ABD, Süveyda dosyasını Şam-Tel Aviv anlaşmasına bağlıyor

23 Temmuz 2026

Washington'un Süveyda soruşturmalarına verdiği desteğin, Şam ile Tel Aviv arasında güvenlik anlaşmasını hızlandırmayı amaçlayan baskının parçası olduğu belirtildi.

YDH- Süveyda'da geçen yıl yaşanan ve 1700'den fazla kişinin hayatını kaybettiği katliamların yıldönümünde, HTŞ rejiminin olaylara ilişkin yargı sürecini başlattığını açıklaması Washington'dan destek gördü.

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi, aynı zamanda Türkiye Büyükelçisi Thomas Barrack, soruşturmaları "hesap verebilirlik ve ulusal uzlaşma açısından önemli bir adım" olarak nitelendirdi.

Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada, Süveyda'da işlenen ağır suçlarla ilgili sanıkların yargı önüne çıkarılmasının devlet kurumlarına güvenin yeniden tesis edilmesi açısından önemli olduğunu savundu. ABD'li yetkili, HTŞ rejimini "hesap verebilirlik sürecini ilerlettiği ve ülkenin yeniden birleşmesini desteklediği" gerekçesiyle övdü.

Barrack ayrıca Süveyda'nın geleceğinin "egemen bir Suriye'nin parçası" olduğunu belirterek, Dürzilerin çatışmayı geride bırakmış, barış ve istikrar yönünde ilerleyen bir Suriye'de temel unsurlardan biri olması gerektiğini ifade etti.

ABD'li temsilci, paylaşımında Süveyda olaylarını araştırmak üzere kurulan Ulusal Soruşturma Komisyonu Sözcüsü Ammar İzzeddin'in açıklamalarına da yer verdi. İzzeddin, HTŞ rejiminin Adalet Bakanlığı’nın komisyonla koordinasyon içinde olaylara karıştığı belirtilen kişiler hakkında yargı sürecini başlattığını duyurmuştu.

Süveyda dosyası güvenlik anlaşmasının önündeki engel

Barrack'ın açıklamaları, Washington'un Şam ile Tel Aviv arasında bir güvenlik anlaşması imzalanması yönündeki baskısını sürdürdüğü bir dönemde geldi.

HTŞ rejimi, böyle bir anlaşmayı İsrail'in eski yönetimin devrilmesinden sonra işgal ettiği bölgelerden çekilmesine ve 1974 Ateşkes Anlaşması'nın temel alınmasına bağlarken, Süveyda dosyası da müzakerelerin en önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.

İsrail'in desteklediği fiili özerk yönetimin lideri Şeyh Hikmet el-Haceri'nin Süveyda'nın geleceğini İsrail'le ilişkilendiren söylemleri ve ayrılıkçı tutumu, HTŞ rejiminin lideri Colani’nin merkezi otoriteyi yeniden tesis etme hedefiyle doğrudan çelişiyor.

Katliamların ardından, HTŞ rejiminin Savunma Bakanlığı’na bağlı aşiret güçleriyle yaşanan çatışmalar sonrasında Süveyda'daki silahlı grupların "Ulusal Muhafız" adı altında tek çatı altında toplandığı, yerel bir yönetim oluşturulduğu ve geçici yönetimin kente yönelik sıkı abluka uygularken yalnızca belirli aralıklarla insani yardım girişine izin verdiği belirtiliyor.

Washington'un yeni bölgesel planı

El-Ahbar, Barrack'ın açıklamalarının yalnızca soruşturmalara verilen destek olarak değil, Süveyda krizine siyasi çözüm dayatmayı amaçlayan Amerikan baskısının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Soruşturma komisyonu hükümetin olayların taraflarından biri olduğu gerekçesiyle tarafsız bulunmuyor. Ayrıca Dürzilere yönelik kışkırtıcı söylemlerin sürmesi de soruşturmanın güvenilirliğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

Washington son dönemde HTŞ rejimini Lübnan dosyasında daha etkin rol üstlenmeye ve Hizbullah'a karşı yürütülen mücadeleye dahil etmeye çalışırken, Colani ABD'nin bölgedeki "tercih edilen ortağı" haline geldi. Bu çerçevede ABD, Şam'la ortaklığı güçlendirmek amacıyla SDG'ye verdiği desteği geri çekerek örgütü "özerk yönetimini dağıtmaya" zorladı.

İsrail Süveyda'dan vazgeçmek istemiyor

İsrail ise Süveyda dosyasını, "Dürzileri koruma" söylemi sayesinde Suriye sahasında elde ettiği “benzeri görülmemiş stratejik kazanımlardan biri” olarak görüyor ve bu nüfuzdan kolay kolay vazgeçmeye niyetli görünmüyor.

Bu nedenle Barrack'ın açıklamalarının sonuçlarının değerlendirilmesinden önce İsrail'in vereceği tepkinin izlenmesi gerekiyor. Washington'un nihai hedefi Süveyda'nın yeniden Şam'ın kontrolüne dönmesini sağlamak ve bunu da Suriye ile İsrail arasındaki “normalleşme” sürecinin önemli bir aşaması haline getirmek.