
YDH- Foreign Policy dergisi, Gazze ve Lübnan'daki savaşların İsrail savunma sanayisini uluslararası alanda giderek daha fazla siyasi baskıyla karşı karşıya bıraktığını yazdı.
Analize göre küresel silah talebi azalmazken, İsrailli savunma şirketleri bu baskıyı aşmak için giderek daha fazla "Amerikan şirketi" kimliğine yöneliyor.
Foreign Policy'de yayımlanan analizde, hidrojen yakıtlı İHA üreticisi Heven AeroTech'in çoğu zaman "İsrail'in ilk savunma teknolojisi unicorn'u" olarak tanımlandığı, ancak geçen ay Paris'te düzenlenen Eurosatory Savunma Fuarı'nda şirket temsilcisinin firmanın merkezini "Dulles, Virginia" olarak tanıttığı belirtildi.
Analizde bunun teknik olarak doğru olduğu, çünkü şirketin geçen yıl ABD'de yeni genel merkez açtığı ifade edilirken, fuarda Amerikan kimliğini öne çıkarmasının başka bir avantaj daha sağladığı kaydedildi. Buna göre Heven, Gazze ve Lübnan'daki İsrail saldırıları nedeniyle stantları bariyerlerle ana fuar alanından ayrılan İsrailli şirketlerin karşılaştığı muameleye maruz kalmadı.
Dergiye göre, Paris'teki fuarda yaşananlar önemli bir “çelişkiyi” ortaya koydu. İsrail'in yürüttüğü savaşlara yönelik uluslararası tepkiler İsrail silahlarının pazarlanmasını zorlaştırırken, bu silahlara yönelik küresel talepte kayda değer bir azalma yaşanmadı. Buna karşılık Fransa'nın İsrailli şirketleri fuar alanında bariyerlerle çevrelemesi, askeri çatışmalara ilişkin meşru siyasi tartışmayı "garip bir gösteriye" dönüştürme riski taşıdı.
Fransa'nın fuardan önce İsrail'e, hükümet temsilcilerinin katılamayacağını ve İsrailli şirketlerin taarruz silahlarını sergileyemeyeceğini bildirdiği, bunun 2024'te getirilen ve daha sonra Fransız mahkemelerince ayrımcı bulunan tam katılım yasağına göre daha hafif bir yaptırım olduğu hatırlatıldı.
Ancak fuarın açılmasından kısa süre önce Fransız yetkililerin stantları denetlediği ve İsrailli şirketlerin getirilen şartlara tam olarak uymadığı kanaatine vardığı, bunun üzerine organizatörlerin çok sayıda İsrail standının etrafına bariyer yerleştirdiği aktarıldı.
Foreign Policy'nin sorularını yanıtlayan Fransa Savunma Bakanlığı ise İsrail'e yalnızca hava savunma ve füze savunmasına ilişkin sistemlerin sergilenebileceğinin açık şekilde bildirildiğini ifade etti.
Bakanlık, Hamas'ın 7 Ekim 2023 operasyonunu kınadığını belirtirken, Gazze ve Lübnan'daki İsrail askeri saldırıları ile Batı Şeria'daki aşırılık yanlısı yerleşimci şiddetine atıf yaparak, "Çatışmaların siyasi yollarla çözümünü desteklediğimiz için Gazze, Batı Şeria veya Lübnan'da kullanılabilecek silahların Fransa topraklarında tanıtılmasını kabul edemeyiz." açıklamasını yaptı.
Fransa'nın kararına İsrail'in sert tepki gösterdiği, Tel Aviv'in Paris yönetimini "İsrail'in taarruz amaçlı savunma sistemlerini" “haksız” biçimde hedef almakla suçladığı aktarıldı. Analizde bu ifadenin, taarruz ve savunma silahları arasındaki ayrımın ne kadar tartışmalı olduğunu gösterdiği değerlendirmesi yapıldı.
Öte yandan bazı İsrailli girişimcilerin kurduğu savunma şirketlerinin artık kendilerini Amerikan şirketi olarak tanıttıkları için söz konusu kısıtlamalardan etkilenmediği belirtildi.
