Trump, konuşmasını yayınlamayan kanalları lisans iptaliyle tehdit etti

18 Temmuz 2026

ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini öfkelendiren televizyon kanallarının yayın lisanslarını iptal etme tehditleri, Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr’ın başlattığı soruşturmalarla gerçeğe dönüşme evresinde.

YDH - ABD Başkanı Donald Trump’ın yayın yapan televizyon kanallarının lisanslarını iptal ettirme yönündeki tehditleri, medya dünyasında bir espri konusu olmaktan çıkarak somut bir tehlikeye dönüşmeye başladı.

Trump’ın NBC ve ABC kanallarına yönelik açıklamaları, son dokuz yılda kendisini öfkelendiren televizyon kuruluşlarının lisanslarının iptal edilmesi yönünde yaptığı çağrıların son halkasını oluşturdu.

Trump’ın bu son tepkisi, her iki şebekenin de kendisinin seçim güvenliği konusundaki Beyaz Saray konuşmasını canlı yayınlamayı reddetmesinin ardından geldi.

Gelişmeye ilişkin konuşan Trump, "Böyle bir sahtekarlık, lisanslarının iptal edilmesi anlamına gelmelidir" dedi.

Trump’ın ilk başkanlık döneminde FCC’nin Cumhuriyetçi liderleri bu tür misilleme girişimlerini reddetmişti. Ancak mevcut FCC Başkanı Brendan Carr, Trump’ın hedefi haline gelen televizyon şebekelerine yönelik art arda inceleme ve araştırmalar başlatma yoluna gitti.

Bu durum, politika uzmanlarında FCC’nin bu kez harekete geçebileceği ve anayasal bir mücadeleye zemin hazırlayabileceği yönünde endişe yaratıyor.

Eski bir üst düzey FCC yetkilisi olan ve şu anda Bireysel Haklar ve İfade Vakfının (FIRE) baş hukuk müşavirliğini yürüten Robert Corn-Revere, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Bu ülkede hiçbir zaman haber takibi için kraliyet fermanına izin veren bir yasa olmadı. Eğer bir lisanslama sürecini, şebekelerin başkanın yayınlanmasını istediği haberleri verip vermediğiyle açıkça ilişkilendirirseniz, bu süreçlerin sahip olabileceği tüm meşruiyet otomatik olarak zarar görür" ifadelerini kullandı.

Carr’ın sözcüleri konuya dair açıklama talebine yanıt vermedi. Sosyal medya platformu X’te aktif olan FCC Başkanı da henüz bu mecrada konuya dair bir paylaşım yapmadı.

Ancak Carr, NBC'nin çatı şirketi Comcast'in çeşitlilik uygulamalarını ve şebekenin diğer televizyon istasyonu sahipleriyle olan ilişkilerini incelemeye başladı.

Carr ayrıca, ABC'nin sahibi olduğu sekiz televizyon istasyonunun lisansını erken yenileme incelemesine tabi tuttu. Bu adım, lisansların iptal edilmesiyle sonuçlanabilecek bir sürecin önünü açıyor.

Trump’ın muhafazakar müttefikleri de FCC’ye lisansların iptal edilmesi yönünde çağrıda bulunuyor. ABC ve NBC’nin Trump’ın konuşmasını canlı yayınlamayacaklarını açıklamasının ardından bazı isimler bu taleplerini yineledi.

Trump’ın ilk döneminde Beyaz Saray Başstratejisti olarak görev yapan Steve Bannon, kendi podcast programında yaptığı açıklamada, "İptal edin gitsin. Bunu yaptığınızda ne kadar sert adamlar olduklarını görelim" dedi.

Trump’ın son tehditleri, ABD seçimlerinin hileye ve dış müdahalelere karşı savunmasız olduğunu iddia ettiği primetime konuşması sırasında gerçekleşti.

Televizyon şebekeleri, bir başkanın açıklamalarını canlı yayınlayıp yayınlamama konusunda genel olarak kendi editoryal takdir yetkilerine sahip bulunuyor ve geçmişte her iki partiden başkanların konuşmalarında da benzer yayın kararlarını aldıkları biliniyor.

Ancak Trump, "yalan haber" olarak nitelediği şebekeleri, "konuyu sevmedikleri ve sistemin ne kadar yozlaşmış olduğunu bildikleri için bunu ortaya çıkarmak istemediklerinden dolayı" yayını yapmamakla suçladı.

Konuşmasında medyayı hedef alan Trump, "Onlar ve medyadaki diğerleri bir komplonun parçası. Her ne sebeple olursa olsun bu sahtekarlığı sürdürmek, devam ettirmek ve radikal solu korumak istiyorlar" diye konuştu.

FCC, televizyon şebekelerinin doğrudan kendilerini lisanslamasa da hem ABC hem de NBC, risk altında kalabilecek lisanslı televizyon istasyonlarına sahip.

Kamu yararı davalarında deneyimli bir avukat olan Andrew Jay Schwartzman, Carr’ın Trump’ın şikayetini doğrudan resmi süreçlere dahil etmesinin hukuki açıdan riskli olacağını belirtti.

