
YDH - ABD’li muhafazakar yorumcu Tucker Carlson, halktaki memnuniyetsizliğin artması, siyasi liderlere duyulan güvenin azalması ve orta sınıfın erimesi gibi yapısal sorunların, demokratik süreçlere inancın yitirilmesi halinde ülkeyi bir halk devrimine sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Donald Trump’ın 2024 yılındaki yeniden seçilme kampanyasında aktif rol üstlenen Carlson, Bloomberg ile gerçekleştirdiği söyleşide, siyasi liderliğin sıradan Amerikan vatandaşlarına karşı kayıtsız kaldığını savundu.
Carlson, "Bizleri hafife alan, kullanan, yalan söyleyen ve aslında hiç umursamayan, bize karşı küçümseyici tavırlar besleyen liderlerimiz var" ifadesini kullandı.
Ülkedeki sorunların derinleştiğinin göstergesi olarak yaşam süresindeki düşüşe dikkat çeken Carlson, orta sınıfın küçülmesinin ABD genelindeki hoşnutsuzluğu beslediğini kaydetti.
Ünlü yorumcu, "İnsanlar daha genç yaşta öldüğünde, yaşam süresi kısaldığında ve orta sınıf bundan 11 yıl önce olduğu gibi ortadan kaybolduğunda kimse sesini çıkarmıyor; bu durumun farkındayız" dedi.
Carlson’ın bu değerlendirmeleri, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) tarafından yayımlanan istatistiksel raporlarla paralellik gösteriyor.
CDC verilerine göre ABD, 2020 ile 2021 yılları arasında ortalama yaşam süresinde 2,7 yıllık tarihi bir düşüş kaydederek ulusal ortalamayı 1996 yılından bu yana görülen en düşük seviye olan 76,1 yıla geriletti.
ABD’nin, ortalama yaşam süresi 82,7 yıl olan diğer zengin ülkelerin gerisinde kalmaya devam ettiğini savunan Carlson, ülkedeki sağlık krizinden en fazla kırsal toplulukların ve düşük gelirli grupların etkilendiğini ekledi.
Dünyanın en büyük ekonomisindeki yaşam koşullarına dair çizdiği karamsar tablo hakkındaki soruya yanıt veren Carlson, bu nitelemeyi reddederek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu kasvetli bir tablo değil. Bu, normal ve insani bir tablo. Başarı yozlaşmayı doğurur, yozlaşma çöküşü tetikler ve ardından bir sıfırlama yaşanır. Umarım bu, insanların akıllarını başlarına topladığı, en başta neden başarılı olduklarını hatırladığı ve buna göre davrandığı sancısız bir sıfırlama olur. Devrim istemiyorum ama bu durum böyle devam ederse bir devrimle karşılaşacağız."
Siyasi şiddeti desteklemediğini vurgulayan Carlson, insanların oy vermenin artık bir değişim yaratmayacağına inanması durumunda şiddet yöntemlerine yönelebileceği konusunda uyardı.
Carlson, "İnsanlara oylarının bir önem taşımadığını, seslerini duyurmanın barışçıl bir yolu kalmadığını hissettirirseniz, zaman içinde kaçınılmaz olarak şiddete başvururlar. Ben bunu istemiyorum" şeklinde konuştu.
Medya sektöründe yaklaşık yirmi yıl geçiren Carlson, daha sonra ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri politikaları nedeniyle Başkan Donald Trump’a verdiği desteği geri çekmişti.
İsrail’i Gazze’de soykırım yapmakla suçlayan ve bu ülkenin Amerikan siyaseti üzerindeki etkisini sorgulayan Carlson, ABD'nin yıllardır İsrail'e askeri yardım ve diplomatik destek sağladığını anımsattı.
Gelecekteki Cumhuriyetçi başkan adayı olarak Başkan Yardımcısı JD Vance'i öneren Carlson, Vance'in ABD'nin İran ile bir savaşa sürüklenmesine izin vermeyeceğini belirterek İsrail'i Amerika'yı çatışmanın içine çekmeye çalışmakla suçladı.