halkla omuz omuza savaştığını belirten Galibaf, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sizler, İran'ın özsuyusunuz. Hayatımızı sizin yolunuza binlerce kez feda ettik. Gençliğimin en kıymetli yıllarında, ailemle birlikte güneydeki harekât bölgelerinde sofralarınıza misafir olduk. Yurttaşlarımıza ve vatanımıza duyduğunuz o derin sevgi ve şefkatin sıcaklığını asla unutmayacağım. Şunu bilin ki sözümüzün arkasındayız; bu toprakları savunmak için kanımızı döktük. Allah’ın lütfu ve inayetiyle aziz İran’ın zaferi yakındır ve o kutlu tarihi direnişiniz ilelebet sürecektir. Sevgili İran halkı! İnanın ki, yüreğinizdeki o haklı öfke ve milletimizin savaş meydanındaki sarsılmaz birliği, zaferimizi garanti altına alacaktır. Düşmanın savaş tehditlerinden korkmuyoruz; aksine, Devrim Lideri’nin rehberliğiyle bu suçlara imza atan düşmana, hak ettiği kesin ve sert cevabı vereceğiz."