Washington merkezli robotik şirketi Shifters'ın fuarda İsrail kökenine dair herhangi bir işaret taşımadığı, İsrail stantlarının hemen yanında yer alan ABD'li Ondas şirketinin ise satın aldığı çok sayıda İsrail İHA şirketinin teknolojilerini kendi standında sergilediği ifade edildi.
İsrail savunma sektörüne yatırım yapan bir girişim sermayesi yatırımcısı da dergiye yaptığı değerlendirmede, "Gerçek şu ki herkes Amerikalı gibi görünmeye, Amerikalı gibi kokmaya ve Amerikalı gibi davranmaya çalışıyor." dedi.
İsrail şirketleri ABD'ye yöneliyor
Foreign Policy, İsrail savunma şirketlerinin Amerikan kimliğine yönelmesinin yalnızca Gazze ve Lübnan'daki savaşlar nedeniyle oluşan siyasi baskılardan kaynaklanmadığını da vurguladı.
Analize göre, İsrailli teknoloji girişimlerinin ABD'de şirket kurma eğilimi, 2023 yılında Başbakan Benyamin Netanyahu ile sağ koalisyon hükümetinin yargı reformu girişimleri sırasında hız kazandı.
Haberde, söz konusu reformların hukukun üstünlüğünü zayıflatabileceği, fikri mülkiyet haklarını riske atabileceği ve yabancı yatırımcıları tedirgin ederek İsrail'in teknoloji sektörünü yurt dışına yöneltebileceği yönündeki uyarılar hatırlatıldı.
İsrail merkezli girişim danışmanlığı şirketi S Cube'un kurucusu ve Üst Yöneticisi Gidi Şalom Bendor, "O dönemde birçok şirket İsrail'deki durumdan endişe duyuyordu. Yüzde 80'den fazlası Delaware'de şirket olarak kayıt yaptırdı." dedi.
Analizde, yargı reformu krizinin en yoğun döneminin geride kalmasının ardından bu eğilimin yavaşladığı, ancak İsrail savunma şirketlerinin uluslararası faaliyetlerini büyük ölçüde ABD üzerinden yürütmeye devam ettiği ifade edildi.
Silah ihracatı büyümeyi sürdürüyor
Foreign Policy, uluslararası siyasi baskılara rağmen İsrail'in savunma ihracatında büyümenin devam ettiğine dikkat çekti.
İsrail Savunma Bakanlığı'nın verilerine göre ülkenin savunma ihracatı son on yılda dört kat artarken, 2025 yılında 19,2 milyar dolarla tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu rakamın bir önceki yıla göre yaklaşık üçte birlik artış anlamına geldiği belirtildi.
İHA navigasyon sistemleri geliştiren ASIO Technologies'in Üst Yöneticisi Tomer Malchi, şirketinin yurt dışı satışlarında herhangi bir sorun yaşamadığını söyledi.
Malchi, özellikle Asya ülkelerinin İsrail teknolojisine yoğun ilgi göstermeyi sürdürdüğünü belirterek, "Asya, İsrail teknolojisine gerçekten büyük ilgi gösteriyor. Bu ülkeler yerel siyaseti, Amerikan siyasetini ya da Avrupa siyasetini umursamıyor; sadece güvenebilecekleri iyi bir ürün istiyorlar." dedi.
Malchi ayrıca Avrupa'da, özellikle NATO'nun doğu kanadındaki ülkelerden de yoğun ilgi gördüklerini ifade ederek, bu ülkelerin siyasetten çok savunma kapasitesi, bağımsızlık ve dayanıklılık inşa etmeye odaklandığını söyledi.
"İş iştir"
Devlete ait İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii'nin (IAI) Başkanı Boaz Levy ise Eurosatory'deki Fransız uygulamalarından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
IAI'nin fuarda bariyerlerle kapatılmayan az sayıdaki İsrail şirketinden biri olduğu belirtilirken, şirket standının oldukça sınırlı tutulduğu kaydedildi.
Levy, "Bunu sevmiyoruz. Hatta bundan da öte, bu tür bir yaklaşımı reddediyoruz. Ama iş iştir. Paris'e müttefiklerimizle, şirketlerle ve müşterilerimizle görüşmek için geldik ve bunu başardık." ifadelerini kullandı.