
YDH- İtalyan L'Espresso gazetesinde yayımlanan analizde, Batılı ülkelerin geçmişte cihatçı hareketlerin önde gelen isimlerinden biri olarak görülen Colani'yi kısa sürede "meşru bir devlet başkanı ve stratejik ortak" olarak kabul ettiği belirtildi.
Analizde, bu dönüşümün temel nedeninin ise “Suriye'nin enerji ve ticaret koridoru olarak taşıdığı jeopolitik değer” olduğu vurgulandı.
Analizde, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 7 Temmuz'da Şam'a yaptığı ziyaret sırasında meydana gelen bombalı saldırının, HTŞ rejiminin karşı karşıya bulunduğu “güvenlik sorunlarını” ortaya koyduğu belirtildi.
Macron'un toplantısı sürerken Four Seasons Oteli yakınında düzenlenen iki ayrı patlamada bir kişinin öldüğü, 36 kişinin yaralandığı, Colani’nin ise güvenlik birimlerinden aldığı uyarıyla saldırıdan anında haberdar olduğu aktarıldı.
L'Espresso, eş- Colani’nin Irak'ta el-Kaide saflarında savaştığını, daha sonra Nusra Cephesi'ni kurduğunu ve nihayetinde HTŞ lideri olarak Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinde belirleyici rol oynadığını hatırlattı.
Analize göre aynı isim, bugün takım elbiseyle Batılı liderleri ağırlarken, geçmişi ise Batılı başkentler tarafından büyük ölçüde “göz ardı” ediliyor.
Makalede, ABD Başkanı Donald Trump'ın Colani hakkındaki ödülü kaldırdığı ve Suriye'yi "teröre destek veren ülkeler" listesinden çıkardığı hatırlatılarak, Washington'un güvenlik söylemini hızla değiştirmesinin siyasi olduğu kadar “ekonomik hesaplarla” da bağlantılı olduğu savunuldu.
Analize göre “Batı'nın asıl ilgisi, savaş sonrası Suriye'nin yeniden inşasından çok, ülkenin Hürmüz Boğazı'na alternatif bir enerji ve lojistik koridoruna dönüştürülmesi ihtimali” üzerinde yoğunlaşıyor.
L'Espresso, Akdeniz kıyısındaki limanları ile Türkiye, Ürdün ve Lübnan'a açılan kara bağlantıları sayesinde Suriye'nin Körfez petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılmasında kritik bir güzergâha dönüşebileceğini belirtti.
HTŞ rejimi Gümrük ve Sınır İdaresi Başkanı Mazen Alluş'un, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ardından bölge ülkelerinin Akdeniz limanlarına erişim için HTŞ rejimine başvurduğunu söylediği aktarılırken, Irak'ın da petrolünü kara yoluyla Banyas Limanı'na ulaştırmaya başladığı ifade edildi.
Analizde, HTŞ rejiminin Mısır gazını Ürdün ve Suriye üzerinden Lübnan'a taşımayı hedefleyen Arap Doğalgaz Boru Hattı'nı yeniden devreye sokmaya çalıştığı, bunun da Suriye'yi bölgesel enerji denklemine yeniden dahil etme stratejisinin parçası olduğu belirtildi.
Ancak L'Espresso, bu ekonomik vizyonun “ciddi güvenlik sorunlarıyla” gölgelendiğini vurguladı. Analize göre, ülkede halen binlerce IŞİD mensubu faaliyet gösterirken, eski yönetime bağlı silahlı gruplar ve kuzeydoğudaki diğer güç odakları yeni yönetim açısından “önemli tehdit” oluşturmaya devam ediyor.
Analizde ayrıca, Trump'ın HTŞ rejiminden Lübnan'da Hizbullah'ın denetlenmesinde rol üstlenmesini istediği, ancak Colani’nin bu süreçte doğrudan çatışmanın dışında kalmayı tercih ettiği kaydedildi. Buna rağmen Suriye'nin Lübnan'da daha etkin hale gelmesinin Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu artırabileceği ve bunun İsrail açısından yeni bir “stratejik kaygı” oluşturduğu değerlendirmesi yapıldı.
L'Espresso, Macron'un ziyareti sırasında Fransa'nın Esed ailesine ait el konulan varlıklardan 50 milyon doları Suriye'ye aktarmayı kabul etmesini ise yalnızca mali bir destek değil, Batı'nın HTŞ rejimine verdiği “siyasi meşruiyetin” sembolik göstergelerinden biri olarak yorumladı.