Schwartzman konuya dair, "Brendan Carr’ın, başkanın kamuya açık bir konuşmada söyledikleri doğrultusunda hareket etmesi durumunda ortaya çıkacak belirgin hukuki ve anayasal sorular, aşılması imkansız düzeyde Birinci Anayasa Değişikliği ve görüş ayrımcılığı sorunlarını beraberinde getirir" değerlendirmesinde bulundu.

Son bir buçuk yıldır Trump’ı güçlü bir şekilde destekleyen Carr, Trump’ın konuşmasını takip ettiğini açıkça gösterdi.

Carr, Beyaz Saray’ın konuşmaya dair canlı yayın linkini yeniden paylaşırken, yayın başlamadan hemen önce sosyal medya hesabında televizyon ve göz emojileriyle birlikte "Haber geliyor" yazdı.

FCC Başkanı Carr, kurumun Beyaz Saray’ın yönetiminden bağımsız olması gerektiği yönündeki geleneksel yaklaşımı da reddediyor. Bu duruş, Trump’ın ilk dönemindeki FCC başkanı ve onlarca yıldır her iki partiden gelen kurum liderlerinin izlediği çizgiden sapma anlamına geliyor.

ABD Yüksek Mahkemesinin geçen ay verdiği bir karar, başkanın bu tür kurumlardaki liderleri görevden alma yetkisini onaylamıştı.

Birçok uzman bu kararın kurumların bağımsızlığını zedeleyeceği görüşünü paylaşıyor.

Demokratlar ise Trump’ın son çağrılarını hızla reddetti.

FCC'nin tek Demokrat komisyon üyesi olan Anna Gomez, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

"Yayıncıların, her iki partiden başkanlar döneminde de verdikleri editoryal kararların aynısını verdikleri için lisanslarını kaybetmeleri gerektiğini savunmak gülaünçtür. Bu editoryal kararlar Birinci Anayasa Değişikliği ile korunmaktadır ve FCC’nin, tamamen siyasi bir konuşmayı yayınlamayı reddettiği için bir istasyonu cezalandırma yetkisi yoktur. Bu, yayıncıları sindirmeye yönelik açık bir girişimdir ve FCC bunun bir parçası olmamalıdır."

Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Telekomünikasyon Alt Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Doris Matsui de Carr’ın son dönemdeki medya soruşturmalarına atıfta bulunarak endişelerini dile getirdi.

Matsui, Politico'ya yaptığı açıklamada, "Başkan Carr’ın yayıncılara karşı siyasi amaçlı şikayetleri işleme koyma sicili göz önüne alındığında, Başkan Trump’ın lisans iptali tehditleri ciddiye alınmalı ve reddedilmelidir. Başkan Carr, bu tehditlere göre hareket etmeyeceğini ve FCC'nin siyasi bir intikam aracı olarak kullanılmasına izin vermeyeceğini net bir şekilde açıklamalıdır" dedi.

Carr’ın sözcüleri, Matsui’nin bu açıklamalarına ilişkin sorulara da yanıt vermedi. Carr ise yasaları tarafsız bir şekilde uyguladığını savunuyor.

FCC Başkanı, bu baharda Disney’e ait sekiz kazançlı ABC istasyonunu planlanandan yıllar önce incelemeye aldığında iki partinin de tepkisini çekmişti.

Normal şartlarda bu istasyonların lisans süreleri en erken 2028 yılına kadar dolmuyordu. Carr bu kararı uzun süredir devam eden bir çeşitlilik araştırmasına dayandırsa da eleştirmenler, Trump’ın Jimmy Kimmel gibi sunuculara yönelik son dönemdeki öfkesi nedeniyle zamanlamayı sorgulamıştı.

ABC televizyon şebekesi, Carr’ın incelemelerine karşı mücadele yürütüyor. Şirket, izleyicilerinden ve topluluk liderlerinden kuruma destek mesajları göndermelerini talep etti. Bunun sonucunda son haftalarda kuruma on binlerce yorum ulaştı.

Lisans iptali ihtimali masada durmakla birlikte, bunun gerçekleşmesi uzun bir süreç gerektirebilir. ABC’nin, lisanslarının iptal edilmesini talep eden muhafazakar dilekçelere yanıt vermek için 5 Ağustos’a kadar süresi bulunuyor.

Bu aşamadan sonra Carr, konuyu bir idari duruşmaya sevk edip etmeyeceğine karar verecek. Carr ayrıca, NBC’nin sahibi olduğu istasyonların lisanslarını da erken inceleme kapsamına alabilir.

Duke Üniversitesi Hukuk Fakültesi İnovasyon Politikası Merkezi Eş Direktörü Stuart Benjamin, Carr’ın Trump’ın şikayetlerini sürece dahil etsin ya da etmesin, mahkemelerin lisans iptali yönünde bir kararı onaylayacağından şüphe duyduğunu belirtti.

Benjamin, "Belgelerin olabildiğince hukuki bir dille hazırlanacağını düşünüyorum, her ne kadar hepimiz bunun arkasındaki gerçek nedeni bilsek de. Bunu inceleyecek bir yargıcın da bu konuda pek şüphesi olmayacaktır" dedi.